“High Plains Drifter” (1973)

 

Clint Eastwood’un artık yönetmenlikte ısınma turları atmaya başladığı film olarak değerlendirilebilir “High Plains Drifter/Kasabadaki Yabancı”. Bu filmden önce “Play Misty For MeÖlümün Sesi”yle (1971) ilk filmini çekmişti. Bu şaşırtıcı ve özgün ilk filmin ticari başarısı hakkında bir fikrim yok ama Eastwood’u tekrar isimsiz şarışın rolünde görüyorsak bunun iki sebebi olmalı. Birincisi Eastwood ilk filmde ticari anlamda başarısız oldu, yönetmen olarak da mutlaka bir kariyer yapmak istediği için tutması daha garanti bir şablona döndü. İkinci olarak da Eastwood’un gerçekten yapmak istediği şey bu türe bir selam çakmaktı. Öyle veya böyle veya başka bir sebepten yola çıkarak elimizde iyi bir film var. Filmi izlemediyseniz yazının bundan sonrasını okumayınız. Film baştan aşağı alegorik simgelerle dolu. Yüksek düzlüklerde sürüklenmekten bıkmış olan tanrısal figür yeryüzüne iner ve intikamını alır.  Bu tanrısal figür de Eastwood’a özgü anti-kahraman özelliklerinden vazgeçmiş değildir. Ona yan bakan kendisini ya samanlıkta ya mezarlıkta bulur. Bir klasik kahraman gibi her şeyi yapmaya muktedirdir fakat kasaba insanlarına kin duyduğu için onlara önce eşeklerini kaybettirir sonra da buldurtur. Film adeta bir dinsel semboller resmi geçididir. Bu dinsellik doğrucu davutluk şeklinde değil de hikayenin merkezinde ölüm olmasından dolayı filmde yer almaktadır. Ben filmi Eastwood’un abartılı Blondie tripleri dışında çok beğendim. 70li yıllardan bir muhteşem film daha diye tanımlıyorum “High Plains Drifter”ı.

Düzeltme: Aslında bu linki vermeyi yazıyı yazarken düşünüyordum, fakat unutmuşum. Kendisi buraya yorum bırakınca hatırladım. Yeni bir sinema blogu keşfettim. Muhammed Tiryaki’nin estarabi.blogspot.com adresli blogu bir harika. Çok çalışkan bir arkadaş. Eastwood‘la ilgili şu yazısına ve Mr. H‘le ilgili şu yazısına bakmanızı tavsiye ederim.

Bu yazı 70ler, Clint Eastwood, High Plains Drifter, Kasabadaki Yabancı, Mr. H, Ölümün Sesi, Play Misty for Me kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

“High Plains Drifter” (1973) için 6 cevap

  1. Bu tercihimi herhalde dünyadaki her 1000 sinema eleştirmeninden 950'si eleştirir ama ben High Plains Drifter'ı Unforgiven'a tercih ederim. Kayıp klasiklerin gücü adına!

  2. marlonbarando der ki:

    Elbette tercihine saygı duyuyorum. Bazı filmler insana tarif edilemez duygular yaşatıyor değil mi? Muhtemelen HPD'de de sana "Unforgiven"ın veremediği bir şeyler verdi. Mesela benim de Eastwood filmeleri arasında favorim "Million Dollar Baby"dir. Çünkü onu izlemeden bile hayatımın filmi olduğunu biliyordum.

  3. Aslında Clint ustanın 1990 öncesi yönettiği filmlerden tek başyapıt olarak gördüğüm High Plain Drifter olmuştu. Play Misty for Me ise çok çok iyi bir filmdi.

    Fakat asıl 90 sonrası filmleri beni mest ediyor. Bir Blood Work haricinde hangi filmini daha fazla beğeneceğimi şaşırırım. O filmleri arka arkaya mola vermeden bile izlesem doymam sanırım.

    Bu arada blog notun için de çok teşekkür ederim.

  4. marlonbarando der ki:

    Bir şey değil. Haklısın o dönem Eastwood için bir iç yolculuk gibi. Özellikle son yıllarda Eastwood, yaptığı katliamlardan utanan bir diktatör gibi. Biraz uç bir örnek oldu galiba 🙂

  5. Müthiş sinefil bir arkadaşım bana şunu söylemişti: "Clint Eastwood'u şu şiddet meselesi yüzünden hiç sevemedim ama o Gran Torino'nun final sahnesini izleyince onu ilk gördüğümden beri ne kadar çok sevdiğimi anladım."

  6. marlonbarando der ki:

    Ee n'aparsın hayat bu işte. Her şey ve herkes değişiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.