Prestijli İşler ve Kadın/Erkek Rolleri

14kpjr

Kadınlarla erkeklerin fıtratlarının farklı olduğuna inanıyorum. Tayyip Erdoğan

(Trafikte, bir saçmalık anında) Kesin bayandır. Anonim (erkek)

Siz onları Allah’ın emaneti olarak aldı­nız. Veda Hutbesi

Cehennemde diğer kadınlara yardım etmeyen kadınlar için özel bir yer vardır. Madeleine Albright

Dün Yeni Şafak’ın bir haberini paylaştım. Bir kaza videosu vardı haberde ve başlıkta “kadın sürücü” şeklinde sürücünün cinsiyeti belirtiliyordu. Diğer kaza haberlerinde, kaza yapan sürücü erkek ise cinsiyeti, başlıkta “erkek sürücü” diye belirtilmiyordu. Yorumlar tam da tahmin ettiğim gibiydi. Kadınları “prestijli işlerde” görmek istemeyen erkek yorumcular iğrenç yorumlar yapmışlardı. Bu haberi Yeni Şafak gibi İslamcı tonları ağır basan bir gazetenin paylaşması gayet doğaldı. İslamcı olmayan insanlar da kadınları prestijli işlerde görmek istemiyorlar. Onları küçümsüyorlar. Muhtemelen siz de bu insanlardan birisiniz. Bu, genel bir sorundur. Açalım:

Nedir prestijli işler?

Erkeklerin ve kadınların prestijli işlerde durumu nedir?

Çok kısa bir insanlık tarihi özeti verelim. İnsan bir tarihte allah tarafından zart diye, bu şekliyle yaratılmadı. İnsanın bir evrimsel süreci vardı. Bizler bilimsel olarak “anatomik olarak modern insan” şeklinde adlandırılıyoruz. Yani diğer adıyla Homo Sapiens… Homo Sapiens’in en eski fosili 200, 250 bin yıllıktır. Ondan önce ise milyonlarca yıllık başka insan türlerinin yaşantıları vardır. Homo Erectus vardır, Neandertal insanı vardır, Homo Habilis vardır. Hominidler vardır. Yani Homo cinsi vardır en tepede ve onun türleri vardır. Bizler en son tür olan Sapiens’iz.

Sapiens diğer türlerin aksine bilişsel bir devrim yapmış ve bu sayede gezegenin en tehlikeli canlısı olmuştur. Kültür denen karmaşık olguyu ortaya çıkarmıştır fakat bu, Sapiens’in kendisinden önceki milyonlarca yıllık davranış kalıplarını reddettiği veya onları radikal düzeyde değiştirdiği anlamına gelmez. Bütün Homo türleri arasında süreklilik vardır.

Ve bu Homolar milyonlarca yıl avcı-toplayıcı bir yaşam tarzı sürmüşlerdir. Sapiens de yaşam döngüsünün yüzde 95’ini avcı-toplayıcı olarak geçirmiştir. 10, 12 bin yıl önce tarıma geçmiştir ve yerleşik hayatı başlatmıştır. Bu sayede üretim fazlalığı olmuştur ve bu fazlalık sayesinde kültür, daha öncekinden çok farklı bir hal haline gelmiştir. Devletleşme süreci başlamıştır, paralı askerler ortaya çıkmıştır, önceden de var olan metafizik düşünceler siyasallaşarak dinler haline gelmişlerdir, nüfus korkunç boyutlarda artmıştır, sanatsal faaliyetlerde inanılmaz bir artış olmuştur, karmaşık politik ilişkiler başlamıştır. Prestijli işlerin ne olduklarını anlamaya başlıyoruz sanırım.

Bütün bunlar bir köşede kalsın fakat biz biraz kadın erkek olayına bakalım. İnsanın nihayetinde bir hayvan olduğunu ve de bir memeli olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Bugün hayvan kelimesi bir hakarete dönüşmesi insanın karmaşık kültürünün bir ürünüdür ama bilimsel olarak insan bir hayvandır. Bütün hayvanlarda bütün memeli hayvanlarda olan bazı klişe davranışlara sahiptir. Konumuzla en çok alakalı olan klişe davranış türü kadının yani dişinin yavrunun bakımıyla ilgilenmesi davranışıdır. Bütün hayvan türlerinde yuva ve yavru bakım işleri dişinin görevidir. Erkek ise avlanmak (prestijli iş) ile ilgilenir, çoğu zaman da gider.

