
Bu kişi, 10 yıllık Manchester City kariyerini geçtiğimiz hafta sonu sonlandıran Pep Guardiola mı?
Birçok kişi öyle düşünüyor zira…
Peki, başkaları ne düşünüyor?
Bu kişi şu kişilerden başka birisi olamaz: Rinus Michels, Arrigo Sacchi, Johan Cruyyf, Jose Mourinho, Carlo Ancelotti, Alex Ferguson, Pep Guardiola…
Listeyi daraltırsak, Ancelotti, Ferguson ve Guardiola’dan başkası olamaz.
Birçok ünlü futbol yorumcusu ise tartışmanın sadece Ferguson ve Guardiola arasında olduğunu düşünüyor.
Kişilere tek tek bakalım ve nihai tartışmayı biz de yapalım…
Rinus Michels 70’lerde Ajax, Hollanda milli takımı ve Barcelona’yı çalıştırdı. Guardiola’nın da ait olduğu total futbol denen ekolün yaratıcısı aslında kendisi. O halde en iyisi oydu diyenlere tepki göstermek kolay değil.
Johan Cruyff’a da burada değinelim o halde. Total futbol ekolünü Barcelona’yla mükemmel bir seviyeye çıkardı. Ancak kariyeri çok kısa ve çoğunlukla Barcelona’yla sınırlı kaldı. Pek bilinmez ama orada elde ettiği dört şampiyonluğun üçünü son haftada inanılmaz tesadüflerin yaşanması sonucu elde etmiştir. Cruyff en iyisi miydi? Bence değildi.
Sacchi Milan’ı da kısa süre esmesine rağmen futbol tarihine iz bırakmış bir takımdır. Socrates yorumcusu İlhan Özgen’e göre içeride dışarıda aynı oyunu oynayan ilk takımdır o takım. Az buz bir şey değil.
Mourinho’nun başardıkları küçümsenemez ve beğenilsin veya beğenilmesin bir tarz geliştirdiği açıktır ama kendi büyük egosu bile kendisine bu unvanı vermez diye düşünüyorum.
Gelelim Ancelotti’ye. Bu kişinin Ancelotti olduğu düşüncesi çok sayıda taraftara sahiptir. Son beş senede Real Madrid’le iki UCL kupası ve iki La Liga kazanması bu durumu ortaya çıkarmıştır. Real Madrid’e gelmeden önce Everton’a kadar düşmüşken ve CV’sinde o tarihte üç UCL olmasına rağmen kimse böyle düşünmüyordu. Evet, UCL’yi beş kere kazanmıştır. Dört kere kazanan yoktur, en fazla üç kere kazananlar vardır. Bir de diyorlar ki Avrupa’da beş büyük ligde şampiyon olmuş tek hoca Ancelotti’dir. Bu da doğru ama PSG veya Bayern ile yerel ligi kazanmak bahsedilmesi gereken bir şey midir? O efsane Milan takımıyla Seria A’yı sadece bir kere kazanmış olduğundan bahsedilmez. İngiltere’de Chelsea ile bir sene şampiyon olmuş ama ondan sonra orada ona büyük bir takım verilmemiştir. Real Madrid’le La Liga kazanmak da herkese bağıra bağıra söylenecek bir şey değildir. Ancelotti büyük ve çok başarılı bir hocadır ama ben, kişisel olarak kendisini tutmuyorum. En büyük özelliği yüksek egolu futbolcu karmalarını iyi idare etmektir. Bunu, onlara karışmayarak yapar bu arada. Onlar ne derse he diyerek yapar. Pragmatist hoca unvanına sahiptir. Tüm zamanların en iyi teknik direktöründen oyuna bir kimlik katmasını beklerim. Veya akıl almaz başarılar kazanmasını… Bu ikisi de Ancelotti’de yok.
Gelelim final turuna…
Ferguson mu Guardiola mı?
Bence kesin bu ikisinden biri de kim? Emin olamıyorum.
