AVRUPA FUTBOLUNDA SON DURUM

Neredeyse her sene böyle bir değerlendime yazısı yazmaya çalışıyorum. Bu sene de yapalım.

Avrupa futbolu çünkü en iyiler orada. Dünyanın en iyi 150 futbolcusunu her sene UEFA Şampiyonlar Ligi (yazının geri kalanında ŞL diye anılacaktır) çeyrek finalinde görebilirsiniz. En iyilerden olup da bunun dışında kalan çok az futbolcu vardır.

ŞL ile devam edelim. Her sene düzenlendiği için belki farkına varamıyoruz veya Dünya Kupası-Avrupa Şampiyonluğu turnuvaları milliyetçi duyguları kabarttığından da olabilir, ama ŞL en kaliteli futbol organizasyonudur. Dört yılda düzenlenen ülke turnuvalarında “sürprizler” yaşanabilir ama ŞL’de sürprize pek yer yoktur. En iyi 150 futbolcunun, sayıca en fazlasının barındıranlar bu turnuvayı kazanıyorlar.

Bu sene öyle oldu. Geçen sene de öyle olmuştu. Gelecek sene de öyle olacak. Ondan sonraki sene de…Belki 20 yıl sonra ve bir sonraki de 30 yıl sonra yaşanmak kaydıyla bir sürpriz olabilir ŞL’de.

Seyit Ömer, merhaba.

Barcelona kazandı ŞL’yi. 1992’den sonraki dönem için de Real Madrid’i yakaladı. Ayrıca kendi liginde de lig ve kupa kazandı. Buraya döneceğiz.

Bu seneki ŞL turnuvası için söyleyeceklerimiz son üç, dört sezon için aynı. Kupayı Real Madrid, Barcelona veya Bayern Münih’ten birinin kazanmaması büyük sürpriz olur. Dünyada tek başına ŞL kazandırabilecek iki futbolcu vardır. Messi ve Ronaldo. Birkaç ay sonra 31 yaşında olacak Ronaldo, bence bir daha ultra süper bir sezon yaşamayacak. Yine aynı sürede 29 yaşında olacak Messi ise bir tane daha ultra süper sezon yaşayacak. Cruyff ve Beckenbauer’den beridir aynı anda iki ultra süper futbolcu izlemedik ve bu büyük bir şans. Ben Messi’nin kategori dışı olduğunu düşünüyorum ama karşısında tek başına her şeyi yapabilecek bir oyuncu olduğu da gerçek. Bunlardan biri ŞL’yi kazandırabilir rahatlıkla. Ultra süper bir oyuncusu olmayan ama bunların ikisini de geçebilecek tek takım olan Bayern Münih de kazanabilir. Bir Türk takımı, yüz sene ŞL’yi kazanamaz!

Şimdi ülkelere tek tek odaklanalım.

İSPANYA

Xavi’nin ayrıldığı; Iniesta’nın 32, Messi’nin 29 yaşında olduğu bir Barcelona var. 2008 yılında Guardiola tarihi yeniden yazmaya başladığı takımdan Pique, Alves, Messi ve yarım Iniesta’dan geriye kimse kalmadı. Üç de hoca değişti ama hala top göstermemeye devam ediyorlar. İlginçtir, ileri üçlüsü ve defansı hiç olmadığı kadar iyi ama herkes biliyor ki o canavarı yaratan orta sahaydı. Xavi ve Iniesta (ve de Türkiye’de hiçbir büyük takımda forma giyemeyecek olan Busquets) idi. Rakitiç iyi iş gördü. Arda da sinek ikilisi değildir. Bu yüzden Barcelona yine her şeyi yapmaya aday. Transfer yasağı olumsuz etkilemişe benziyor. İlk defa iki maçta toplam sekiz gol yediler ama ayak üstü bir kupa daha aldılar ve ligde de kayıpsız gidiyorlar. Real Madrid kapalı kutu. Her şeyi yaparlarsa kimse şaşırmaz ama saçmalayabilirler de. Benitez gibi değişik şeyler denemeyi seven bir hocaları var ama Madrid zaten bir şey denemeden, teknik direktörsüz de her şeyi kazanabilir. Ronaldo’yu merakla izliyorum. Günde 1000 mekik çeken biri olsa da 31 yaşında olacak. Bakıyoruz.

