E-Okuyucuyla İlgili Düşüncelerim

 

2019-07-12_15-42-19

E-okuyucu, e-reader, Kindle, Kobo… Bunlar nedir? İyi şeyler midir? Yoksa teknoloji her şeyi yok mu ediyor? Eskiden her şey daha mı güzeldi? Kitaplar; dokunulmadan, koklanmadan okunamazlar mı? Bakalım.

*E-okuyucu yalnızca kitap okumak için dizayn edilmiş bir aygıttır.

*Öncelikle e-okuyucu ile tablet arasındaki farkları bilip bilmediğimizi gözden geçirelim. E-okuyucu görmüş olmanız pek olası değil çünkü TR’de pek yaygın değil. Tablet ise çok yaygın (laf aramızda telefon varken tablet almayı çok gereksiz buluyorum) ancak tablet satışları ciddi düşüş yaşıyor. Çünkü dediğim gibi tabletin yaptığı her işi telefon yapabiliyor. Tablet büyük ve hantal. Google dramatik bir şekilde düşen tablet satışlarını arttırmak için birtakım projeler geliştiriyor.

*Tabletten PDF okumuş iseniz bunun nahoş bir şey olduğunu düşünmüşsünüzdür büyük ihtimalle. Ben bir kere okudum ve de bir daha okumam. Baş ağrısı yapar, gözü yorar ayrıca tablet ağırdır. Şarjı az gider. Işığı ayarlayamazsınız. Bunlara geleceğiz. Apple’ın çıkardığı ibook diye bir uygulama vardır. Bu da sonuçta bir uygulamadır ve aslen kitap okumak için dizayn edilmemiş olan telefon veya tablette kullanılır. Tekrarlayalım, e-okuyucu ise sadece kitap okumak için dizayn edilmiş bir alettir.

*İnsanlar e-okuyucu ve tabletin aynı şey olduklarını düşünürler.

*TR’de iki e-okuyucuya erişebilirsiniz. Amazon’un ürünü Kindle ve Kanada menşeili (?) bir ürün olan Kobo. Kobo’ları D&R mağazalarından satın alabilirsiniz. Gidip oralarda inceleyebilirsiniz. Kindle’ı görebileceğiniz bir yer yok. İnternette bazı alışveriş sitelerinde karşımıza çıkıyor. Muhtemelen eşi, dostu Amerika’ya gitmiş kişiler, onlara siparişi veriyorlar ve satıyorlar. Amazon’dan getirtirseniz bazı ek masraflar çıkıyor.

*Amerika’ya giden arkadaşıma rica ettim ve 140 dolara mal oldu bana yani bir ayki kurla 820 TL. Paperwhite 4 modelini aldım. 8 GB. 32 GB da vardı, onu tercih etmedim çünkü bir kitap beş MB falan. N11 sitesinde 1119 TL’ye var ama muhtemelen dediğim gibi Amerika’dan eşe dosta getirtilmiş aletler olsa gerek. Çok kitap okuyan birisi telefon değil e-okuyucu almalı.

*Şarjı bir ay gitti. Daha agresif bir okuma yapsaydım da iki hafta giderdi. Şarjı üç saatte doluyor. USB çıkışlı bir şarj kablosu var. Telefonunuzun şarj aletinin başlığına takıp şarj edebilirsiniz.

*Kurulumu çok basit. Düğmeye basıyorsunuz ve aleti kuruyorsunuz. Alet İngilizce ama bunu kuramamak gerçekten imkânsıza yakın. Kuramazsanız ben yardımcı olurum.

*Bir Amazon hesabı oluşturuyorsunuz. alitırrek@amazon.com gibi bir e-mail hesabı oluşturuyorsunuz. Kitapları o mail adresine gönderiyorsunuz, iki dakika sonra kitap ekranınızda beliriyor.

*Kindle’ın en büyük avantajlarından biri hafifliği. Sizi bilmem ama ben ağır kitap okurken rahatsız olurum. Ağır kitaplara “dokununca” keyif alamam. “Karamazov Kardeşleri” okurken kas yaptım. Ağır kitapları okurken ciddi fiziksel güçlükler çekiliyor. Tablet de en az “Karamazov Kardeşler” kadar ağır.

