Natuk Baytan Evreni: Şimdi Ananı Laciverde Boyadım

nb

“Ulan, bu herifi bir yerden tanıyorum ya!”

Yazının görseli “Avanak Apti” adlı filmden. Bu sahnede dendiği gibi, bu herifi yani Natuk Baytan’ı bir yerden tanıyorsunuz ama nereden?

Avanak Apti’yle beraber Sahte Kabadayı, Sakar Şakir, Korkusuz Korkak, Gerzek Şaban, Üç Kağıtçı, Yedi Bela Hüsnü, Tokatçı, Atla Gel Şaban, Tarzan Rıfkı gibi filmlerin yönetmeni Natuk Baytan’dan bahsediyorum.

Bugün Natuk Baytan’a ve benzersiz sinemasına değineceğim.

Bu sinemaya bir “evren” diyebiliriz çünkü bu evren kendi var oluş kurallarına sahiptir. Bunların hepsini tek tek inceleyeceğiz.

Bu arada Natuk Baytan toplamda 81 film yönetmiştir ama ben Kemal Sunal’la çektiği 10 film için “evren” tanımını yapıyorum. NB’nin hayata bakış açısını bu filmler yansıtıyor diye düşünüyorum.

NB evrenine ait bir bireyim. Zaman zaman bu evreni ziyaret eder, orada vakit geçiririm. Dostlarım Karamürselli Deli Hamdi’yi, Marmara Kazım’ı, Kız İsmet’i, Arap’ı, Esin Hanımı, Mülayim Ters’i, Karbonat Erol’u, Şişçi Coşkun’u ziyaret ederim. Papağan Ziya’yla yazı tura atarız, dik gelir…Sakar Hüsnü gelir bombayı elimizde patlatır, bize dört metre döşemelik kumaş keser. Sonra Çinli dostumuzu çağırırız: “Haça hiçi, içeriye geleko.” O da gelir “Selaminko aleykümko!” “Boku yemişko…”

Önce biyografi:

NB 1925 Manisa doğumlu. Ermeni olmalı. İnternette bir sayfada böyle bir ima var fakat bu kimliğiyle ilgili hiçbir şey bilmiyoruz. Hatta ölmeden önce, 1986 yılında devlete “Duvardaki Kan” adlı bir propaganda dizisi bile çekmiştir. Öyle olsa bile ne denebilir ki? Ayhan Işık ölünce Nubar Terziyan gazetelere “Oğlum gibi sevdiğim, AI ölmüştür. Hepimizin başı sağolsun.” diye ilan vermiştir. Bir gün sonra Ayhan Işık’ın ailesi gazetelere “Nubar Terziyan’la hiçbir bağımız yoktur!” diye karşı ilan vermiştir.

Yakışıklı bir insandır NB. Bu yüzden yolda yürürken filmciler tarafından keşfedilmiş ve kendisine oyunculuk teklif edilmiştir. Oyunculuk kariyerine değinmeye gerek yok. Hatta direkt 1976 yılına skip yapabiliriz. Sahte Kabadayı’yı çektiği yıl bu. O tarihten önce sadece Battal Gazi’ler ve Kara Murat’lara değinebiliriz. 70’li yılların tarihi avantür filmlerinin aranan yönetmenidir. Teknik olarak bu filmlerde fark yaratmıştır ama içindeki cevher Kemal Sunal’la olan işbirliğinde ortaya çıkacaktır.

“Kemal Sunal Sineması” başlıklı yazımda kendisini çalıştığı yönetmenlere göre değerlendirmek gerektiğini söylemiştim. NB bunlar içerisinde en ayrıksı olanıydı ve Kemal Sunal’ın bir fenomen haline gelmesinde en önemli katkıyı kendisi sunmuştu bana göre.

Bu filmlerin senaryolarını kim yazmıştır? Bu nokta önemli çünkü birazdan değineceğim “absürtlük” büyük oranda diyaloglar sonucunda ortaya çıkıyordu. Evrenin yaratım evresinde, ilk üç filmde Suavi Süalp ismini görüyoruz. Sahte Kabadayı, Sakar Şakir (bir numaram) ve Avanap Apti’dir bunlar. Evren oluştuktan sonra başka başka senaristler görüyoruz. Hatta 1984 tarihli Atla Gel Şaban’ın senaristi Şaban’a alternatif olarak öne sürülmüş olan Aydemir Akbaş’tır. Kendisinin, Yedi Yürekli Şaban diye bir filmde oynamışlığı bile vardır. Suavi Süalp’a çok şey borçluyuz sonuç olarak.

