Darıca Hayvanat Bahçesi’yle İlgili İzlenimlerim

18700329_1031949890273912_3744425178339753226_n

Yazıya başlamadan önce belirteyim ki geçenlerde gittiğim Darıca Hayvanat Bahçesi’nde, gergedan gördüğüm an, hayatımın en “ilginç” anlarından biriydi…Tam olarak yanı başında ve yandan gördüm kendisini. Isuzu kamyonet gibi bir şeydi. Çok üstün bir hayvandı. İnsanı hayrete düşürecek, onun beyninin airbag’lerini yerinden çıkartabilecek bir mükemmeliyete sahipti. “Bu kadar muhteşem bir şey iyi ki tesadüf eseri oluşmuş,” diyerek hayatıma devam ettim.

Şimdi yazıya başlıyoruz. Yazılara ilgi çekici bir anekdotla başlamak veya merkezin civarlarından dolaşarak sadede gelmek, provokatif bir iddiayla ortaya çıkmak, merak uyandırıcı bir başlık atmak iyidir…(Hacettepe Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı, Introduction to Writing dersi notları)

TV izler misiniz?

İzlememelisiniz. Çıplak Vatandaş filmindeki gibi tv’yi pencereden atın da demiyorum ama kapatın. Benim sekiz senem televizyonsuz geçti ve bir an bile canım sıkılmadı. Zaten yetişkin olduktan sonra hayatta hiçbir zaman canım sıkılmadı. Maçları takip etmek için tekrar televizyon edindim. Maçlar bitince de kapatırdım. Dizi, haber, tartışma izlemem…Hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum.

Son yıllarda tv açık oluyor.

Bir kere benim için bir kanal yapmışlar. İz TV…Bu kanal sadece benim için yapılmış diye düşünüyorum. Mail atıp teşekkür ettim. Neye ilgi duyuyorsam belgeselini yapmışlar ve yayınlıyorlar. Her gün İz TV’nin programına bakar ve izleyecek belgeselleri belirlerim. Onun dışında ise son iki, üç yıldır hayvan belgesel kanalları da açık oluyor. Ben evde hayatıma devam ederken, şu andaki gibi bu yazıyı yazarken bu kanallar açık oluyor. Önceleri Animal Planet izlerdim ama artık Net Geo Wild açık oluyor. Mükemmel bir kanal. Bu kanal sayesinde hayvanlarla daha fazla ilgilenmeye başladım.

Bir de Sapiens adlı kitabı okumak bu merakı tetikledi.

Ve Darıca hb ye gittim. Yazının bundan sonraki bölümünde bu şekilde yazacağım. Çocukken Ankara’da AOÇ’deki hb ye gitmiştim. Bir de İzmir’dekine gitmiştim.

Başlamadan söyleyeyim, başbakan olsam bütün hayvanat bahçelerini kapatırım. Hayvanlara resmen işkence yapılıyor. Şerefsiz sapiens’in kendi zevki uğruna diğer canlılara işkence yapmasına iyi bir örnektir hb ler. Bunu söylemeden bu yerin tanıtımını yapamam.

*Bilet 30 TL. 365 gün açık ve indirim yok. Öğretmenlere bedava.

*En çok ilgilendiğim hayvanlar kaplan, ayı, gergedan, yırtıcı kuşlar ve aslandır.

*Burada bir Sibirya kaplanı var. İnanılmaz bir şey. Bir olgu. Bir fenomen. Sürü halinde yaşamıyor. Tek başına takılıyor ve dünyaya kafa tutuyor. Yakalasa öper. Belgeselinde karlarda, dağlarda, ovalarda koşmasını izlemelisiniz. Bu arada “esaret altındaki kaplanlar” (evet terim böyle) normalinden daha büyük oluyor. Çok yediği ve enerji harcamadığı için. Buradaki kaplan da devasa bir şey ve baktıkça bakıyorsunuz ama nasıl da ızdırap çektiğini görüyorsunuz.

*İki tane ayı var ve çok acıklı durumdalar. Bir de onları çukurvari bir yere koymuşlar. Yukarıdan bakıyorsunuz. Ayı da çok üstün bir hayvan. Bir kas yığını. Bir darbeyle kafanızı uçurabilir. Buradaki ayılar insanda en fazla acıma duygusunu ortaya çıkarıyor. Ayı adlı filmi ölümüne tavsiye ederim. Kuzey ülkelerinde ayı anlamına gelen kelimeler bir övgüdür. Hatta eski hakem Urs Meier’in adı urs ayı demektir. Bir Norveçliye ayı deyin sizi sarılıp öper. Bolu’daki iki tanıdığım bir gün yaylaya içmeye gitmişler. İleride bir ayı görmüşler. Kafası daha iyi olan “Gel, koca oğlan gel” diye ayıya davet çıkarmış. Bu anıyı unutamam.

*Darıca’da sadece bir tane aslan var. Dişi cinsiyetine ait bir birey. Ankara’da erkek de vardı. Onun da inanılmaz bir şey olduğunu hatırlıyorum. Buradaki dişi aslan biraz uzakta kalıyor ve hareketsizdi. Kaplan kadar etkileyici değildi. Sapiens kitabında “Aslan karada, köpekbalığı da denizde besin zincirinin en üstünde yer alır,” diye bir cümle var. Bunun ne anlama geldiğini bilen varsa açıklasın lütfen.

