Kayıp Büyücü Ronaldinho

907bdccbjw1dnl3n255rdj

Bu fotoğraf 1 Mayıs 2005 tarihinde çekildi…

Henüz 17 yaşında olan Lionel Messi son dakikalarda oyuna girmişti. Yaklaşık iki yıldır A takımla antrenmanlara çıkıyordu ve takımdaki herkes ileride olacakları tahmin ediyordu. “Messi’s first goal” adlı video izlendiğinde o takımın ve o yılların büyücüsü Ronaldinho’nun ısrarla Messi’ye gol attırmaya çalıştığı görülüyor. Nihayet amacına ulaşıyor ve bu pozu veriyordu. Ronaldinho sunar: Lionel Messi…

Messi, ilerleyen yıllarda ilk yıllarında Ronaldinho’dan gördüğü desteğe minnettar olduğunu belirtmiştir. Ronaldinho da Messi ile biraz da oynamadan Barcelona’dan ayrılmasının en büyük pişmanlığı olduğunu söylemiştir.

Sahneye bir tanrı girerken bir büyücü sessiz sedasız sahneden çıkıyordu. Bugün o büyücünün hikayesine bakacağız.

Ronaldo de Assis Moreira ismiyle 1980 yılında Brezilya’nın yoksul bir semtinde dünyaya gelir. İlginçtir kendisinden sadece dört yaşa büyük olan Ronaldo idolüdür. Kendisine “Küçük Ronaldo” veya “Benim Sevgili Ronaldocuğum” anlamına gelen Ronaldinho lakabı takılmıştır ve bu lakap kariyeri boyunca kullandığı isme dönüşmüştür. Bir de güler yüzlü anlamına gelen “Gaucho” ismine eklenmiştir.

Bütün Brezilyalı starların hikayesi aynı. Yoksul bir aileden gelip benzersiz yetenekleriyle dünya starı oluyorlar. Benzersiz yetenekte olmayanlar da dışarıda futbol oynayan 10 binlerce Brezilyalıdan biri oluyor. Bir tek Kaka’nın ailesinin çok zengin olduğunu biliyoruz.

Futbol Brezilyalılar için bir tutku. Ronaldinho için de öyle olmuştur ve çocukluğundan itibaren bir büyücü olacağı bellidir.

Bu starların Brezilya kariyerleri sayılır mı? Bence sayılmaz. Neymar 23 yaşında Barcelona’ya geldiğinde 150 tane falan kariyer golü vardır ama herkes önce bir “bakmayı” tercih etmiştir. Ronaldinho da Brezilya’da iyi işler yapmıştır. 1998 Dünya Kupası’nın final maçı hariç idolünün de ismini almıştır venihayet 2001 yılında PSG’ye gelmiştir. Herkes dev kulüplerden birine geleceğini beklerken o PSG’ye gelmiştir.

Muhtemelen dev kulüpler 21 yaşındaki bir bebeye bu kadar çok para verme riskini almak istemediler. Onlar da önce “bi’ bakmayı” düşündüler.

Baktılar ve Barcelona 2003 yılında kendisini kaptı…Hep anlatılan bir hikaye vardır: Real Madrid kendisini “tipsiz” olduğu gerekçesiyle transfer etmemiş, yerine yakışıklı David Beckham’ı transfer etmiştir…İşin gerçeği başkan Perez ikisini de almayı planlamış ama bütçeleri sadece bir stara el verince Beckham’ı tercih etmişlerdir. Bir sonraki sene de Ronaldinho’yu düşünmektedirler. Bu esnada Barcelona hızlı davranmış ve transferi bitirmiştir. Ayrıca Beckham da gelmiş geçmiş en iyi oyunculardan biridir zaten ve evet, o yıllarda da çok popülerdir. Ronaldinho’dan daha fazla ilgi çekeceği kesindir.

2003-2008 yıları arasında Barcelona’da oynamıştır ve “büyücü” mertebesine bu yıllarda çıkmıştır. Maalesef bu dönemi ikiye bölmek zorundayız…

Futbolseverlerin en büyük trajedilerinden biri Ronaldinho’da 2006’dan sonra görülen düşüştür!

