Unutulduğu İçin Bir Sene Sonra Tekrar Yazılan Yazı

Bir önceki postun adı “Şampiyonlar Ligi Finallerinin Adaleti Var Mıdır?”

Bir sene önce aynı isimle bir yazı daha yazmışım. Bundan şüphelenmiştim ve sitede aratmıştım fakat bir sene önce yazıyı siteye koymamışış. Dolayısıyla ben de yazıyı yazmadığımı düşünerek bir daha yazdım. Neredeyse aynı. Öyle işte 🙂

Buyurun bir sen önceki yazıya:

ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALLERİNİN ADALETİ VAR MIDIR?

Bir futbol totemi böyle söyler.

Şampiyonlar Ligi finallerinin adaleti varmış.

Demek ki bu totemi inandırıcı kılacak bir sürü örnek mevcut olmalı. Vardır. Birazdan bakacağız ama totemlerle işi olmayanlarız. Öyle miyiz? Öyleyiz tabi ki. Mantıklı bir açıklama getirmeye çalışacağız.

İşimiz de kolaylaşıyor zaten çünkü gün geçtikçe yani endüstriyel futbol mevziler kazanmaya devam ettikçe futbolda “mantık” olgusu daha hissedilir oluyor. İyi ki öyle oluyor da demeyeceğiz çünkü biz, sanırım, futbolun mantıksızlığını seviyoruz biraz da.

Derler ki ŞL finalinde dramatik bir şekilde kaybeden takım birkaç sene sonra veya bazen de bir sene sonra finali kazanır. Hatta bazen aynı takımdan intikam aldığı da olur.

İlk akla gelen örnek Milan olmalı. Bakmayın, son beş, altı senedir ortalıklarda gözükmemesine rağmen Milan gelmiş geçmiş en büyük klüplerden biridir. 2005 yılında Liverpool’la finali oynuyorlardı İstanbul’da. İlk yarı 3-0 öne geçtiler. Devre arasında yorumcu Fatih Terim “bir İtalyan takımının 3-0’dan maç vermesinin imkansız olduğunu” söylemişti. İkinci yarı Liverpool üç gol buldu ve maçı penaltılara götürdü. Sonra da şampiyon oldu. Unutulmaz bir finaldi ki ŞL’de “unutulmaz” finaller çok nadir olur. 10 senede bir falan. Maç çok kontrollü geçer ve neredeyse hep favori kazanır. İki sene sonra Liverpool yine karşısında Milan’ı buldu. Düzeltmek lazım, Milan karşısında Liverpool’u buldu çünkü Liverpool ne 2005’te ne de iki sene sonra finale çıkacak kadar iyi bir takım değildi. Atın intikamı yaşanmadı. Milan, fazla zorlanmadan maçı 2-1 kazandı. Hatta o maçta ŞL finalinde gol atmış ve Türkiye’ye gelmiş üç futbolcudan biri de vardı.

1999 finali son 30 yılın üç unutulmaz finalinden biriydi. 90. dakikada Bayern Münih, Manchester United önünde 1-0 öndeydi. Uzatmalarda iddiasız yedek Solskayer tıngır mıngır iki gol attı ve ManU şampiyon oldu. Bayern, iki sene sonra Valencia’yı yenerek totemi işletti.

ManU’nun iki şampiyonluğu da ballı olmuştur. 2008 yılında Chelsea emanetçi teknik direktörüyle finale geldi ve maçı penaltılara götürdü. Terry penaltıyı atsa şampiyon olacaklardı. Tam topa vururken ayağı kaydı ve topu Kızıl Meydan’a (Moskova) gönderdi. Aynı Chelsea, bu sefer iki değil dört sene sonra, yine emanetçi teknik direktörüyle finale geldi. Bayern kalesine bir kere o da uzatmalarda geldi. Kornerden gelen topa Drogba insan üstü bir gayretle kafa vurdu ve maçı uzatmaya götürdü. Uzatmalarda Bayern penaltı kaçırdı. Penaltılarda Chelsea şampiyon oldu.

Canı yanan Bayern, bir sene sonra şampiyon olarak totemi işletmeye devam etti.

90’lı yıllarda da Juventus’un ve Milan’ın hikayeleri vardır. Bir sene kaybetmiş bir sene sonra kazanmışlardır.

Yani hikaye bol ama bana göre açıklama şu şekilde: Şampiyonlar Ligi, kazanması en zor olan turnuva. Dünya Kupası’ndan bile zor. Çünkü dünyadaki en iyi 300 futbolcu Avrupa’ya toplanıyorlar ve bu turnuvayı kazanmak için futbol oynuyorlar. Her dönem belli takımlar öne çıkıyor. Üç, dört sene falan form tutturuyorlar. Bunlar da güçlü ve formda oldukları için finale sık yükseliyorlar. İkinci finalde biraz daha motive de oluyorlar. Bu şekilde elimizde 22 yıllık ŞL tarihinde yedi, sekiz tane “hikaye” var. Yani totem değil maddi bir açıklaması var bu işin. Pahalı transfer yapabilen takımlar veya çok pahalı transfer yapamasalar da olağanüstü form tutan bir, iki takım (Valencia, Atletico, Liverpool) finallerde sık boy gösteriyor ve “hikaye” üretiyorlar.

Göz ardı edilir ama tersi “hikayeler” de mevcuttur. Yani o soyut “adaletin” işlemediği takımlar da vardır. Valenci örneğin. Sinek ikilisi bir takımken (ŞL finali için konuşuyorum) 2000 ve 2001’de kaybetmiştir. 2009’da Barcelona’ya kaybeden ManU, iki sene sonra yine Barcelona’ya kaybetmiştir.

Juventuslulara “ŞL finallerinin adaleti var” derseniz “hadi oradan” diyeceklerdir. 2015, 2003, 1998, 1997’de kaybetmişlerdir. Hani nerede adalet?

1991’de Kızıl Yıldız’a kaybeden Marsilya iki sene sonra kazanmıştır totem gereği ama şike yaptığı anlaşıldığı için kupa ellerinden alınmıştır.

1986’da kazanan Steau, üç sene sonra kaybetmiştir.

Yani arayana gerçekten “hikaye” bol.

İki sene önce Real Madrid’e ucuz kaybeden Atletico Madrid bu sene yine Los Galacticos karşısına dikildi.

Bence Madrid kazanır

Toteme inanmıyoruz. Bilime de “inanmıyoruz”. Bilim, inanılacak bir şey değil. Bilime bakıyoruz diyelim.

Son bilmem kaç yılda en zengin 20 takım dışında yarı final oynayan üç, dört takım vardır. Para bilimi bunu söyler.

20 senede bir olan olağanüstü tesadüfler de endüstriyel futbolu aklamaya devam eder işte…

Haberleşiriz.

Not: Yazım yanlışlarını kontrol edemeyeceğim.

Bu yazı Futbol, Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.