İNGİLTERE

Uzun yıllar, Chelsea, Arsenal, Liverpool ve ManU tarafından şampiyonluk mücadelesi verildi. Son yıllarda bir de Man City eklendi. Türkiye’de rahatlıkla şampiyon olabilecek Everton, Tottenham, Newcastle ve Aston Villa var ayrıca. Bu yüzden bu beşliden iki üç tanesinin erken havlu atması sık yaşanıyor İngiltere’de. Chelsea’ye sekiz, diğerlerinin hepsine de beş puan fark atan City için büyük bir avantaj sahibidir diyebiliriz. İlk dört hafta olmasına rağmen. Ciddi liglerde yedi, sekiz puanlık farkın kapatılabileceğine inanmıyorum. Efsane olur daha doğrusu. Moruinho takımları için hep ikinci senesinde ritm bulur derler. Doğrudur ama bir şey unutulur. “Özel kişi” hiçbir yerde üç seneden fazla çalışmamıştır ve üçüncü seneleri de hep saçma, sapan geçmiştir. Acıların çocuğu Liverpool ve “hayta” Arsenal yine taraftarların saç baş yoldurmaya devam ediyor. Bir zamanların süper gücü ManU ise kaç yıl oldu hala Ferguson travmasını atlatamadı. 80’li ve 90’lı yıllarda mahallelerde biz garibanlar plastik topa sahipken, gerçek futbol topuna sahip olan “apartman bebeleri” vardı. Bunların isimleri genelde Cem veya Onur idi. Manchester City’yi onlara benzetiyorum. Para var huzur var…

İTALYA

Taylandlı burjuva Mr. Bee diye birisi (isme bak) Milan’ı satın aldı. Milan kulübü ayrı bir yazıyı hak ediyor. Futbol blogları fenomeni Aceto’ya göre gelmiş geçmiş en büyük kulüp (bu da bir yazı konusu) Milan’dır. Milan’a çok uzun yıllar aynı son 10 senenin Barcelona’sı gibi yan bakılmazdı. Ama 2006 olayı tüm İtalya’yı sarstı. 2007’de ŞL’yi alan Milan’ı da sarstı. O, yıllarca Maho ağa gibi futbolu yöneten Milan’a artık diğer büyükler yıldız artıklarını “çöpe gideceğine sen ye” diye vermeye başlamışlardı. Juventus çıktı tabi piyasaya. Stadyumunu da bitirmiş bir Juventus. Halil İbrahim, merhaba. İki maçta sıfır çeken Juve toparlar mı? İtalyan ligi de müthiş mücadelecidir bu arada. Belki de dünyanın bu anlamda en iyisi. Bakalım bakalım. Derbilerini izleyebilirim ama ligi takip edemem.

ALMANYA

smile ifade simgesi …

Dortmund ve Münih de üçte üç yaptı ama ilginçtir Dortmund, Münih’ten daha fazla gol attı. Dortmund’un Bayern’e kafa tuttuğu bir lig kadar zevkli bir lig olamaz. Umarım onlardan birini izleriz ama 21. haftada şampiyonluğunu ilan eden bir Bayern Münih de kimseyi şaşırtmaz. Bayern Münih şampiyonluğunu ilan edince 80’li, 90’lı yıllarda saklambaç oynarken eve giden çocuklara benziyor. Şımarık, ciddiyetsiz, sorumsuz…Bunların da isimleri genellikle Baran veya İlker’di.

TÜRKİYE

İlgilenmiyorum.

FRANSA

Israrla ilgilenmemeye devam ediyorum ama yine ŞL’de çeyrek final görür bir takımı.

Gürkan, merhaba.

Bu yazı Futbol kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.