1 Mayıs 2018 İstanbul Mitingiyle İlgili Düşüncelerim

31655429_2123840614307516_1345020174687797248_o

*Mitingdeki insan sayısı tahminiyle ilgili hiçbir şeye inanamıyorum. Kendi tahminlerime bile. Aklıma bir 70, 80 bin sayısı geldi ama bunu destekleyecek hiçbir bilimsel argümana sahip değilim.

*Yazın bu alanda Kılıçdaroğlu’nun mitingine katılmıştım. O mitinigin resmi sayısı 175 bindi ama valiliğin yanlış sayı verme ihtimali çok yüksek. teyit.orgdiye bir site var. İnternetteki bütün asparagas haberleri ve kepsleri oradan sorgulatabilirsiniz. Güven veren bir site. Orada Adalet mitinginin 100 bin ile 700 bin arasında olması gerektiği yazıyor. Bu aralık çok yüksek bir aralık yalnız. Havadan çekilen fotoğraflar daha iyi fikir veriyor. 1 Mayıs mitinginin Adalet mitinginin yarısı falan olduğu görülüyor. Sanırım 100-200 bin arası makul bir sayı.

*Unutmamak lazım ki bu ülkede bir 2015 senesi yaşandı ve insanlar sokaktan çekildiler. Öyle değil diyenler var mı?

*2016, 2017 1 Mayısları 10-20 bin insan tarafından kutlanmıştı. Sayı olarak önemli bir artış olduğu gözlemleniyor.

*Sayıların çok önemli olduğunu düşündüğümü her fırsatta belirtmek istiyorum.

*Sayılar demişken, Türkiye dünyada 1 Mayıs’ın en kitlesel kutlandığı ülkelerden biriymiş. Yani Taksim serbest olsa 500 bin kişilik bir meraklısı vardır 1 Mayıs’ın. İlginç. Peki Türkiye’de sol dünyadaki en güçlü sol hareketlerden birisi mi? Değil. Neden böyle? Çünkü insanlar ritüellere bayılırlar. 1 Mayıs, Türkiye’de ritüel oluşturacak çok şey yaşamıştır. Bir de Türkiye’de toplum içerisinde çok derin yaşam tarzı ve kimlik yarılmaları vardır. Ekonomi de iyi değildir. Böyle olmayan bir ülkeyi kıyamete kadar yönetebilirsiniz. Örneğin toplumsal kesimleri arasında derin kültürel ve kimliksel uçurumları olmayan ve ekonomisi çok iyi olan Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerini kıyamete kadar yönetebilirsiniz. Fakat Türkiye’deki feyk “toplumsal barış” akacak mecra buldu mu akmaktan geri durmuyor. Üstüne üstlük son dönemlerde toplumdaki yarılma ve kutuplaşmalar neredeyse geri dönülemez bir şekilde keskinleşti. Akacak mecra (miting, eylem, seçim, linç, özerklik, cesaretli toplumsal davranış deklarasyonu) bulundu mu akılıyor. Fakat bunun için biraz sonucu garanti hissetmesi lazımdır…

*Taksim ısrarını hiçbir zaman savunmadım ben çünkü olacakları hepimiz tahmin ediyoruz. 1500 kişi gazı yeyip, dağılıyoruz. Bu halk o 1500 kişiyi yalnız bırakıyor ve onlarla ilgili çok kötü düşünceler geliştiriyor. İzinli yerde yapılınca 100 binlerce kişi gelip bir nebze de olsa politikleşiyor işte. “Mal” bu, yapacak bir şey yok.

*Maltepe’nin sembolik anlamı var mıdır? Hatıralarda nahoş şeyler mi barındırır orası? Bence çok da değildir ama öyledir diyeni anlarım. O zaman Kazlıçeşme. Newroz’lar hep orada kutlanıyor.

*Burada önemli olan genç nesillerin alan gelip büyük bir kalabalıkla karşılaşması ve sol ideolojiye ilgi duymaları bence. Emekçi yanlarını düşünmeleri, sorgulamaları. Yakın çevrelerinde hiç de tanık olmadıkları büyük bir gelişkinlik, niteliklilik haliyle karşılaşmaları. Ama bakıyorum 2 Mayıs’ta devrimin işaret fişeğinin atılması gerektiğini düşünenler var.

*100 binlere ancak izinli miting koşullarında ulaşılır. Gelmezler. Diri unsurların bile yarısı gelmez Taksim ısrarında.

