Atatürk’ün Birası

20170328_194748.jpg

Paulaner Salvator’un Atatürk’ün en sevdiği bira olduğu yönünde internette bir iki yazı var. Atatürk ile ilgili, feykliğinden fena halde şüphelendiğim 1836. bilgi oldu bu.

Kendisi rakıcı bilinir. Doğrudur da. Yaşamı boyunca İznik Gölü kadar rakı içmiştir. Fakat kariyerine birayla başlamıştır ve İstanbul’a gelene kadar rakı içmemiştir (Kaynak: Çankaya.) Selanik’teki Enverci hizibin kendisine taktığı lakaplardan biri de “sefih”tir. Yani eğlenmeyi, gezmeyi ve de içmeyi seven adam.

1917 yılbaşına veliaht Vahdettin’le Alman Kayzer’inin sarayında girdiğini yazmıştım. Denemişse bu birayı orada denemiş olmalı. Gerçi Berlin ve Paulaner’in yöresi Münih çok uzak yerler ve de Almanya’da bölgeler arası rekabet vardır. Her bölgenin de 200, 300 tane süper ötesi birası vardır. Viyana’da kaplıca tedavisi gördüğü sırada denemiş olabilir. Bir “doppelbock” (açıklyacağız) denemiştir de onun Paulaner Salvator olduğundan fena halde şüpheliyim (Kaynak: Kıçım.)

Evet, Paulaner Salvator bir doppelbock. Doppelbock “wort” oranı %16’dan yüksek olan biralara deniyor. Salvator bu alanda %18 ile birinci. Wort nedir? Biradaki katılık oranı gibi bir şey.

Neden katılık istediler? Salvator’un tarihine giriyoruz kısaca. Venedik civarlarında iş tutan ve kendilerini St Paul’un takipçisi sayan bir takım keşişlere Almanya’dan davet gelir. Onlar da oraya giderler ve kendi biralarını manastırda yapmaya başlar. Bu elemanların 46 gün süren bir oruçları vardır (bütün oruçlar mantıksızdır). Bu oruç boyunca katı yiyemiyorlar ama sıvı tüketebiliyorlar. Esnaf stayla, ekmek gibi bir bira yapalım diyorlar ve bu Salvator doppelbock’u yapıyorlar. Bu arada Paulaner’in buğday birasına ilerleyen günlerde değineceğim. Salvator yani “kurtarıcı” demek. Bu bira öyle tutuyor ki birçok üretici kendi “salvator”unu yapıp piyasaya sürmeye başlıyor. Manastır da sounda telif hakkını satın alıyor. cin girişimciler de sonu “tor”la biten bir dolu doppelbock yapıyorlar. Bugün Almanya’da sonu “tor” ekiyle biten 200 tane falan bira varmış.

Mısırlıların bira için “sıvı ekmek” dediklerini biliyoruz. Almanlar da bu olayı devam ettirmişler.

Yüksek alkollü bir bira. Efes Extra ve kırmızı Tuborg’u hiç sevmem. Birayı tadını çok sevdiğim için içerim, sarhoş olmak için değil. TR’deki bu yüksek alkollü biralarda dandik votka tadı alıyorum, bira tadı değil. Salvator bu anlamda “yağ gibi gidiyor” derler ya işte öyle bir şey. Ağzınıza arpa buğday tanesi de gelmiyor ama gazoz gibi bir şey de değil.

Valla tavsiye ederim. Son günlerde bira tadım etkinliklerine kendimi verdim. Vermese miydim acaba? TR’de bira olmadığını biliyordum da şimdi bunları tattıktan sonra TR’deki biralara sırt çeviririm diye korkuyorum. Vedat Milor (SAV) uyarmıştı. “TR’de bira yoktur, Marmara ve Tuborg’un gideri vardır. Yabancı biraları içerseniz bunları bile ağzınıza sürmezsiniz.” demişti. 33’lüğü 9.35 TL olan bu biraları her hafta nereden bulacağım? En yakın İMEs Metrogrossmarket’te var. Oraya otobüsle git sonra elinde poşetle mahalleye taşı, uzun iş…

Bir çözüm bulacağız…Belki de bulamayız. İnsan her şeye çözüm bulamaz. Bazen de yenilir insan.

Afiyet olsun.

Araşırız.

Bu yazı Uncategorized, Yiyecek İçecek kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.