NB evrenini önce teknik olarak ele almalıyız yani sinematografi açısından.

O yılların yerli sineması teknik olarak çok zayıftır. Natuk Baytan, bunu düşünen, kendisine dert edinen birisi. O yılların teknik olanakları çerçevesinde üstünden gelmeye de çalışmıştır. Sürekli hareketli kamera kullanır. Bunun için kendi parasıyla kızaklar almış ve her filminde bu kızakları kullanmıştır. Filme dinamizm katar bu mobilite. Gerilim unsurunu besler. Kötü adam bir hesaplaşmaya doğru gider veya Sunal karakteri mafya babasını madara etmeye doğru gitmektedir. Yüzlere yakın çekimi de (close-up) çok kullanır. Özellikle Kemal Sunal’ın ağzı açık ebleh bakışı sık sık kullanır. Filmlerinde ani duygu değişiklikleri sık olduğu için close-up’lar bu geçişleri daha da etkili hale getirmektedir. Mekan kullanımı da çok başarılıdır. Büyük oranda varoşlarda geçer olaylar. Kemal Sunal mutlaka bir alt sınıf karakteridir. Genellikle Yeşilköy, Kemerburgaz, Cankurtaran, Beykoz gibi yerleri görüyoruz filmlerinde. “Nerde Çekildi” adlı Instagram hesabını yöneten Kürşat Çetin sayesinde bu mekanları buluyorum ve gidip oralarda tarihi koklamaya çalışıyorum. Büyük hizmet yapıyor kendisi. Sahnelerde yer alacak yapıları öylesine seçmez. Üzerinde düşündüğü, açı çalıştığı, bu mekanlara kişilik katmayı düşündüğünü anlarız. Filmin merkezinde Kemal Sunal varmış gibi gözükse de herkes ve her şey filmde vurgulanır. Bu anlamda demokratiktir diyebiliriz.

Filmlerde Kemal Sunal’ın karşısında Şener Şen veya Halit Akçatepe’yi görmeyiz. Hatta herhangi bir starı göremeyiz. Bu evrenin kendi oyuncuları vardır. En meşhuru Ünal Gürel’dir. Gardrop Fuat dersem anlarsınız. Birçok filmde Kemal Sunal karakteri tarafından madara edilmiştir.

ABSÜRTLÜK

Ne denebilir ki? Nitelikli iğrenç esprilere her zaman ilgi duymuşumdur. Bazıları o kadar kötü ki iyi…Örnek “AC Milan kendisini darı ambarında sanırmış.” Şimdi, buradaki veya hadi diyelim burada olmadı, başka nitelikli iğrenç esprilerdeki yaratıcılığı fark edemeyen bir insanın Natuk Baytan evrenine girebilmesi zor. Arpanın ölümü attan olsun…NB evreninde gerek olay örgüsü gerekse de diyaloglarda inanılmaz bir absürtlük vardır. Sunal karakterinin başına gelenler, sonra işlerin sarpa sarması ve yine karakterin bu işin içinden inanılmaz absürtlüklerle sıyrılması tipiktir. Para dik gelir ve katillerden kaçar, gaddar kabadayının ayağındaki nasıra basar ve adam kuzuya döner, Ünal Gürel sabunlu suya basar ve kendi kendisini döver, limonu yiyerek İstanbul’un kabadayısına boyun eğdirir, müdürü Melek hanımla özel dosya üzerinde çalışmaya zorlar, Esin hanımın yatak odasındaki acayip cisimi bir ara uğrar patlatır falan…Bu evrenin birinci kuralı mantık aramamaktır. Yaparsanız yıpranırsınız. Mantık derdi olsaydı Gerzek Şaban filminde karakterin adı Osman olmazdı. Eğer absürtlüğün alıcısı iseniz NB evreni tam size göre.

Kişisel hayatımda ve bazı yazılarımda bu “bilinçli mantıksızlığı” kullanırım. Özellikle çocuklar bu mantıksızlığın bir numaralı alıcısıdır. Bir çocuğu fethetmek istiyorsanız ona “unreal”ı, “bizarre”ı göstermelisiniz. Kendisine farklı gelecektir ve –cool bir çocuk değilse- hemen sizinle beraber o evrene güle oynaya dalacaktır.