Kupa sayısına bakacaksak Ferguson. 50 kupası var ve dünyada birinci. Kupa sayısına bakmayacaksak… İskoçya’da köy takımıyla Rangers ve Celtic hegemonyasını kırması, bu takımla Kupa Galipleri Kupası’nı Bayern ve Real’i eleyerek alması ve nihayetinde ondan önce orta karar bir İngiliz kulübü olan Manchester United’ı tamamen kişisel başarısıyla dünyanın en büyük üç, dört kulübünden biri yapması benzeri olmayan şeyler. Bu Ferguson’un oyun tarzıdır diyebileceğimiz belirli bir şablonu olmasa da 20 sene sürecek olan “bu Ferguson dominasyonudur” diyebileceğimiz bir şeye sahiptir. İddiasız iki takımdan yıllarca sürecek olan dev takımlar yaratmıştır. Bilemiyorum…
Guardiola’ya bakalım. Aslında City’den ayrılan Guardiola başka bir takıma daha gidip aynı dominasyonu orada da yaparsa benim soru işaretim kalmayacak. Ve bu takım ancak İtalya’dan bir takım olabilir. Barcelona, Bayern veya PSG’ye gidip orada şampiyon olması bir şeyi değiştirmez. İtalya’dan bir takıma gidip yıllarca sürecek olan bir dominasyon yaratırsa Ferguson’dan büyük olduğu konusunda hiçbir soru işaretim kalmayacak. Guardiola total futbol geleneğinden gelmesine ve onu oynatmasına rağmen bunu inanılmaz bir mertebeye ulaştırdı. Bunu kusursuzlaştırdı.
Barcelona’a yaptıkları devrimci denilebilecek şeylerdi. 38 yaşında tecrübesiz bir hocayken takımın başına gelip Ronaldinho, Deco ve (bir yıl sonra) Etoo’yu göndermesi cesaret isteyen şeylerdi. Biraz da Messi’nin kendisine çektiği SMS’ten sonra onu sahte 9 yapması ve birçok büyük takımın bunu taklit etmesi de bir devrimdi. O Barcelona takımının tarihin en iyi takımı olduğu konusunda şüphelerim yok! Tarihin en iyi takımını taktiksel dehasıyla ortaya çıkardı. Oradan Bayern’e gitti ve aynı domine oyunu orada da yarattı. Demek ki mesele Xaviniesta ve Messi’ye sahip olmak değildi yalnızca. Bayern’de başarısız oldu! Çünkü UCL alamadı! Oradan City’e gitti ve 10 sene boyunca altı şampiyonluk, bir UCL aldı. Kazandığı kupalar bir yana, yedi sene boyunca dünyanın en dominant takımını ortaya çıkardı yine! Aynı agresiflik, aynı üstünlük duygusuyla. Oyunu devrimci düzeyde değiştirdi. O halde tüm zamanların en büyük hocası diyebilir miyiz? Diyebiliriz. Diyorlar da zaten.
Benim altını çizmek istediğim şey Guardiola bugüne kadar 2 milyar Euro transfer parası harcadı. Kimi istediyse aldılar. Beğenmedi, onları geri gönderdiler yenisini aldılar. Mesela Mourinho da bir milyar Euro’nun üzerinde para harcamıştır ama onun başarılarını yakalayamamıştır. İki senedir City’de gördüğümüz üzere krizden çıkıp tekrar ayağa kalkma olayı olmadı Pep’te. Bu bir soru işaretidir. O yüzden İtalya’ya gidip bir tekrar sıfırdan kendisini yaratması lazım diye düşünüyorum.
Bu yazıyı yazdıktan sonra sorumu Gemini’a sordum ve dört isim verdi. Dördüncü kim diye merak ediyorsanız Michels’miş. O da net bir şey söyleyemiyor. İstikrar ve toplam kupa sayısı kriterimizse cevap Ferguson, taktiksel deha ve modern dominasyonsa kriterimiz cevap Guardiola diyor.
Kararımı veriyorum: Hala Ferguson diyorum ama Guardiola’nın nefesi Ferguson’un ensesinde…
