El Clasico’da neler olur?


26 Mart 2000 tarihinde şu anda olmayan İstanbul Ali Sami Yen stadında bir maç oynanacaktı. Galatasaray ile Fenerbahçe karşılaşacaktı. O andaki Galatasaray Türk futbol tarihin hiç tartışmasız en iyi takımıydı. Avrupa’da şampiyonluğa gidiyordu ki bu ütopik bir şey…Ligde de rakibine köpek gibi saldırıp kimseye gün yüzü göstermiyordu. Fenerbahçe de tarihinin en kötü dönemini yaşıyordu. Bir halı saha takımı gibiydi. Herkes Fener’le dalga geçiyordu. Bu atmosferde bu maçtan herkes tarihi fark bekliyordu.

Futbol yorumcusu Osman Tamburacı “bu maçta her şey olur, bir tek Fener yenemez.” demişti. Yenerse o meşhur bıyıklarını keseceğini de eklemişti.

Maç başladı. İlk yarı Galatasaray 150-200 tane yüzde yüzlük pozisyona girdi. İkinci yarı da aynı şekilde 150 tane pozisyon vardı. Materyalist olmasak her şeye inanabilirdik, o kadar yani.

Sonra 82. dakikada Fenerbahçe ilk defa sahasında çıktı, bir frikik kazandı. Çok kötü bir futbolcu olduğu için PAF takımına gönderilen sonra da “adam kıtlığından” A takımına çıkartılan Cansın topa vurdu. Top barajdaki bir Galatasaraylının götüne çarptı ve tıngır mıngır ters yönden gidip gol oldu.

Futbola her şey olur!

Mu?

Olmaz. Endüstriyel futbolda sürprize hemen hemen hiç yer yok. Biz de o %1’lik ihtimalin peşinde olduğumuz için hala futbolseveriz zaten.

Futbolda para konuşur.

Bu hafta sonu oynanacak Barcelona – Real Madrid maçında, ama, her şey olabilir.

O yüzden düşüncelerimizi belirteceğiz.

Google’a “el clasico” diye yazmaya başlarsanız ilk olarak “el clasico 2015 ne zaman” yazısının çıktığını görürsünüz.

Tüm futbolseverlerin eylül ayında baktıkları El Clasico tarihleridir. Dünya üzerinde yaklaşık 700 milyon insan bu maçı bekler.

Bu hafta sonu başımız göğe erecek.

Bu sene futbolla ilgili iki Facebook yazısı yazdım. Birincisi sezon başında “Real Madrid’de neler oluyor?” başlıklı yazıydı. El Clasico öncesi üst üste iki maç kaybeden Real Madrid, derbiyi de kaybederse puan farkı yediye çıkacaktı.

Real Madrid’de işlerin iyi gitmediğini söylemek istemiştim. Daha doğrusu puan farkı yedi olursa günümüz endüstriyel futbolunda bu farkın kapanmasının imkansıza yakın olmasına dikkat çekmek istemiştim.

Real Madrid o maçta Bacelona’yı yenmişti sonra da sol şeridi kapatmıştı. Gelene beş gidene altı attılar.

Sonra bir ay önce “Messi ve Barcelona” ritm buluyor başlıklı bir yazı yazmıştım. Barcelona, Real Madrid’le olan puan farkını ve kendine güven farkını kapatmıştı. Messi de Ronaldo’yla olan gol sayısı farkını.

O yazıdan sonraki maçta da Barcelona kendi evinde uyduruk bir takıma 0-1 maçı kaybetmişti.

Yazılarım kısa dönemde yalanlanmıştı ama bugün gelinen noktaya baktığımızda yani uzun vadede haklı çıktığımı görüyoruz. “Şimdilik” şerhini ekleyelim de sonra yine saçmalamış olmayalım.

DÜNYANIN EN ZOR BEĞENEN TARAFTARI

Pazar günkü maçta sunucu Murat Kosova, Real Madrid taraftarı için böyle diyordu. Gerçekten de öyle. 100 milyon avroluk bir çılgın proje olan Gareth Bale 10 milyon avroluk oynadığı için böyle demişti spiker. Real Madrid son haftalarda saçmaladı ve Barcelona’nın bir puan gerisine düştü. Aralık ayı gibi herkes Real Madrid’in gelmiş geçmiş bütün rekorları parçalayacağını düşünüyordu. Şampiyonlar Ligi’nde de Şalke Sıfır Dört’ten dört yiyerek son yılların en görkemli “yusuf yusuf”unu yaşadılar. Ancelotti için Manchester City dedikoduları çıkmaya başladı bile. Başkent temsilcisinin son durumu budur.

GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ TAKIM

Böyle düşünüyorum Barcelona için ama bu takımın artık uzatmaları oynadığını herkes görüyor. Xavi 2010 yılında verdiği bir röportajda, “sıkılmıyor musunuz?” sorusuna, o üstünlük duygusunun benzersiz olduğunu söylemişti ve asla sıkılmadıklarını eklemişti. O benzersiz üstünlük duygusu artık kalmadı ama herkesi yenebileceklerini de hissettiriyorlar. Bu maçı kaybetmemek için ellerinden gelenin üç katını yapacaklardır.

RONALDO BİR MAKİNE MESSİ BİR FELSEFE

Kasım ayında bir ara Ronaldo, krallık yarışında Messi’nin 12 gol önünde yer alıyordu. Messi’nin mucizevi 50 lig golü rekorunu kıracağını düşünüyordu herkes. Makine beş dakka durmuyordu. Sonra bir maçta rakibine tekme tokat girdi ve kırmızı kart gördü. Çıkarken de şımarıkça Altın Top ödülünün armasını gösterdi seyirciye. Bu arada İspanyol federasyonu tam bir esnaflık örneği gösterdi ve Ronaldo’yu hapse atması gerekirken sadece iki maç ceza verdi. Uzun yıllardır saçmalamıyordu ama gördük ki içindeki saçma sapan insan ölmemiş tam olarak.

Messi felsefesi geldi ve 12 gollük farkı kapattı bir de üstüne iki gol öne geçti. 50 gol attığı sezonki istatistikleriyle şu anda aynı yerde hatta bir gol önde. Dediğimiz gibi Messi bir felsefe. Her şeyi yapabilir. Ronaldo her şeyi yapamaz!

Ronaldo’nun 30 yaşında olduğunu biliyor muydunuz?

Bu sezon bence onun zirve noktasını izliyoruz veya Messi 50 atarken attığı 46 gol onun zirve noktasıydı. Messi’nin zirve noktasını izleyip izlemediğimizden o kadar emin değiliz.

Durum bu.

Gerçekten bu maçta her şey ama her şey olur!

Not: Yazıyı çok hızlı yazdım, yazım yanlışlarına bakamayacağım şu anda.

Bu yazı Barcelona, Cristiano Ronaldo, El Clasico, endüstriyel futbol, Lionel Messi, Real Madrid kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.