Erkekle dişinin bu görev bölüşümünde fiziksel farklılıklar hayati derecede rol oynar. Erkek daha iri ve güçlüdür. Bu avantajını iyi kullanır erkek.

İnsan türü de milyonlarca yıl böyle yaşadı. Tekrar ediyorum, milyonlarca yıl böyle yaşadı. Erkek avlandı, dişi ise yuva ve yavru bakımıyla ilgilendi. Tayyip Erdoğan’ın altını çizdiği fıtrat farkı vardı yani. Erkeklerle kadınların olaylar karşısında tepkileri farklı oluyor. Erkek örgütlü hareket etmeye daha yatkın örneğin… Çünkü bu konuda milyonlarca yıllık bir tecrübesi var. Erkekler sürprizlerle dolu tehlikeli maceralara atılırken, kadınlar o esnada güvenliği büyük oranda sağlanmış, steril bir bölgede klişe davranışlarda bulunuyorlardı. Tarihte “anaerkil” bir topluluk olmadığı düşüncesindeyim. Etkili kadın bireyler olmuştur (sürprizdir bu da) elbette ama önemli kararlar hep erkekler tarafından alınmış ve hayata geçirilmiştir. Bazen bir erkekler koalisyonu ama çoğu zaman da tek bir erkek (etkili birey işte), topluluğun kaderini değiştiren kararı almış ve uygulama geçirmiştir.

Bu milyonlarca yıllık avcı-toplayıcı insan topluluklarında avlanmak işte prestijli iştir. Güç, akıl ve yaratıcılık gerektirir. Avlanma bir prestijli iş olarak o erkek bireye sayısız avantaj sağlarken kadınlara düşen görevlerin o topluluklarda özel bir hayranlık uyandırdığı görülmez. Tarıma geçilirken kadınların rolünün erkeklerden daha fazla olduğu düşünüyor ancak bu oldukça faydalı hamle de mutlak erkek iktidarını kadınlara geçirmemiştir kesin olarak.

Tarım devrimi olduktan sonra prestijli işlerin sayısı artmıştır. Yukarıda bahsettiğim üretim fazlalığı, insan topluluklarının ilerlemesini sağlamıştır. Bu fazlalığın ne yapılacağı meselesi insan topluluklarının kafalarını karıştırmıştır. Çok da fazla karıştırmamıştır gerçi. En etkili erkek birey kendisini o fazlalığın sahibi ilan etmiş ve kendisine de birtakım yüce özellikler atfetmiştir. Bu fazlalıklar sayesinde bazı erkeklerin masraflarını karşılayabilmiş ve onları her dediğini yapan insanlar haline getirmiştir. devlet, bürokrasi ve ordu bu şekilde oluşmuştur. Din de bu aşamada siyasallaşmıştır. Ürün fazlalılığını korumak, bu mekanizmaya isyan edecek diğer sıradan erkekleri dizginlemek gibi sebeplerden dolayı birtakım ruhani şeyler tüm topluma dayatılmıştır. Tarihteki ilk rahipler buğday silloları bekçileridir. Ürün fazlalığı bazı insanlara boş vakit yaratmıştır. Ürün fazlalılığın depolandığı büyük yerler inşa etmek ve bu yerleri sıradan insanları etkileyecek şekilde dekore etmek sanata ivme kazandırmıştır. Avcı-toplayıcı dönemlerde de sanatsal üretim (simgelerle kendini ifade etme diyelim) varken yeni dönemde sanatsal üretim inanılmaz artmış ve başka başka formları da doğurmuştur.

O halde prestijli işleri sıralayalım: Politika yapmak, sanat yapmak, din kurmak, savaşmak, barışmak,  devrim yapmak, karşıdevrim yapmak, eğitim, icatlar yapmak, buluşlar yapmak, felsefe yapmak…

Peki, bütün bunları kim yaptı?