6 Şubat 2011 yılında Chelsea’yle ilk maçına çıkan Fernando Torres sadece o tarihte değil tüm zamanların en büyük golcülerinden biri sayılıyordu. Sonra birkaç ay içerisinde, akıl ve mantık sınırlarını zorlayacak bir şekilde bir form düşüklüğü yaşadı. Her şey gözümüzün önündeydi ama inanılır gibi değildi.

2006’dan sonra Ronaldinho’nun yaşadığı da inanılır gibi değildir.

2003-04 yılında da çok iyi performans sergilemiştir. 2004-05 yılında ilk şampiyonluğunu yaşamıştır ve yine çok iyidir…

Ancak 2005-06 sezonundan ayrıca bahsetmek lazım kanımca. Messi ve Ronaldo’nun işi zaten sezona damga vurmak…Onların damga vurmaları ayrı diğer futbol tarihi ayrı ele alınmalı bence. Diğer futbol tarihine baktığımızda Ronaldinho’nun 2005-06 sezonunda yaptığının bir benzerini bence göremiyoruz! Başka bir deyişle, bir futbolcunun bir sezona damga vurmasından bahsedeceksek, Messi ve Ronaldo’nun yaptıkları hariç, diğer futbol tarihinde zirvede 2005-06 yılındaki Ronaldinho’yu görüyoruz.

“Pele’den bile daha iyi” deniyordu. 22 Şubat 2006 tarihindeki Chelsea – Barcelona maçını izlerseniz ne dediğimi anlayacaksınız. Pele demek Dünya Kupası demekti. O yıl da DK vardı. Herhalde hiçbir DK’da favori 2006’daki kadar kesin değildi. Dünyayı ayağında sektirmiş Ronaldinho ve yanında bir dolu süper star DK’yı kazanmayacaktı da kim kazanacaktı, ne bileyim Fransa mı, starsız Almanya mı, sıkıcı İtalya mı veya bence kıyamete kadar olmayacak bir şey, bir Afrika takımı mı?

Gözlerime inanamamıştım! O bu muydu? Bu o muydu? Elendiler ve sıkıcı İtalya tıngır mıngır gelip şampiyon oldu.

Ondan sonra inanılmaz düşüş başladı. Gerçekten inanılmazdı. Hala inanamıyorum. Karşısına Hz. İsa, Zeus, Herkül, Ra, Kemalettin, Poseidon, Örümcek Adam çıksa bile hepsini geçip gol atabilecek gibi duran bir adam deyim yerindeyse bir sinek ikilisine dönüştü. Birkaç ayda…

Gece hayatına bağlayanlar var. Bu konuda temkinliyim. Gece hayatı her zaman vardı. Ayrıca modern futbolda eşek gibi antrenman yapmayanın sahada yürümesi bile mümkün değildir. Bence psikolojik bir şeydir bu. Tıpkı Torres’te olduğu gibi.

Futbolcular da insandır ve duyguları vardır. Ronaldinho’ya bir şeyler olmuştur ve öz güveni sarsılmıştır. O tarihten sonra başarılı olduğu maçlar da olmuştur. Hatta iyi performans gösterdiği bir sezonda Milan’la şampiyonluk da yaşamıştır. Brezilya’da Libertadores kazanmıştır ama 2006’dan sonra bir daha asla büyücü olamamıştır.

2008 yılında onu takımda istemeyen Guardiola, “Tanrı’nın” yolunu açmıştır ama büyücü de “gitmiştir”.

Çok hüzünlü bir hikayedir bana göre. Brezilya ligini kim ne yapsın? Meksika ligini kim ne yapsın? Buralarda trajik dönemler yaşamıştır.

28 Eylül 2015 Pazartesi günü sesiz sedasız futbolu bırakmıştır.

Kendisine kızalım mı, teşekkür mü edelim?

2005 yılında çeyrek final maçında Chelsea’ye attığı gol gibi herkesi kitlemiştir ve şaşırtmıştır.

İnanılmaz bir gol atmıştır biz futbolseverlere…

Bu yazı Futbol, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.