HALKÇILIK

NB filmleri halkçı mıdır? Biraz…Suç unsuru mutlaka vardır bu filmlerde. Mafya karakterleri olmazsa olmazdır. Bunlara karşı mücadeleye girişen veya girişmek zorunda kalan KS karakteri halkçı bir yan barındırır ancak kahraman da çoğu durumda suça bulaşır, suçu işler. Aptallık hukukta bir bahane değildir dolayısıyla burada seyirciye verilen mesaj…Ne mesajı? NB evreninde seyirciye mesaj vermek gibi bir kaygı yoktur. Seyirci alabiliyorsa kendisi bir yerlerden mesaj falan alsındır. Orada bir yerlerde bir şeyler vardır işte. NB filmleri çekilmek için çekilmişlerdir. NB’nin hayal gücü çok geniştir, bu geniş hayal gücü akacak bir mecra aramıştır ve bunu Kemal Sunal’a başrol verdiği filmlerde bulmuştur. NB’nin toplumu düzeltmek gibi bir derdi yoktur. Yine de her şeye rağmen zalimlerle dalga geçmesi, onları “madara” etmesi biraz halkçıdır diyebiliriz. Sorunlar vardır, sorunların sorumlusu bellidir ve bunlar tartışmasız kötüdür ama çözüm paranın dik gelmesindedir. Bilmem düşüncemi anlatabildim mi? Halkçılık iddialı bir şey. Sıfır değildir ama oldukça zayıftır bana göre.

AŞK

Aşksız film bulmak çok zordur. Ana akım dışı filmlerde bulunabilir çoğunlukla. Ana akım içerisinde yer alıp da aşka öyle ya da böyle bulaşmayan film sayısı çok azdır. NB evreninde aşk var mıdır? Diğer Kemal Sunal filmlerinin aksine çok az vardır. Bu arada bu evrenin alabildiğine homofobik ve kadın düşmanı olduğunu belirtmeliyiz. 70’li ve 80’li yılların erkek egemen argosunda ne varsa bu filmlerde onlar vardır. Hatta dediğimiz gibi bu filmler bu abazan kültürü payanda yapıp bir sıçrama yaşar ve başka bir evren oluşturur. Surlardan (Kemerburgaz’dan) kendisini atan Gerzek Hamdi için “Karı dırdırındandır.” diyebilmektedir. Yine kendisine araba çarpan Urfalı Apti’yi görünce “Karı meselesidir.” der. Kız İsmet’i ( seslendiren Mehmet Ali Erbil) polise teslim eder. Esin Hanımın olduğu “özel dosya” muhabbetleri faciadır. Yedi Bela Hüsnü’de bile filmin sonunda Cemal, Hüsnü’ye aşağı mahalleden birini tavsiye eder. Güzellikte Hüsniye’nin eline verir bu yeni hatun. Hüsnü hemen yavşar. (Dili yadırgamayın, malum NB evrenindeyiz şu anda.) Peki Şakir/Apti/Hüsnü’nün nedir istediği? Korkusuz Korkak’ta hemşire Sevil gibi “ideal” bir kadın bile vardır karşısında ama ŞAH ne istediğini bilmemektedir. Mehtap yengemizin pasını alır, Hüsniye’yi etkilemek için sert yüzünü sıcak suya sokar, neredeyse Nuriye’nin babasını iyi edecektir veya köpeğe hallenir. ŞAH ne ister? Özel olarak bir şey istemez. Olaylar, tesadüf eseri kendisini büyük bir sorunsalın merkezine yerleştirir o da zücaciye dükkânındaki film gibi işin içinden çıkmaya çalışmaktadır.

Her akşam prime-time’da büyük TV kanallarında KS filmleri oynarken bile bu Natuk Baytan filmlerinin farklı olduğunu anlamıştım. Osman F. Seden’in KS’li filmleri bile bu ekolün bir taklididir. Böyle işte. Beni etkilemiş ve içine almış bir evrendir. İçlerinizde de böyle olanlar var biliyorum. Hadi bakalım, hep beraber NB evrenine gidiyoruz. Meydan hodri!

Her yoğurdun bir yiğit yiyişi vardır…

Bu yazı Sinema, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.