El Clasico İzlenimleri

3Gduepif0T1UGY8H4xMDoxOjBzMTt2bJ

13 Ağustos 2017 tarihinde, Camp Nou stadyumunda oynanan Barcelona – Real Madrid maçını yerinde seyrettim. İzlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

*Dünya üzerinde kulüpler düzeyindeki en önemli futbol olayıdır. 100 milyonlarca insan el clasico’ları izler. Sinemalar falan kapatılır bu maç için.

*Bugüne kadar izleyebildiğim bütün el clasico’ları izledim. Her sene Ağustos ayında maçların tarihi için İspanya fikstürüne bakarım. Maçlar gelmeden iki, üç hafta önce de havaya girerim. Ölüm kalım meselesi haricinde bu maçları izlemeyi es geçmem. Yani bu maçı yerinde izlemek benim için tarif edilemez derece mutluluk verici bir şeydi.

*Aslında böyle yerinde el clasico izlemek benim için ütopik bir şeydi. Ölmeden Messi’yi canlı izlemek istiyordum. Bunun için BJK’nin kombinesini alıp Barcelona’yla eşleşmesini veya her sene hangi takım ŞL’ye gidecekse onun kombinesini alıp böyle bir şeyi ummayı düşüyordum.

*Nisan ayında İspanya’ya bir gezi planlamıştım. Orada bulunduğum tarihler arasında bir el clasico olacağı belli değildi. Denk gelince hiç düşünmeden bileti aldım.

*Bilet 97 Euro’ydu. Hiç düşünmeden aldım bileti dediğim gibi. Zaten 25 Euro’luk stadyum turu yapacaktım. Yani bilet aslında 72 Euro’ya geldi. Nou Camp Stadyumu’ndan bahsedeceğim zaten de şöyle söyleyeyim; bu, en düşük fiyattı. Dolayısıyla en uzak yerdi. Nor Camp devasa bir yapıdır, biraz olaya uzak kalıyorsunuz. Ayrıca bütün kale arkası tribünler olaya uzak kalıyor. Bir maçı kale arkasından izleyeceğime evde TV’den izlerim. Yine de değdi…

*İspanya Süper Kupası sanki Real Madrid’le Barcelona iki maç daha yapsın diye konulmuş gibi. İki turnuvayı da bu iki takım kazanıyor genelde. Kupanın uzun bir geçmişi yok.

*Nou Camp’a ulaşımdan bahsedelim. Bu arada aslında oraya Camp Nou deniyor ama nedense Türkiye’de Nou Camp deniyor. Barcelona’da metro ağı çok iyi zaten. 10 tane falan hat var. Hatırlamadığım bir hatta biniyorsunuz ve les corts durağında iniyorsunuz. Metro zaten hınca hınç taraftar dolu. Bu arada Real Madrid taraftarları da var ama hiçbir sorun çıkmıyor.

*Taraftar demişken, bu maç aslında bir turistik etkinlik gibiydi. Seyircilerin çoğu turistti. O yüzden oturma düzeni karışıktı. Bir de lig maçına bakmak lazım. Aynı atmosfer yoktur diye tahmin ediyorum.

*Stada ulaşıyorsunuz. 99 bin kişilik bir stat. Tribünde yerinizi almanız beş dakika sürüyor. Dört dakikası merdivenleri çıkmak zaten.

*Tribünleri ilk gördüğümde herkes gibi büyülendim. Bernabeu da çok büyük bir stat ama Camp Nou daha etkileyici. Daha devasa ve daha iddialı.

*Hemen fotoğraf ve video cenderesini atlatmam ve olaya odaklanmam lazımdı. Bunları yaptım ve izlemeye koyuldum.

*Tekrar olacak ama biletler kombineye bağlı değildi. O yüzden internetten alınabiliyordu. Kafaya göre bir seyirci yerleşimi vardı.

*%90 oranında doldu stat. Maraton tribününde, koltuk renkleriyle oluşturulmuş “mes que en club / bir kulüpten de öte” yazısı sanki o koltuklar satılmayarak, bilinçli bir şekilde vurgulanmıştı.

*Bütün rüya gibi şeyler/etkinlikler bir anda olur biter. Kendinizi sanki olayın öznesi gibi değil de kenardan izleyen biri gibi hissediyordunuz.

*Birkaç önce lig maçında Barcelona 2-3 rakibini yenmişti ve o maç izlediğim en heyecanlı maçlardan biri olmuştu. Aklımda hep o maç vardı.

*Maçtan önce resmi maçlardaki galibiyet sayısı 91’e 93 Real Madrid lehineydi. Bu fark son sekiz yılda kapanmıştı ve neredeyse aşılabilirdi ama iki maçı da Real kazandı ve fark dörde çıktı. Birkaç yıldır Real çok formda. Skor olarak.

*Önce kaleciler çıktı ısınmaya. Sonra birer birer futbolcular belirmeye başladı. Messi’yi ilk göreceğim anı merak ediyordum. Dediğim gibi olaya uzak olduğum için ilk birkaç dakika hangisinin Messi olduğunu anlayamadım. Çoğu kısa boylu zaten Barcelona takımının.

*İşte oradaydı. Isınmasını izledim. Türkiye’deki gibi bir yumruk şov veya herhangi bir sevgi belirtisi olmuyor.

*Sonra kaleye şutlar çekmeye başladı. Hiçbir şutu gol olmadı. Suarez’le beraber ısınıyorlardı. Arda takımda yoktu. İsmini daha önce duymadığım bir bebe ilk 11’deydi. Demek ki Arda’ya karşı yıldırma politikası güdüyorlardı.

