Sanat Sanat İçindir: Chimay Blue

2019-07-12_17-19-22

Belçika “Trappist” birası Chimay Blue ile tanışmam beş sene öncesine aittir. O zamanlar Tuborg içtiğimiz için kendimizi “solcu” sanan, heyecanlı çocuklardık. Alengirli biralar TR’ye yeni yeni gelmeye başlamıştı. (Bunu, o dönem bildiğimden dolayı söylemiyorum, sonradan öğrendim…) Ben Becks içerek kendimi enternasyonalist zannetmiştim ve bu durumu Facebook’tan ilan etmiştim. Daha önce Belçika’ya gitmiş olan bir arkadaşım içtiği en iyi biranın Chimay Blue olduğunu yazdı.

Hayatıma bu şekilde girdi. Ben de hemen internetten bir araştırma yaptım ve Kadıköy, Moda’da yer alan bazı dükkanlarda satıldığını öğrendim. Bir gün arkadaşlarla gidip aldık. Satıcıya aletin soğuk olmadığını söyledik. O da o aletin ılık tüketildiğini söyledi. Bunu bilmesi aslında sürpriz sayılmalı çünkü şu anda barlardaki elemanlar doğru dürüst bir şeyler bilmezler biralarla ilgili… Neyse biz aleti alıp Moda laiklik bara (Moda sahil, yazar burada çok derin bir siyasi ironi yapmaktadır ama kim anlayacak?) gidip, şişeden içtik. Bu bira şişeden içilirse hiçbir şeye benzemez. Yani bunu şişeden içmek, “Stalker”ı meslek lisesinde izletmek gibi bir şeydir. Bu ilk deneme fiyaskoyla sonuçlandı.

Sonra Metro Grossmarket’ten bulup, evde, gerekli ön okumaları yaparak, uygun içim koşullarını sağlayarak içtim birayı ve çok sevdim. Şu anda favori biralarımdan biridir.

Bu birayı hakkıyla içmek için görselde görülen orijinal bardağını amazon.de’den getirttim. Kimileri bu hareketi çılgınca buldu. Orijinal bardak yoksa Paşabahçe’nin ürettiği lale bardaktan da içilebilir.

Telaffuzu “şimey bulü” şeklindedir. Bir dakika… Blue (mavi) olanı varsa başka renkte olanları da olmalı… Doğrudur. Kırmızı ve beyazı da vardır. Onlar da TR’de mevcuttur. Mavisi ender bulunur. Tezgâha gelirse kısa sürede satılır. Diğer renklerini her daim bulabilirsiniz.

Nerede? Tabi ki herkesin aklına bira severlerin beytullahı olan Metro Grossmarket gelmektedir. Geçen seneye kadar orada vardı ancak döviz krizinden sonra Metro’da bulunabilen biralar önemli oranda azaldı. Geçen sene şubat ayında orada bulunabilen biralardan 10 tanesi falan bu sene bulunamadı. Peki, nerede bulacağız? Mekânlarda buz gibi servis edilenini 50 TL’ye içerek kendimizi ayakta mı kazıklatacağız? Chimay’lar Carrefour Gurme’lerde bulunabiliyor. Bunlar daha çok kışın tüketilen biralar, belki gelecek sene oraya da ithalatı duracak. Belki de bu yazıyı boşu boşuna yazıyorum. Carrefour Gurme’de sanırım 18 TL’ye satılıyordu. Fransa’da 1.10 Euro’ya bulmuştum. Avrupa’da ortalama fiyatı o kadardır.

Kısaca Trappist biralarından bahsedelim: Trappist biraları “Belçika birası” zannedilir. Oysa Belçika birası diye özel bir tür yoktur. Trappist biralarının adı Fransa’nın Normandiya bölgesinde yer alan La Trappe Manastırı’ndan gelir. Bu elemanlar 1600’lerde Katollikliğin bozulduğunu iddia edip bir hareket geliştirmişler ve Sisteryen denilen bir alt tür oluşturmuşlar. Bunlar St. Benedictus’un öğretilerini takip etmişler. O da el emeğine önem veriyormuş. Et yememek de bu tarikatın bir özelliğiymiş. Dolayısıyla bu mezhebi/tarikatı benimseyen keşişler manastırlarında üretim faaliyetlerine girişmişler. Trappist biraları bu şekilde ortaya çıkmış. Sonra her önüne gelenin ürününe Trappist birası etiketi vurmasından hareketle 1997’de bir örgütlenme gerçekleştirmişler ve bir birlik kurmuşlar. Bu birlik Trappist biralarını onaylayan ve denetleyen bir birlik olmuş. İlk başta altısı Belçika’da biri Hollanda’da olmak üzere yedi Trappist birası belirlenmiş. Şu anda Avusturya ve Amerika’da da üretimi yapılan 11 tane farklı Trappist birası var. Trappist birasının dört ana özelliği var: manastırda üretimi yapılacak, keşişlerin bir numaralı faaliyeti olmayacak, üretimden gelen gelirler masraflardan sonra hayır işlerinde değerlendirilecek, sürekli ITA (o örgüt işte) tarafından denetlenecek.

