Bu söz Said Nursi’nin filmde talebelerine verdiği öğüt. Kendimi sosyalizme yakın buluyorum. Bu yüzden ne Atatürk ne de Said Nursi benim için bir kutsallık taşımıyor. Hiç kimse taşımıyor. İkisi de benim için üzerinde sağlıklı yorumlar yapılması, araştırmalar yapılması gereken tarihi kişilikler. Yapıyorum da zaten. O yüzden, bilmem kimin bilmem kime verdiği ayar: paylaşmayan müslüman değildir tarzı bir izleyici olarak gitmedim “Hür Adam: Bediüzzaman Said Nursi” filmine. Siyasetle ve sinemayla ilgilenen biri olarak bu sinema olayını görmek istedim. Aslında geçen hafta gitmek istemiştim; fakat yer yoktu. Bir cemaat dersanesinin öğrencilere bedava bilet dağıttığını duydum. Dün gittiğim seansta ise bir cemaat ilköğretim okulunun öğrencileri, öğretmenleri eşliğinde salonda hazır vaziyette idiler. Benim dışında iki, üç erkek seyirci ve ota b**a ağlayan bir genç kız vardı. Bir sinema filmi olarak “Hür Adam”ı değerlendirmem mümkün mü? Sanmıyorum. Çünkü herkes biliyor ki bu film başta aşağı bir propaganda enstrümanı. Ama yine de kısaca bir şansımı deneyeyim. Sanatsal değeri STV’nin dizileri seviyesinde. Oyunculuklar lise müsamerisi. Dekor ilköğretim müsameresi. Kurgu at şeyinde kelebek gibi. Duvarda asılı şapkalara vurgu yaparak, masonik Cumhuriyet kadrolarını ellerinde viski kadehleriyle komplolor düzenlerken gösteren sahne kadar absürd bir sahne hatırlamak için hafızamı zorlamam lazım. Kısaca film bir şeye benzemiyor. Dini hassasiyetleri yoksa biraz estetikten anlayan hiç kimsenin “Hür Adam”a iyi film diyebileceğini sanmıyorum. Peki bir Said Nursi filmi olabilir mi? Elbette olur. Hayatı bir sinema filmi için fazlasıyla malzemeyle dolu. Psikolojik buhranları var örneğin. İslami kesim içerisinde bu olaya objektif bir şekilde yaklaşıp, iyi bir film çekecek bir isim ben göremiyorum; çünkü buna çapları yetmez. Sonsöz olarak: hep Atatürk’ün mitleştirildiğini eleştiren İslami kesimden biri gelsin 15 gün susuz yaşasın, Ak Parti İl binası önünde kendimi yakacağımı buradan ilan ediyorum.
Facebook Hesabım
Ben kimim?
Mesleğim İngilizce öğretmenliği olmakla beraber, bu sitenin İngilizce öğretmenliğiyle alakası yoktur. 2008 yılından beri blog yazarlığı yapıyorum. İlk başlarda sadece sinema yazıyordum. Sonra daha çok siyaset yazmaya başladım. İki, üç senedir ise (şu anda 2016'nın sonundayız) "her şeyi" yazıyorum. Sitenin üstündeki görselin altında yer alan sekmeler benim ilgi alanlarım ve bu alanlarda yazılar yazıyorum. Eski yazılarım, yeni yazılarım hepsi bu sitede olacak artık. Keyifli okumalar dilerim... Baran DoğanSinek İkilisi Ne Demek?
Sinek ikilisi, briçteki en değersiz kağıttır. "Sinek ikilisi muamelesi yapmak" gibi bir deyime malzeme olmuştur. Birisini önemsememek anlamındadır. Kendimle dalga geçmeyi sevdiğim için bu ismi tercih ettim.Yazı Arşivim
-
Son Yazılarım
- İnsanoğlunun En Büyük Sorunu: Dopamin Dengesizliği 16 Ocak 2026
- “Osman” Romanı 28 Temmuz 2025
- Milliyetçilik: Dünya Düzeni Mi Aşırılık Mı? 30 Haziran 2025
- Hayatın Anlamı Nedir? 22 Nisan 2025
- Sosyal Medya Devrimi 26 Şubat 2025
Bazı Eski Yazılarım