*Diğer bir önemli avantajı ışık mevzusudur. Normalde basılı kitap okurken ışığı ayarlamak lazımdır. Dışarıda gölgeler oluşur. Evde oturma açınızı iyi oluşturmanız lazım. Hiç bunları düşündünüz mü? 😀 Kindle ile böyle bir sorun söz konusu değildir. Kindle’daki kitabı her türlü ortamda, her türlü açıyla okuyabilirsiniz. Karanlıkta da okuyabilirsiniz. İster içeriyi 80’li yıllar disko topu gibi aydınlatırsınız ister güzel hoş bir ışıkta okursunuz kitabı. Issız bir adaya düşseniz, yukarıdan geçen jetlere Kindle aracılığıyla işaret çakabilirsiniz.

*Boyutları nasıl? Yorum bölümünde yanında normal bir kitap olan fotosunu koyacağım. Kimileri onu küçük buluyor ama dikdörtgenden ziyade kareye yakın olduğu için bir sayfada oldukça fazla karakter var aslında. 17’e 12 santim boyutlarında. Ceket cebi gibi aşağı yukarı. Bu arada tablet boyutlarında olan ve tablet işlevi gören (doğal olarak daha ağır) Kindle da mevcuttur ama biraz daha pahalıdır elbette. Ben yine bunu tercih ederdim çünkü hafiflik bence çok önemli bir avantaj.

*Not alma özelliği var mı? Evet highlight yapabilirsiniz ama klavye kullanarak bunu yapmak elbette çok pratik bir şey değildir.

*Kelimenin üstüne basılı tutarak birkaç saniyede sözlükten o kelimeye bakabiliyorsunuz. İngilizce çalışan veya okuyan insanlar bunun ne kadar önemli ve büyük bir mucize olduğunun farkındalar mı acaba? Hiç sanmıyorum. İngilizce okumak (veya çalışmak), Kindle ile, eskiye nazaran kıyaslanamayacak kadar kolay.

*Peki kitapları nereden buluyoruz? Normalde Kindle bizlerin para vererek e-book alacağımız hesap eden bir aygıttır. E-book’u inernetten alıyorsunuz, onlar sizin mailinize gönderiyor, siz de Kindle’a gönderip okuyorsunuz… Fakat bedavadan kitap indirme olanakları var. Direkt Google’a yazabileceğiniz gibi bazı Facebook (veya başka bir platform) gruplarından kitapları indirebilirsiniz.

*PDF formatındaki kitaplar mecbur kalınırsa okunuru ama e-pub dene bir format tercih edilmelidir. E-pub e-okuyucuya göre ayarlanmış bir formattır. Kenarda boşluklar oluşmaz ve kitap alete cuk oturur. E-pub da biligisayara kurulacak olan “Calibre” adlı bir programda mobi formatına dönüştürülmelidir. Çok mu alengirli? Bence değil. Bir kere yapınca işi öğreniyorsunuz.

*Her kitabın e-book’u bulunmuyor. Fakat idefix’te 25 bin sayfalık edebiyat e-book’u gördüm. Her sayfada da beş altı tane vardı. Yani hali hazırda 125 bin romanın e-book’u var. E-pub’lar içinse, bir site buldum ve benim üç sene boyunca okuyacağım kitapları bilgisayarıma indirdim çünkü bu linkler zamanla ölü link haline gelebiliyor. Neyse üç sene sonra tekrar bakarım 😛

*”Olasılıksız” adlı kitap 23,80 iken e-book’u 14,20 TL. Normalde e-book’un iki lira falan olmasını bekleriz çünkü sanal bir şey. Peki neden pahalı? Pek bir fikrim yok ama tahminimce TR’deki yayıncılık sektörü çok kötü olduğu için o kadar ucuza kitap sağlamayı tercih etmiyorlar. Zarar edeceklerini düşünüyor olabilirler. Kitap iki lira olsa 100 kindle sahibinin 90 tanesi alacaktır ama 14 lirayken belki 30 tanesi alıyordur. Diğer 70 kişi indiriyordur ama o 30 kişi yayınevini kurtarıyordur… Bilemiyorum.