*Maçtan kısa bir süre önce Neymar takımdan ayrılmıştı. Bu bir travmaydı. Messi’nin gölgesinde kaldığı için gitti. Bir numaralı aktör olmak istiyordu. Messi varken bunu başaramayacaktı. Aslında aralarında beş yaş fark var. İki üç sene sonra bir numara olabilirdi ama Messi varken yüz yıllar boyunca kimse Barcelona’da başka birisini hatırlamayacak bence.

*Ronaldo yedekti. Isınmaya çıktığında veya her yaptığında yuhalandı.

*Maç başladı. Seyirciler tezahürat yapmıyordu ama her harekete sesli tepkiler vererek futbolcular üzerinde baskı kuruyorlardı.

*Maç oldukça düşük tempoda oynandı. İki takım da fazla motive değildi.

*Messi de isteksizdi. Ama topu her aldığında büyük bir heyecan dalgası kopuyordu ve istediği her şeyi yapıyordu. Korner kullanmaya geldiğinde, o bölgede büyük bir hareketlilik oluyordu. Seyirciler tanrıya tapınma hareketi yapıyorlardı. Ön sıralarda büyük bir selfie çekme mücadelesi oluyordu.

*Bu arada stadyumdan maç izlemenin, TV’den izlemekten çok farklı olduğuna katılmıyorum. Kale arkasından izlemek farklı da yandan izlemek çok da farklı değil bence.

*Neredeyse 10 yıldır iki takımın da her maçını seyrettim. Futbolcuların neler yapacağını ezbere biliyordum.

*Messi olayın merkezinde, Ronaldo öyle değil. Top geliyor o da güm diye vuruyor. Messi her şeyi yoktan var ediyor. Xavi’nin bırakması, Iniesta’nın yaşlanması bu takımı çok etkiledi. Barcelona’ya buradan Chelsea’dan Willian ve Hazard’ı Arsenal’den Mesut’u almalarını öneriyorum. Toni Kross’u alabilselerdi Messi elden ayaktan düşene kadar yine en iyi olmaya devam edeceklerdi.

*Real Madrid geçens ene ŞL haricinde ligde oldukça düşük profil bir performans sergiledi. Yıldızların iş bitiriciliği sayesinde şampiyon oldu. Rakibi ürküten, kafa tutulamaz bir takım hüviyetinde değildi. Bu maçta da öyleydiler ama Barcelona da eskisi gibi ne arefeyi ne bayramı gösteren bir takım değildi.

*Bu arada üç gün sonraki rövanş maçında, 31 maç sonra (yani Guardiola’nın ilk senesi 2008’den beri) ilk defa Real Madrid topa sahip olmada üstün geldi. Bir tarafa yazılmalı.

*Bu maça Pique’nin hataları damga vurdu. Önce kendi kalesine gol attı. Sonra tuttuğu köşeden iki gol geldi.

*Bir el clasico’da ne olur? Messi gol atar, Ronaldo gol atar, Ramos kırmızı kart görür…Bunların hepsi de olacaktı ki kırmızıyı Ronaldo değil Ramos gördü. Oldukça efendi geçti ayrıca maç…

*Ronaldo girince müthiş bir yuhalama başladı. Sonra penaltı oldu. Messi topun başına geçti. İçimden geçiriyordum penaltı olsa da Messi golü görsek diye. Aslında oyun içerisinden bir gol görmeyi çok isterdim. Neyse penlatıdan geldi ve tüm stat çıldırdı. Tüm stat tanrıya tapma hareketi yapmaya başladı. Sonra Ronaldo’nun önüne top düştü ve o da bomba gibi vurdu. Stat yine çıldırdı çünkü iki ay önce Messi’nin yaptığını yaptı o da, formasını gösterdi.

*Sonra Ronaldo’nun kırmızı kartı geldi. Ben kesin penaltı artı kırmızı kart diye gördüm ama hakem bence yanlış yorumladı. Sonra Ronaldo hakemi itti ve beş maç ceza aldı. Çıkmak için acayip ayak diretti.

*Barcelona’dan iyi bir baskı gelemedi çünkü Messi dışında süper star yoktu. Suarez de çok silikti.

*Sonra birden Asensio da birden bir top çıkardı ve köşeden gol oldu. O zaman kupa gitmişti işte.

*Düdük çalınca, büyük çoğunluğu turist olan seyirciler unutulmaz bir şey yaşadıkları için mutluydular, maçla ve skorla pek ilgilenmiyorlardı.

*Stadyum birden boşaldı. Saat 12 olduğu için metro seferleri de bitmişti. Yollar insan seliydi. 45 dakika yürüyerek otelime ulaştım ve yattım.

*Biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Televizyondan izlerken yaşadığım heyecanı yaşayamadım. Ortama odaklanmaktan ve gözlem yapmaktan maçın heyecanına tam olarak kendimi kaptıramadım. Dediğim gibi bir el clasico’dan ziyade bir etkinlik gibiydi. Bir lig maçı izlemek isterdim. Yine de her şeye rağmen unutulmazdı. 10 senedir hayatıma en çok renk katan şey ve şeyler önümdeydi işte.

*Televizyondan süper kupa finalleri izlerken de aynı şey oluyordu gerçi. Ağustos ayı, kadrolar oturmamış, motivasyon yok, transferler hala bitmemiş…Bu arada bu süper kupalara “En Büyük Kupa” denmesine de hastayım. En büyük kupa lig şampiyonluğudur ve onu kazanmaktır esas mesele…

Bu yazıyı aslında kendim için yazdım…

Bu yazı Futbol, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.