Bayramla İlgili Düşüncelerim

*12, 13 yaşına kadar bayramları severdim çünkü şeker, çikolata, tatlı hayatımdaki en önemli şeydi. İkincisi televizyondu. Durum değişince bayramlardan sıkılmaya başladım. Yapay geliyordu bana her şey.
*Sosyalleşmenin doğal olanını daha çok severim. Normalde sosyalleşmeyen insanlar bayramlarda bunun için çaba sarf ediyorlar.
*Bayramın dini bir ritüel olduğu hep göz ardı ediliyor. Bir hoşluk olarak ele alınıyor. Oysa artık durum farklı. Siyasal İslam iktidarda. Aslında “siyasal İslam” tabiri “iyileşince geçer” demek gibi bir şey. Böyle deyince sanki siyasal olmayan bir İslam da varmış gibi algılanıyor. Katılmıyorum. İslam’ın bir devlet modeli, toplumsal yaşamı, hukuğu ve ekonomik modeli vardır ve size fikrinizi sormaz. Dolayısıyla bayramın sahibi de onlar. “Hümanizme” falan ödünç vermek gibi bir niyetleri de yoktur.
*Kurban kesmek bana göre ilkelliktir. Gelişmemişliktir. Muz ortayı kesebilirsiniz. O halde neden sofrada et mi yiyorum? Çünkü bu şekilde evrimleştim. İnsanlar, milyonlarca yıldır ihtiyaç duydukları B (?) vitaminini hayvanların etlerinden elde etmişlerdir. Bu, evrimin kuralıdır. Siz gidip ormanda uslu uslu oturursanız mutlaka başka bir hayvan da gelip sizi yiyecektir. Sorun, bu işin ritüelleştirilmesinde. Kutlanmasında. Ona sahip olmadığı metafizik anlamlar yüklenmesinde. Bir hayvan acı çekerken diğer canlının bundan psikolojik bir rant elde etmesinde. Burada büyük bir sakatlık var.
*Sakatlık var derken bunun dinde hiçbir sakıncası olmadığını belirtmek zorunda kalmaktan tuhaf bir şey oluyorum çünkü bir takım insanlar “İslamiyette kurban kesmek yok” gibi fantastik şeyler söylüyorlar. Ya nasıl yok ya? Bazı ayet ve hadisleri “skandal” bulduklarını kendilerine bile itiraf edemeyen esnaf inançlıların, kırk takla atarak götüyle anlama çabalarına hastayım. Bundan gına da gelmedi değil. Günümüzde Ateist ve şeriatçı dışında kafası net olan pek yoktur herhalde. Varsa esnaftır. İslam’da kapanmak yok, recm yok, hırsızın elini kesmek yok, kurban yok, matematik hatası yok, resim yasağı yok, müzik yasağı yok, şu yok, bu yok…Yüz yılların alimleri ömürlerini buna adarken yanlış yorumlamışlar, bir tek bizim Halk TV Müslümanı doğru anlamış.
*Emekçiler bayramda tatile gidiyorlar. Ne yapacaklardı başka? Günümüzde devlet memurları ve kurumsal şirket çalışanları dışındaki geniş emekçi yığınlar doğru dürüst tatil yapmıyorlar. Günlük mesai yasada sekiz saat (yedi buçuk saat) olarak belirlenmişken, çalışanların yüzde kaçı sekiz saat çalışıyor acaba? Fırsatını bulurlarsa tatile giderler elbette. Eskiden, feodal bağlar daha güçlü olduğu ve tatil yapmak ütopik bir şey olduğu için gitmiyorlardı. Şimdi feodal bağlar zayıfladı (bu iyi bir şey) niteliksiz tatil fırsatları arttı (bu çok da iyi bir şey değil). Giderler tabi. Gitsinler.
*Kurumsal olmayan iş yerleri, çalışanlarını üçüncü dördüncü günde çağırıyor. Hizmet sektörü ordusu birinci gün de çalışıyor. Bu tip iş yerleri resmi tatillere de uymuyor.
*Sosyal içerikli bayram mesajları ve hatta “sosyalizan” içerikli bayram mesajları…Dediğim gibi ödünç vermeye niyetleri yok. Absürd kaçıyor. Yalan, karşınızdaki yalan söylediğinizi bilmediği zaman işe yarar. Çin atasözü çevirisi gibi asdırıfısdırıasdırıfısdırı
*Kutlu olsun vs. mübarek olsun…Bu gerilimi ben çocukken bile hissediyordum. Esnaf CHP belediyeleri ve Antalya gibi yerlerin AKP belediyleri çözüm buldular “mübarek kurban bayramınızı tebrik ederiz…” Selamın aleyküm vs. meraba mücadelesinde son yıllarda SA’nın ciddi bir atağı var.
*Ramazan bayramına “şeker bayramı” diyerek sosyal içerik katmak da olmuyor bence.
*Yani bayram bayramdır.
*Toplu SMS’ler biraz azaldı çünkü SM’ye yazılan bayram iletisi bu işlevi görüyor. Veya haberim yoktur. Bana pek gelmiyor. Beni iyi tanımayan sevgili öğrencilerim hariç.
*Bence en bilimsel bayram iletisi şöyle olmalı: Bayramın senin için ne ifade ettiğinden bağımsız olarak, senin ve tüm insanlığın iyiliğini istediğimi bilmeni isterim…asdfafdasfasfsdfa
*”Kurban olurum” ifadesi bir feodalite şovdur. Elimden gelse yasaklardım.
*Bayramların ortaya çıkışında ticari ilişkilerin ve bunlar üzerindeki siyasi egemenlik iddialarının büyük rolü vardır.
*Ayrıntı: Arefe günü sadece kurban bayramı için geçerlidir ama bundan sonra bu kullanımın düzeleceğini zannetmiyorum.
*Yaptığım araştırmalarda, bizim köylülerin (Alevi) bayramlarla 1950’li yıllarda, Ankara ve İstanbul’a göç ettikten sonra tanıştıklarını keşfettim. Sivas’ın Turkcell’in bile çekmediği dağlarında izole bir şekilde yaşamışlar. Şehire gelince İslam’ın eğlenceli yerlerini almışlar.
*Kurban Bayramı ve Cuma namazı en çok sosyalleşme ve dolayısıyla zenginler için en çok kişisel rant sağlayan ibadetlerdir. Bu yüzden daha çok rağbet görürler. İnsanlar hava atmaya bayılırlar.
*Şu anda tarikatlar ilanlara IBAN yazıyorlar. Normalde bunların o paralarla kurban kesip etleri dağıtmaları lazım. İnanıyor musunuz?
*Sonuç: Bayram, bir mekanizmanın dişlisidir. Ona, sahip olmadığı anlamlar yüklemeyi doğru bulmuyorum. Kabul ediyorum ki insanların iyi, güzel, hoş duygulara ihtiyacı var ama bunun için kafalarını kaldırıp etraflarına bakmalarının, açıp tarihe bakmalarının daha yararlı olacağına inanıyorum. Kara bitti deniz başladı artık.
*Alakasız Not: Murat Kekilli’nin söylediği canım “Karagözlüm” parçasını Seda Sayan (SS) arabesk bir yorumla mı söylemiş? Evet, dinledim. İğrenç ötesi olmuş. Çok hüzünlendim şu anda.
Bu yazı Diğer kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.