*E-okuyucuyu çok (her gün) kitap okuyan insanlar almalı. Onlar için anlamlı olur bu hareket. Yılda iki kitap okuyan birisi için e-okuyucunun pek bir faydası yoktur. Çok kitap okuyan kişi, benim gibi sahtekarsa yani kitapları indirecekse, birkaç senede kara bile geçer. Sahtekar değilse ve de e-kitapları satın alacaksa bir kitapta 10 lira kara geçer. 100 kitapra Kinle’ın parasını çıkartır.

*Kindle yavaş mı? 90’lı yılların, altı yıllık Celeron bilgisayarları gibi… Evet, yavaş çünkü o güçlü bir bilgisayar değil. Fakat e-okuyucunuzu elinize aldıktan 20 saniye sonra kitabı açmış olursunuz ve açtıktan sonra sayfaları çevirmek çok hızlıdır.

*Ben kitapları muhafaza etmiyorum, aletten siliyorum. Bilgisayarımda bir yerlerde duruyorlar ama… Muhafaza etmeye kalkarsanız ne olur? 8 GB’a 1500 tane kitap sığdırırsınız.

*”Ben kitaplara dokunmak isterim. Ben kitapları koklamak isterim.” Kusura bakmayın da geçiniz bunları… Kindle elime geçtikten sonra böyle düşünenleri “muhafazakar” ve “ön yargılı” bulmaya başladım. Sonuçta bu kitap okumak için dizayn edilmiş bir alettir. Yani bin yıllardır süre gelen bir teknolojinin son aşamasıdır. Matbaa bulunduğu zaman birileri “Ben el yazması olmayan kitapların ruhu olmadığına inanıyorum.” demişler midir? Bence demişlerdir. Her yeni şey asgari de olsa bir dirençle karşılaşır. Bir de bütün bunların üstüne gelecek e-kitabındır. Ben gelecekte kağıda kitap basma işinin, bizler ne yaparsak yapalım, çok ender ve özel durumlarda gerçekleşeceğini düşünüyoum. Doğa için de daha faydalı bu.

*Kitap kokusu denen şey romantik bulunur ama bunu sağlayan şeyin selüloz olduğu bilinirse acaba bir şeyler değişir mi? Selüloz kelimesi hiç de romantik bir kelime değildir. Ve bu madde zamanla çürümeye başlar. Eski kitap kokusu aslında bir bozulmadır.

*Dokunmak meselesi… Ekşi Sözlük’te biri çok iyi yazmış: Kitaplar dokunulmak için değil okunmak içindir… Bir kitabın ne anlattığı önemli olmalıdır çünkü dediğim gibi kitabın fiziki hali çağlar içinde çok fazla değişikliğe uğramıştır. Bergamalılar papirüs diye tuttursalar bence daha az mantıksız olmaz.

*Teknoloji düşmanlığı da çok dikkat edilmesi gereken bir şeydir. Teknoloji her şeye rağmen iyi bir şeydir. Ayrıca insanlık tarihinde yeni teknolojiyi tamamen bırakıp eskiye dönen bir topluluk var mıdır? 1800’lü yıllarda Japonlar silahı bırakıp kılıca geri dönüyorlar ama bu da çok ekstrem bir durumdur. Ve sonuçta dayanamamışlarıdır. 1900’lü yılların başında, şu anda ismini hatırlayamadığım birisi “Artık her şey icat edildi, icat edilecek başka bir şey kalmadı.” demiş. 1900’lü yılların başına dönmek ister miydiniz?

*Sonuç olarak, hayatımda yaptığım ikinci en doğru şey Kindle almaktır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Titreyin ve kendinize gelin, hemen bir e-okuyucu alın. HAYDİ, HEMEN ŞİMDİ!!!

 

Bu yazı Diğer, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.