Bilgisayarlarımın Hikayeleri

Bugün bir bilgisayar aldım…

Bu, benim beşinci bilgisayarım olacak. Bilgisayarlarımla tıpkı evlerim ve arabalarım gibi duygusal bağ kurarım…

İlk bilgisayarımı 2000 yılında aldım. Satın almadım da onu hak ettim. O zamanlar bir müdendislik şirketinde part time ofisboyluk yapıyordum. Ankara’da devlet dairelerine gidip şirket adına evrak takip ediyordum, iş bitiriyordum. Tam bir iletişim “piji” olmuştum. Memurun gözünün içine bakıp, ona nasıl yaklaşılması gerektiğini kavrıyordum.

Bu şirkette bir gün bir raporun acilen İngilizce’ye çevrilmesi gerekti. Bu işi de bana verdiler. Normalde çok pahalı bir iş…Patron (sempatik ama yavşak) “Sen bu işi bir haftada yap sana biligisayarlardan birini veririz” dedi. Ben de 100 sayfalık raporu insanüstü bir çabayla ve oldukça basit bir şekilde (yani yeni bir kelimeye bakmam gerektiği zaman bakmadan veya anladığım şekliyle) bir haftada çevirdim, işi yetiştirdim.

Bilgisayarı alıp eve getirdik. Bilenler bilir, o zamanlar bilgisayarlar işlemcilerine göre adlandırılırdı. O bilgisayar, yanlış hatırlamıyorsam Pentium II 200 MMX’ti. Evet adı buydu. Yavşak patron beni kazıklamıştı. Nitelikli bir iş karşılığında bu dandik bilgisayarı vermişti.

O zamanlar upgrade vardı. Upgrade yaptırmayana kız vermezlerdi. Üç, beş ay sonra ben biriktirdiğim 450 dolarla upgrade yaptırdım. Bu sefer Pentium III 450 adlı bilgisayarı aldım.

O, iyiydi. FIFA 99, FIFA 2000 ve FIFA 2001 oynadım o bilgisayarda bol bol. Bu arada o yıllarda bursumla eve ikinci bir telefon hattı alıp internet abonesi olmuştum.

O bilgisayar da epey bir götürdü beni. Sonra 2005 yılında geçtiğim ay attığım büyük aşkım AMD III 550’yi aldım. Yani 12 yıl boyunca onunla beraberdim. Yaklaşık 1000 film izledim o bilgisayarda. 750 falan da yazı yazmışımdır. İlk beş yılından sonra bir daha asla eskisi gibi olmamıştı. FIFA’yı 2008’den sonra çalıştıramadı. Yaşlanan bir kedi veya köpeğin son yıllarında sahiplerine “Bana ilişmeyin” deyişi gibi bir hali vardı.

Bu arada 2010 yılında da şu anda bu yazıyı yazdığım Samsung netbook’umu aldım. Artık bilgisayarlar işlemcisine göre adlandırılmıyorlardı. Bunun adı netbook.

Geçtiğimiz ay AMD III 550 ölünce, ee bu da zaten uzatmaları oynadığı için yeni bir bilgisayar şart oldu.

Uzun yıllardır all-in-one PC haylimdi. Sonra şefim ve Güven Uygun onların çok dandik olduklarını öne sürüp beni bu fikrimden vazgeçirdiler.

Yine PC düşünüyordum çünkü laptop veya netbook’larda çalışmayı sevmiyorum fakat onların pratikliği de yadsınamaz.

Birkaç gün toplama PC baktım. İyi bir şey 1800 TL’ye falan geliyordu.

Birkaç aydır da netbook’a klavyeyi bağlamıştım. Gayet güzel çalışıyor, yazı yazıyordum. O zaman bir de laptop’lara bakayım dedim.

Bir günde bence çok iyi bir bilgisayar buldum ve aldım. Dell zaten laptopların Volvo’sudur. Aldığım bilgisayarın linkini yorum bölümünde bulacaksınız. Özellikler bomba.

Yeni yazılar (15 dakika sürüyor), yeni fotoğraf albümleri (ölmek üzere olan bilgisayarla iki saat sürüyordu) eylemlerim sürecek.

Hoşgeldin Dell bebek!

Not 1: 2005 yılında, o zamanki en adi yazıyı almıştım ve onu da geçen ay attım. Aslında hala çalışıyordu ama bir sayfayı iki kere vermeniz gerekiyordu ve de onu mutlu edecek bir iki söz söylemeniz gerekiyordu. Yoksa takılıyordu. Yenisini almış olmak için onu da attım. yine HP’nin en adisinden bir tık yukarıda olan bir yazıcı aldım. Çünkü ortalama ayda dört sayfa çıktı alıyorum ama scanner çok sık lazım oluyor.

Not 2: Bir de Lenovo marka laptop alıp bir iki ay sonra onu Nilüfer Ertem Çalış’a satmışlığım var.

Alakasız Not: Garsonların ayranı açmasından hoşlanmıyorum çünkü iyice sallamadan açıyorlar. Bazen, iyilik size iyi gelmeyebiliyor.

Bu yazı nitelikli goygoy, Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.