Aceto Blog Kapandı

49800236_1462614147207482_3449475684970266624_n

Yazılarımla başınızın belası veya hayatınızın renklerinden biri olduğumu düşünüyorsanız, her iki durumda da bunu Aceto Blog’a borçluyuz…

Kimdir, nedir Aceto Blog?

Şu anda Sabah gazetesinde spor yazarlığı, Bein Digiturk’te de futbol yorumculuğu yapan Bülent Timurlenk’in blogudur.

2006 yılında başlattığı Aceto Blog’da artık yazmayacağını, yakın zamanda Twitter üzerinden duyurdu. Blogun adı biraz uzun: acetobalsamico.blogspot.com Aceto Balsamico bir İtalyan sosu ve blog yazmaya başlamayı düşündüğünde masada ondan varmış. Sonra ismi uzun olunca acetoblog.com adını almıştı. Şu anda o adres kapalı ama blogspot adresi açık. Kendisini kısaca “Aceto” denirdi.

İtalyan dili ve edebiyatı mezunu olan Timurlenk, daha önce çeşitli dergi ve gazetelerde spor yazarlığı yapmıştı. Bir de Galatasaray kulübünde birtakım görevler icra etti.

Blog çok meşhur oldu çünkü çok iyiydi. Bloglar, SM terör örgütü yani Facebook, Twitter ve Instagram, ortaya çıkmadan önce ortalığı kasıp kavuruyorlardı.

Ana akım medyada yer bulamayan ama oldukça nitelikli insanlar blog yazmaya başladılar. Ben Aceto’yu takip ederdim en çok… Flying Dutchman başlığıyla yazarlık yapan Fırat Topal’ı da takip ederdim. Hatta kendisiyle, şu anda olmayan ve aslında varken de var olmayan Sol gazetesi için bir röportaj yapmıştım. Borges adıyla yazarlık yapan, çoklukla Alman futboluyla ilgili yazan ve sıklıkla bunalım, bohem takılan yazarı da takip ederdim. Hatta o yazar da sonra Digiturk yorumcusu oldu. Bence iyi yapamıyor yorumculuğu, yazarlığı çok daha iyi.

Aceto blogu açtıktan bir yıl sonra kendisinden haberim oldu. 15 Eylül 2008 yılında da sinema üzerine blogumu oluşturdum. marlonbarando.blogspot.com adresi üzerinden sinema yazmaya başladım. Toplamda 20 takipçiye ulaşmıştım. Takipçi iki, üç ayda bir geliyordu ve biz yeni takipçi gelince arkadaşlarla rakı masası kurup, olayı kutluyorduk. Ben, tadı çok kötü olan o şeyi içmiyordum tabi…

Disiplinli bir şekilde yazmama rağmen büyük bir popülarite elde edemedim. Şimdi baktığımda çok da iyi yazmıyormuşum. Bir kere paragraf atmıyordum ki skandal! Ayrıca yazım yanlışları gırlaymış…

Sonra 2011 yılında aktif siyasete başladım. Artık sadece sinema yazmak istemiyordum ve yeni bir blog açtım. boyunegme.blogspot.com. Orada da karışık mevzulardan bir dolu yazı yazdım.

Sonra Facebook ve diğer terör örgütü SM enstrümanları hayatımıza girdi. Artık bloglar işlevsiz olmaya başladılar. Özellikle Twitter çok kolay ve ucuz bir okuma olanağı, düşünce açıklama olanağı sunmaya başladı. Popülarite de getirdi birçok insana. İnsanın popülarite için yapmayacağı şey yoktur…

Benim hayatımda da değişiklikler oldu. Sinema eskisi kadar hayatımda yer almamaya başladı. Boyun Eğme iddiasının altını dolduramamaya başladım. Aktif siyaseti bıraktım fakat yazma hevesi geçmek bilmiyordu. Dokuz yaşımdan beridir olan bir şeydi bu. Facebook üzerinden geyik muhabbeti ve çok boyutlu kültürel hizmet sunan yazılar yazmaya başladım. Popülarite o zaman geldi işte. Tanımadığım/tanımadığım bir sürü insan bana olumlu dönütlerde bulundular.

İşte böyle… Yazılarımla hayatınızda iyi veya kötü bir şekilde varsam bunu Bülent Timurlenk’e borçluyuz.

Peki, onlara ne oldu?

Hepsi Twitter’a geçtiler ve eskisi gibi nitleikli üretimler yapamamaya başladılar. Veya daha az… Takipçilerin zihinsel dünyalarını bloglar değil SM dolduruyor artık. Oysa o bloglardaki nielikli ve uzun yazıları SM’de göremiyoruz. Okuma tembelliği denen şey SM sayesinde daha da arttı. Saçma sapan şeyler okuma oranı da arttı. SM mutlaka hayatımıza yararlı şeyler soktu, bunları görmezden gelemeyiz ama götürdükleri daha fazla. Hatta epeyce fazla, bu yüzden terör örgütü…

Nitelikli blogların olduğu ve bizim onları takip ettiğimiz yılları özlüyorum. SM’nin allah belasını versin!

Teşekkürler Aceto ve diğerleri… Hayatıma çok büyük katkı sundunuz…

Sabah paylaştığım görsel, onun blogunda kullanılan ikon gibi bir şeydi.

Yazmaya devam ama önümüzdeki yıllar neleri değiştirecek bilemiyoruz. Bunları da seve seve kabul edeceğiz.

Ah kimselerin dermanı yok uzun yazıları okumaya… Edip Süreyyya

Alakasız Not: Bazen geyik muhabbeti olsun diye Iphone’un yapay zekası Siri’ye küfür ederim. Melo hemen devreye girer ve arayı düzeltmeye çalışır: Aslında onu demek istemedi Siri, kusurumuza bakma olur mu?

Bu yazı Diğer, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.