Türkiye’nin En Solcu Şehirleri

38481939_1331829710285927_3961042608167321600_n

Yani Türkiye’de CHP’nin en çok oy aldığı şehirler…

Açıklayacağım…

Solculuk ne demektir?

“Türkiye’nin En Sağcı Şehirleri” yazımda tarihsel geçmişinden bahsetmiştim. Fransız Devrimi esnasında gerçekleştirilen bir toplantıda devrimin ve özgürlüğün yanında olanlar kralın soluna, kralın ve kilisenin yanında olanlar da kralın sağına geçmişti. Sonra sosyalizm mücadelesi ete kemiğe büründüğünde bu kavramlar ekonomik üretim ve paylaşım ilişkilerine referans vermeye başlamışlardı. Aslında isabetli olanı buydu fakat sonra sol ve sağ kavramları ekonomi belirlenimli olmaktan yine çıkıp oldukça kapsamlı şeyler olmaya devam ettiler.

Türkiye’de sol ve solculuk ne ifade eder? Bilimsel sosyalizme inanıp onun için mücadele edenleri mi ifade eder? Cevap net bir şekilde hayırdır. Onlara sosyalist denir. TR ortalama adamının (homo ortalamus) sol ve solcu tarifi çok farklıdır. Bu listeyi çıkarırken bilinçli olarak TR ortalama adamının düşüncelerini baz aldım, kimse kıllanmasın lütfen.

Sosyalizmden bahsedelim biraz. Ben insan için en iyisinin sosyalizm olduğunu düşünüyorum ama TR’deki diğer sosyalistlerden sanırım farklı olarak kapitalizmin “başarılı” ve güçlü olduğunu da düşünüyorum. Tarihteki mücadelelerin kendilerine halk veya sınıf denilen zümrelerin iradeyle ortaya çıkmış kolektif mücadeleleri değil “daha çok” bir sınıfın yani burjuvazi (sömürücü) sınıfının kendi içerisindeki yorum farklılıkları olduğunu düşünüyorum.

TR’de sosyalizmin ne olduğunu tarif edebilecek 250 bin kişi falan vardır. Sosyalizm kelimesini duymuş ise birkaç milyon insan vardır.

Gerçek anlamda solculuk sosyalizmse CHP sosyalizme en zarar vermiş örgüttür. Büyük komplo teorilerine itibar etmediğimi söylemek isterim. Yani CHP’nin (veya bazı kesimler tarafından iddia edildiği üzere HDP’nin) yetkili kurullarında toplantı yapıp “Ne yapsak da şu sosyalizmin yükselmesini engellesek?” temalı toplantılar yaptıklarını veya bir başka deyişle genel politikalarını bunun üzerine inşa ettiklerini düşünmüyorum. Sosyalistlerin sayısı ve etkinliği bu ülkede rejimi tehdit edebilecek seviyede değildir. Bakınız darbe oldu, yüz binlerce Fethullahçı devletten atıldı ama atılan sosyalist devlet memuru sayısı çok az, onların da önemli bir bölümü Kürt Hareketi destekçisi. Dolayısıyla CHP yatıp kalkıp bunu düşünmüyor ama varlığı buna sebep oluyor. Sosyalizme ilgi duyabilecek, onun mücadelesini vermeye aday kesimler CHP’ye yöneliyorlar. HDP ise bambaşka bir mücadelenin öznesi. Her şeyin mücadelesinde olduğu gibi sosyalizm mücadelesini de aydın orta-sınıflar verir. Bunlar TR’de ne kadar aydın olduğu başka bir tartışma konusu iken bunlar CHP’dedirler. Emekçi katmanlar ise ezici bir şekilde AKP ve MHP’dedirler.

Türkiye’deki temel çelişki emek-sermaye çelişkisi değil yaşam tarzı çelişkisidir. Evet, ben böyle düşünüyorum. Herkes yaşam tarzı üzerinden, lokal çevrelerindeki kişilerle girdikleri etkileşimlerden hareketle politika düşünüyor. Politika düşünüyorlar derken gidip oy veriyorlar yani.

Dün Niğde ve Karaman’la ilgili yazımda şunu iddia etmiştim: TR’de Karadeniz Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi’ndeki esnafların kaygıları, nefretleri, özlemleri siyaseti belirler. Daha doğrusu bu kaygı, nefret ve özlemlere sahip olan etkili, erkek bireyler iktidarı ellerinde bulundururlar.