*İsmi lazım değil bir sosyalist “partinin” pankartının arkasında saydım 12 kişi vardı. Bu, olmaz arkadaşlar. Bu fotoğrafı vermeye hakları da yoktur bu insanların. Bu insanlar iradeyle likidasyon kararı alsalar yeridir bence. Solcuların birleşmesi ile ilgili herkes bir şeyler söylüyor ama bir olursa neler olabileceğinden kimse bahsetmiyor. Bugün solcuların birleşmesini engelleyen iki şey vardır: Kürt siyasetine bakış açısı ve yöneticilerin kişisel husumetleri. Türkiye, sosyalizm programları tartışmaları yürütülebilecek bir ülke değildir bana göre. İster dövün ister sövün. Kürt siyasetine küfür etmeyen önemli bir toplam ortaya çıkıp birleşmeli. Ama ortaya çıkacak sinerji küçücük grupları sarsmalı, onları likide veya absorbe etmeli. Bir de böyle denenmeli. Olmadı, herkes 1000 kişilik partisini tekrar kurar. Başarısız olunursa halkın ruhu duymaz, merak edilmemeli. Provokasyon sosuna bulandırılmış ama gerçek düşüncelerin ifadesiydi bu paragraf.

*Bir, provokatif bir tarzla gerçek düşüncelerin iletimini de öğretmenler için yapalım. Türkiye’deki öğretmenleri beğenmiyorum. Toplumun ortalamasından az buçuk ilerideler bana göre ama buna rağmen, hak etmedikleri ve altını dolduramadıkları bir itibara sahipler. Öğretmenim deyince bütün kapılar açılıyor, her şey kolaylaşıyor. Yalan mı? Oysa bu öğretmenlerin “bayan” olanlarının sohbet konuları kına, nişan, kayın, birinci doğum, ikinci doğum… Errrkek olanlarının sohbet konuları hangi arabanın daha az yaktığı, Türk futbolu ve niteliksiz abazan muhabbeti (Hımm, demek ki nitelikli abazan muhabbeti diye bir şey de varmış.) Eğitim-Sen en fazla üye sayısına sahip örgüttür. Öğretmen sayısı neredeyse bir milyondur çünkü. Buna rağmen bakıyorsunuz dünyadaki en çok tatile sahip maaşlı gruplardan biri olan Türkiye devlet öğretmenleri kıçlarını kaldırıp da 1 Mayıs’a gelmiyorlar. Eğitim-Senli apoletiyle duyarlı ve gelişkin birey unvanını da cebe atıyorlar, hak etmedikleri ve altını doldularamadıkları itibarlarını iki katına çıkarmayı biliyorlar ama piyasada yoklar. TR’de üç şey hiç olmayacak: İnsanlar buğday birasına ilgi göstermeyecekler, bir Türk takımı ŞL alamayacak, öğretmenler devrimin önemli bir ittirici gücü olmayacaklar… Traji komik bir Eğitim-Senli sayısı vardı.

*Kürsüdeki konuşmalarda neler deniyor diyen bir kişi bile olduğundan süpheliyim.

*DİSK korosu sahne aldı ve çok amatör bir performans sergiledi. Böyle olacaksa olmamalı. Daya Bandista’yı, Şehir Işıkları’nı, Kardeş Türküler’i olmadı bir türkü bar grubunu, canavar gibi milleti coştursun.

*Enternasyonal marşı çok uzun.

*TR’de 1 Mayıs, KESK, DİSK, TMMOB ve TTB ne derse o şekilde kutlanır. Daha doğrusu bu örgütlerin yönetimlerinde bulunan CHP, HDP ve sol örgüt mensubu insanlar ne karar verirse o şekilde kutlanır. Bunlar her sene Taksim’i devlete yedirmeye çalışırlar. 2015’ten sonra bunu başaramayacaklarını biliyorlar. Daha doğrusu 2015’ten sonra kaybedilmiş olan sokağın son demlerini de kaybetmek istemiyorlar. An itibariyle. Belki ileride dengeler değişir.

*Sağcılar ve devlet kurumları istedikleri taklayı atsınlar, 1 Mayıs eşittir sol bir şey.

*Hayatta iki ritüeli severim. Biri 1 Mayıs ritüelleri diğeri de ŞL finali ritüelleri. İkisi de mayıs ayında olur.

*İlk 1 Mayıs’a, bir bebeyken 1995’te Ankara’da katıldım. Korkudan CHP konvoyuna girmiştim  Oysa gönlüm sol partilerden yanaydı.

*TR’de sokak hareketliliklerinin de etkisi kısa sürelidir. Hele hele SM sonrasında… Dün mitinge katılanların önemli bir bölümü için dün dünde kalmıştır. Bu insanlar seçimleri daha çok düşünmektedirler.

*Sınıfsal refleksler değil yaşam tarzı, kimlikler, tarihsel semboller… Tekrarlayalım. TR’de insanlar şu ikinci gruptakiler üzerinden politikleşirler. Keşke birincisi olsa.

Hamiş 1. Yazım yanlışlarına bakamayacağım.

Hamiş 2: Yorum bölümünde bel altı vurmayınız.

Hamiş 3: Geçen sene 1 Mayıs’ta mecburen bir tatile gittim ama bir daha böyle bir şey yapmayacağım. Söz.

Alakasız Hamiş: Bir daha sikindirik tişört satın almayacağım.

Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.