*Şempanze de var Darıca’da. En yakın akrabamız. Ayrıca en zeki hayvan. Düşüncemi söylemiştim: Bence oy verme hakkı kendilerine artık verilmeli. Kadınlara oy verme hakkını ilk veren ülke şeklinde yanlış bir bilgiyi yayıyoruz. Şempanzelere ilk oy verme hakkı veren ülke olabiliriz. Bir de kendilerinin iki milyon yıl sonra değil de bir milyon yıl sonra konuşacakları tahmin ediliyordu. Bir yazıda okumuştum. “Ben onları bekleyeceğim,” şeklinde bomba bir espri yapmıştım. Şu sigara içen şempanze videolarına bayılıyorum.

*Babunlar da var Darıca’da. Çok sempatikler. Onun dışında bir dolu maymun türü var. Örümcek maymunun enerjisi gözlerden kaçmadı.

*Piyasaya çıkmadığı için en çok üzüldüğü hayvan tapir oldu. Çok merak ediyordum kendisini. Apocalypto adlı dünyanın en sürükleyici filmini izledikten beridir…

*Zürafalar kapalı alandaydı. Açık alana görmek daha etkileyici olacaktır.

*Bu arada buranın en büyük sürprizi tembel hayvan oldu. İngilizce’si sloth. Hatta sloth Hristiyanlığın yedi ölümcül günahından biridir. Yani tembel olmayacaksın. Bu hayvan daha önce ilgimi çekmişti. Yani evrim sürecinin gücüne gitmesin de çok itici bir hayvan. O kadar tembel ki günde üç dört metre hareket ediyor diye bir cümle hatırlıyorum kendisiyle ilgili ama o gün bir öğrenci grubu geldi ve kıyameti kopardılar. Tembel hayvan da resmen topukladı ve kafesin bir ucundan diğer ucuna gitti. Yedi günlük enerjisini 15 saniyede harcadı.

*Lemur diye bir hayvan grubu da var. Ders kitabında da karşıma çıkmıştı ama ne olduğunu bilmiyordum. Tropik bölgelerde yetişen bir tür sürüngen memeli gibi bir şey. Skandal bir cümle kurmuş olabilirim şu anda.

*Kartallar da var. AKP seçim çadırı büyüklüğünde bir yerde kapatılmışlar. Büyük bir yer gibi düşünülebilir ama kartala dağlar ovalar lazım. Uçamayan bir kuş…Ne acı…

*Afrika pengueni diye bir şey de vardı. Bu konuda da bilgiye ihtiyacım var sanırım.

*Kanguru bile getirmişler.

*Yılanlar ve timsahlar tıpkı Ankara’dakilerden hatırladığım üzere o kadar “bitse de gitsek” modundalar ki…

*Jaguar fenaydı. Siyah derisi çok etkileyici. Puma öyle değil.

*Leopar da çok göz alıcı. Alakalı not: Leopar desenli kıyafet masum değildir. Bence hiçkimseye yakışmıyor. Leopar desenli türbanlar var lan! Oha artık.

*İran parsı gibi bir şey de vardı. Bizim köyde bir evin duvarında vahşi bir kedinin postu var. Uzun yılların postu bu. Orta büyüklükte bir köpek kadar bir şey olmalı ve kulakları uzun. Vaşak diye bir şey var mı? O, o mu?

*Yazın Halil Selim’le vahşi bir hayvan görmüştük. Çakal mıydı tilki miydi? Türkiye’de çakal var mı? Bu da merak ettiğim bir konu. Bu arada Halil Selimfeysten çıkmayı düşünüyormuş.

*Örümcekler ve akrepler de çok etkileyiciydiler. Tabak kadar olanları vardı örümceklerin.

*Su aygırı da vardı ama çok uzakta ve kapalı alandaydılar. Pek seçemedim.

*Papağanlara hayranım. Sanırım Eylül ayı gibi bir papağan alacağım. Adı da Messi olacak. Gerçi hayvan beslemekle ilgili çelişkilerimi henüz çözebilmiş değilim.

*Net Geo Wild’da “Bad Ass Animals” diye bir belgesel seyrettim. En şerefsiz hayvanlar diye çevirilebilir. Bal porsuğu en adisi seçildi. Bi’ araştırın kendisini derim.

*Burada yüzlerce yıllık bir dev kara kaplumbağası da var. Beş metrekarelik bir yerde duruyor. İki kişilik koltuk kadar bir şey.

*Armadillo da vardı ama yuvasından çıkmadı. Düşbaz adlı müzik grubunun Bahar adlı klibini izlediğimden beri merak ettiğim bir hayvandı.

*Kurt çok etkileyici gözükmedi gözüme. Bir kere ona benzeyen çok köpek var. Şu anda yine skandal bir cümle kurmuş olabilirim.

Böyle…

Orayı görmek gerekiyor. Benzersiz bir deneyimdi ancak hb lerin karşı propagandasını yapmayacaksınız gitmeyin derim.

Bu yazı nitelikli goygoy, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.