Bu yapının “solcu” tarifi nedir? Bunlar için solcu eşittir CHP’ye oy verenler, Kürtler ve Alevilerdir. CHP’nin Türk milliyetçisi olması, veya geniş Kürt halk kesimlerinin dindar olması tablonun bütününü etkilemez. Bunlar için solcu bir prototiptir. Belli bir yaşam tarzına sahiptir. Bunlar oturup evlerinde veya pavyonlarda veya düğünlerde gizli gizli içki de içerler ama görseldeki gibi sahilde kızlı erkekli falan içki içmezler. Bunlar keraneye giderler (solcular da gider), küfür ederler (solcular da eder), üç kağıtçıdırlar (solcu esnaflar da öyledir), kaypak korkak ve güvenilmezdirler (solcuların bir bölümü de öyledir). Görüldüğü gibi oldukça karmaşık ve geçişli bir tablo var ama gizli kapaklı yaşanılanların dışında TR’de solculuk ve sağcılık büyük oranda yaşam tarzına göre şekillenir.

CHP’nin %30 ve üzeri oy aldığı bir şehir nasıl bir şehirdir? Solcu mudur? Orada sosyalizm mücadelesi daha mı etkilidir? Elbette sosyalist örgütlerin üye sayıları daha kalabalıktır ama biz yine yaşam tarzı mevzusuna dönelim. Bu şehirlerde kadınlar sevgilileriyle el ele sokakta dolaşabilir. Tek başlarına ev tutabilirler ve karanlıkta ana caddelerde gezebilirler. Giyim kuşama karışan olmaz. Ramazan gerçi artık büyük şehirlerin kamusal alanlarında hissedilmiyor ama buralarda sokakta su içen, sigara içen falan olabilir. Sahil bölgelerindeki parklarda gitar eşliğinde Teoman Türkçesiyle şarkılar söylenir, biralar içilir. İç bölgelerin parklarında ise sadece parkın izbe bölgelerinde +50 dayılar “kendime saygım yok” birası yani Efes Ekstra veya kırmızı Tuborg içerler.

Bu şehirlerin hepsi batıdadır. Buralarda HDP binalarına provokasyon çok olur. Dediğim gibi HDP ve onun siyaseti bu yazının konusu dışındadır. O başka bir şeydir çünkü.

Bakalım şu “solcu” şehirlere:

1- Kırklareli %48,14.
2- Edirne %45,98.
3- İzmir %41,74.
4- Muğla %41,30.
5- Tekirdağ %38,56.
6- Aydın %34,21.
7- Çanakkale %34,10.
8- Eskişehir %32,44.
9- Artvin %32,24.
10- Zonguldak %30,93.

Farklı okumalar yapmak isteyenler için HDP oylarını da olaya dahil edelim:

1- İzmir %53,05. HDP oy oranı %11,31.
2- Kırklareli %51,09. HDP oy oranı %2,95.
3- Edirne %49,24. HDP oy oranı %3,26.
4- Muğla %47,72. HDP oy oranı %6,42.
5- Tekirdağ %44,81. HDP oy oranı %6,25.
6- Aydın %43,34. HDP oy oranı %9,13.
7- İstanbul %41,85. HDP oy oranı %12,43,
8- Hatay %41,67. HDP oy oranı %10,83.
9- Adana %39,59. HDP oy oranı %13,41.
10- Çanakkale %37,43. HDP oy oranı %3,33.

Bu ikinci listedeki değişimler metropoller, sanayileşmiş iller ve Hatay, Artvin gibi TR’nin genelinden farklı lokal sosyolojik özellikler gösteren şehirler hakkında fikir veriyor.

Önümüzdeki yerel seçimlerde Cumhur İttifakı’nın bu özel bölgelerde bölgesel ittifak yapmalarını olası görüyorum ben. Yaptıkları zaman da büyük oranda buraları hallediyorlar. Belediyeler el değiştirirse 100 Yıl Savaşları’nda yani TR Yaşam Tarzı Savaşları’nda neler olur hep birlikte göreceğiz.

Yaşam tarzı savaşlarında elbette bir tarafım ama keşke siyaset emek-sermaye çelişkisi üzerinden belirlenseydi…

İyi günler.

Bir gün sonra gelen edit: Şu ikinci listede İstanbul’u unutmuşum. Facebook arkadaşım Hakkı Başgüney hatırlattı. Unuttuğum için söylemiyorum ama İstanbul bambaşka bir şey. Hiçbir şeye benzemiyor. Ayrı bir ülke gibi. Orada Rakka gibi, Leningrad gibi, Lice gibi, Osmaniye gibi yerler var.

İkinci edit: Adana’yı unutmuşum. İkinci liste üzerinde çok özenli durmadığım anlaşılıyor. Bir de Ardahan var ama onu Diyarbakır gibi değerlendirebiliriz sanırım.

Bu yazı siyaset, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.