Elbette erkekler…

Yeni dönemde insanın bir tür olarak yok olması, vahşi hayvanlara yem olması falan söz konusu değildi ama kadınlar yine çocuk bakımıyla ilgileniyorlardı. Hiçbir erkek de “Ya şu prestijli işleri kadınlara devredelim.” diye içinden geçirmedi. Böyle bir talep de yoktu zaten. Tarihte bu tür faaliyetlerle ilgilenen tek tük kadınlar vardır ama bu anomalidir. Herkes o durumu yadırgamıştır. O durum çoğunlukla reddiye yemiştir. Kısa süreliktir.

Yani erkek fiziksel/biyolojik sebeplerden dolayı iktidarını ilan etmiştir ve kadınlardan da herhangi bir iktidar veyahut da eşitlik talebi gelmemiştir.

Artık geliyor…

Sorun da buradan kaynaklanıyor…

10 bine sene önce gerçekleşen tarım devriminden binlerce yıl sonra bile kadınlar çocuk bakımı ve ev işleriyle ilgilenmeye erkekler de “prestijli işlerle” ilgilenmeye devam etmişlerdir. 300 sene önce çok önemli bir şey daha olmuştur. Sanayi devrimi… Bu son devrim de insan topluluklarının yaşantılarını radikal düzeyde değiştirmiştir. Üretim korkunç boyutlara ulaşmıştır. Aydınlanma ile birlikte sadece erkeklerin değil kadınların da bilinç düzeyleri artmıştır.

Artık insan türünün neslinin tükenmesi tehlikesi kalmadığı için önce üremek sonra da o çocuğun bakımı bir topluluğun en önemli meselesi değildir. İşler iyice karmaşıklaşmıştır.

Kadınlar bilinç düzeyleri arttığı oranda, kişisel zenginlikleri arttığı oranda “prestijli işlerden” pay almak istemeye başlamışlardır. Almışlardır ancak bu yalnızca onların mücadelesiyle, isyanıyla olmuştur çünkü erkek politika yapıcıları düzenin değişmesini istememişleridir hiçbir zaman. Erkeklerin sadece politika yapıcıları değil sıradan olanları da düzenin değişmesini istememişlerdir/istememektedirler. Erkekler kadınları hala küçümsüyorlar. Prestijli işlerde onları görmek istemiyorlar. Böyle olmayan erkek sayısı o kadar azdır ki… Çok çok az… Bu erkeklerin Marksist, devrimci, sosyalist ne bileyim ateist falan olanları da büyük oranda bu yaklaşıma sahiptirler. Kendi kendilerine bile itiraf edemezler kadınları küçümsediklerini… Bunun farkında bile değildirler. Sınıfın kurtuluşunu istiyorlardır ya… O kurtulunca bütün sorunlar çözülecektir. Milyonlarca yıldır devam eden ve genlere işlenmiş olan davranışlar da birden (yüz senede falan) değişecektir.

Trafik meselesinde olan biten şey de bundan ibarettir. Araba sürmek de bir prestijli iştir. Kadınların bunu beceremeyeceğine inanırlar. Oysa araba sürmek çok basit bir iştir. İstatistikler de bizim tezimizden yanadır. Araba sürenlerin %75’i erkektir ama kazaların %93’ünü erkekler yapar. Bu konuda özel bir ülke var: Amerika’da kadın sürücü sayısı erkek sürücü sayısını 2012 yılında geçmiştir ama kazaların %73’ünü erkekler yapmışlardır. Araba sürerken en riskli grubu 18-24 arası erkekler teşkil eder. Bunların allah belasını versin tabiri caizse…

Erkekler berbat araba kullanırlar. Bir de trafikte kadınları bakışlarla, el kol hareketleriyle, kornalarla taciz ederler. Zaten normal yaşam içerisinde sürekli kadın karşıtı söylemleri ederler…

Erkekler yeni döneme (100 yıllık) alışacaklar. Eşşek gibi değişecekler.

Kadınlarla erkeklerin “fıtrat” farklarına itiraz etmiyorum. Olaylara ve olgulara farklı yaklaşırlar. Bu kesin ama artık prestijli işler erkeğin tekelinde olmayacak. Seve seve bunları kadınlarla da paylaşmayı öğrenecekler.

Not: Yazıyı hiç durmadan yazdım. Yazım yanlışlarına bakamayacağım.

 

Bu yazı Tarih, Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.