Trappist biralarının özelliği daha çok kışın tüketilmesidir. Oda sıcaklığında içilir. Bu arada ayak yapmayın! Biliyorum, burada birçok yazımda bunu yazdım ama hiçbiriniz bunu inandırıcı bulmuyor ve eline hangi bira geçerse geçsin onu soğuk içiyor… Bu biralar yüksek alkollüdürler. 7-11 arasıdırlar. Şeker vardır bu biralarda. Bu yüzden yüksek alkol oranı damağı acıtmaz. TR’deki Efes Tuborg savaşının bir çıktısı olarak, biraya şeker katmak esasında orospu çocukluğu değildir! Aromaları vardır. Tatlı, karamelize, meyvemsi kimi zaman da acımsıdırlar. Şerbetçiotu aroması çok hissedilmez. Şaraba yakındırlar. Etli yemeklerle, sebzelerle, makarnayla falan bence çok iyi giderler. Tuzlu yiyeceklerle –bana göre- iyi gitmezler. Yani bu biranın yanında tuzlu fıstık yemek çok büyük bir hatadır bana göre. Tuzlu fıstık ağızın babasını ağlatır ve ağızın kendisine gelmesi için beş dakika falan gerekir. Bu birayı tatmak bir etkinliktir. Birayı özel bir şey olarak görmüyorsanız ve yanında tuzlu fıstık olmadan onu tüketemiyorsanız, bu yazıyı okumayı hemen bırakın. Hadi naş! Hadi anam, hadi anam…

Chimay Belçika’nın 10 bin nüfuslu bilmem ne kasabasındaki bilmem ne manastırında üretiliyor. Manastırın başında iki erkek kardeş var. Evet, iki kişiler. Bu haliyle 1947 yılında üretilmeye başlanmış. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanlar manastırın üretimini durdurunca, 1944’te tekrar üretilmeye başlanmış. Ancak bu elemanlar Amerika’dan uzman bir biracı getirip daha önce uzman tarafından “içilemez” bulunan biralarını uzmana “adam ettirmişler”. Yılda 150 bin hektolitre üretiliyor. Hesap yapalım: Hektolitre 100 litre demek. Yani yıllık 15 milyon litre üretiliyor. 33’lük şişelerde satıldığı hesaba katıldığında yılda 45 milyon şişe üretiliyor. Yıllık gelirleri 50 milyon dolarmış. Prensipler gereği bu parayı masraflar kesildikten sonra hayır işlerinde kullandıklarına inanmalıyız. İnanalım bari…

Bir de “yıllanma” olayından bahsedelim. Normalde bira ne kadar tazeyse o kadar iyidir fakat bu Chimay tıpkı şarap gibi şişede yıllanıyor. Şişeleme esnasında şişeye katılan bir takım mayalar onu şişede ikinci bir fermantasyon işlemine tabi tutuyor. Biraların üzerlerindeki tüketim ve son kullanma tarihleri arasında genelde altı ay vardır. Şu anda benim kışın her renginden ikişer tane aldığım Chimay’lerin son kullanma tarihleri 2020. Bakalım, 2020’de bu yazının altına fotoları ve yorumları koyarım.

TR’de bir Trappist birası daha vardır. Yani rafta satılanından. Mekanların dolaplarına bazen bakarım ve başka bir tane görmedim. Belki başka ciks mekanlarda diğerleri de vardır ve 100 TL’ye satılıyordur… La Trappe bulunur TR’de ve bence o da harikadır.

Aynı tarz biralar olan Duvel ve Leffe de çok iyidirler. Duvel’i Efes, Leffe’yi Tuborg ithal ettiği için büyük marketlerde bulunabilirler. Leffe’nin ithalatının durduğu şeklinde bir bilgiye sahibim ve çok sık bulunmaması da bu iddiayı destekliyor.

Neyse… Sanat sanat içindir. Bu yazı da sınırlı sayıda insan içindi… Çoğunluk, dana kavurma artı rakıya veya soğumuş (soğumamış olsa da pek bir şey değişmiyor) balık artı rakıya devam etsin… Hadi anam, hadi anam… Sempatik gıcıklık her zaman sempatiktir 😀

Bu yazı Uncategorized, Yiyecek İçecek kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.