Bilecik, Sakarya İzlenimleri

*Na’pim Gorki Hayırsever, şimdi fotoğraf albümü hazırlayamam. İşim var. Hem zaten sen annem gibi bir şey değil misin? Anneler, çocuklarının ortalamanın biraz üstü her iletisine Muhteşem’i basarlar.

*”Tüm Türkiye İl Merkezlerini Bilinçli Adam Gibi Gezme” projemde, İstanbul’dan günübirlik gidip gelinecek iki şehir kalmıştı. Bilecik ve Sakarya. Sakarya’nın il merkezinden daha önce gezmiştim ama Google’a yazılan “Sakarya’da gezilecek yerler” yazılarını okuduktan sonra ilk defa gezdim.

*Bilecek’ten başlayalım. Hep sorulur: Türkiye’nin dört coğrafi bölgesinde toprağı olan il hangisidir? İşte o, Bilecek’tir. Marmara, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz’de toğrağı/sınırı vardır. Bunun dışında pek bir numarası yoktur.

*Bilecek demek Osmanlı Devleti demektir. Ya da öyle düşünülür. 12. yüzyılda Anadolu’ya akın yapan Oğuz boylarına, Selçuklu sultanları bölgeler vermişlerdir. Bu Oğuzlar hem devletin ana damarıdırlar hem de sonradan o devleti yıkan önemli unsurlardan olmuşlardır. Selçuklular Kınık Boyu’na mensupturlar. Osmanlılar ise Kayı Boyu’na. Bugün İyi partinin amblemi o Kayı Boyu’nun amblemidir. Bu Kayılara bugün Bilecik ilinin sınırlarında bulunan Söğüt ve Domaniç bölgeleri verilmiştir. Koyunlarını otlatmaları ve Hristiyan köylerini yağmalamaları için elbette. Türkler ve koyun ilişkisine dair bilimsel bir yazı yazacağım yakında.

*Bugün Bilecek merkezin Osmanlıların kuruluşuyla pek alakası yoktur. Bu bölge muhtemelen sonraki yüzyıllarda Bursa yolu üzerinde bir uğrak olarak belirmiştir. Tren yolu oradan geçtiği için de nispeten biraz daha gelişmiştir. Bursa ve Eskişehir’e bu kadar yakın olan bir yerin çok gelişmiş bir yer olması beklenemezdi.

*Bilecik’te bir old-town. Yunanların giderken hırpaladıkları bir yer burası. Bugün valilik-heykel-belediye-çarşı-atatürk/cumhuriyet/istiklal/gazi/ caddesi bölgesi new-town’da. İyi oldu. Bilecik’te sıfır tarihi eser olduğunu zannediyordum ama bu bölge iki üç saat falan alıyor.

*Burada bir Şeyh Edibali türbesi var. Ertuğrul’un hocasıymış. Daha önce de yazmıştım Osman diye birinin yaşadığı şüphelidir. Veya bu Kayıların Orhan devrinde tarih sahnesini ciddi bir güç olarak çıktıkları kesindir. Bizans kaynaklarında Osman’la ilgili hiçbir şey yoktur. Osman ile ilgili en eski kayıt, ölümünden 200 yıl sonra yazılan menkıbe tarzı metinlerdir.

*Ertuğrul türbesinin de Abdülhamit zamanında devleti ayakta tutmak için gerekli olan mit ihtiyacı yüzünden bir yerlerden uydurulduğunu da okumuştum bir yerlerde.

*Bilecek böyle bir araba mit dolu bir yer. Şehir merkezinde bir müze var. Bu Anadolu müzeleri üçü bir arada gibidirler. Atatürk’ün kaldığı ev, arkeoloji müzesi ve etnografya müzesi işlevine sahip çok mekan vardır Anadolu’da. TR’de çok iyi müzeler vardır (İstanbul arkeoloji, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Selçuk, Bergama, Çorum, Hatay, Gaziantep gibi) ama işte böyle yarrak kürek müzeler de vardır.

*Bilecik “yeni garajları” Selçuklu kervansarayı gibi. Elbette şehir dışında, otobanın yanında. Şehir içinde otogarı olan bir Yozgat’ı hatırlıyorum. Artık bütün “yeni garajlar” şehir dışında. Eski garajlar da hep içeride ve hala yaşamaya devam ediyorlar.

*Bilecek’in girişinde her yer Kayı Boyu simgesi dolu. Otoban üzerinde kocaman IYI logosu var. Bir müdahale gelebilir. Malum Türkiye’de ana akım siyaset simgelerle yapılır.

*Bizim İstanbul’da minibüs dediğimiz ve şoförlerine soykırım yapmak istediğim şey Anadolu’da “halk otobüsü” adıyla anılıyor. Hatta Bayburt’ta bu ulaşım tarzı Belediye’nin resmi ulaşım tarzı. Şoföre para uzatılan ve ayakta 1056 kişinin bindiği bu Pejo’lar Bilecik’te halk otobüsü.

*Halk otobüsüne binip heykel/valilik/meydan/çarşı/belediye’de inip müzeye doğru yollandık. Müze 17 dakikada bitti. Etnoğrafya müzelerinden uyuz giderim. 60, 70 yıllık şeyleri tarihi eser diye koyuyorlar. Big Lebowski’deki gibi “halı odayı dolu gösteriyordu” şiarına benzer, kara lastik müzeyi dolu gösteriyor…

*Yazı çok uzuyor, sanırım sadece Bilecik izlenimleri olarak bırakıp, Sakarya’ya sonra dalacağım.

*Bilecik’te yenecek özel bir şey yok. O zaman gelsin tavuk…

*50 yıl bıyık bıraktıktan sonra son yıllarda top sakal bırakan sol/demokrat adamlara bence top sakal hiç gitmiyor. Tamam biliyorum, banane, bırakayım da insanlar istediğini yapsın…Ben darı sar pantolon giymiyorsam diğer insanlar da biraz ne olur ne olmaz diye baksınlar, fena mı olur? Bilecek’te böyle bir dayı gördüm de…Aslında bu mevzu ruh ikizim Umut Sarıkaya tarafından işlenmişti bir yerde de oradan aklımda kalmış. Bulamadığım o kadar çok karikatür var ki…Milli piyangodan büyük ikramiye çıkarsa, beş altı tane adam tutup aradığım tüm karikatürler için kendilerini ülkeye salacağım.

*Bilecik’in tam tepesinde Bursa’daki gibi bir gökdelen konut kompleksi var. Tıpkı Bursa’ya yaptıkları gibi şehrin içine sıçmışlar.

*türbanlı oranı, sokakta el ele tutaşabilme durumu, ana cadde üzerinde tekel büfesi durumu, kafe durumu nedir? Yani medeniyet anlamına gelen şort-bira-zina durumu? İyi. zaten CHP %30 almış. Bu, yeterince açıklayıcı zaten.

*Bilecik’te Suriyeli ve yerleşik Kürt olduğunu tahmin etmiyorum. O yüzden “masum” bir ırkçılık vardır.

*Belediye binası dikkat çekici. Old town’a yakın. Osmanlı dönemi hükumet konağı olmalı. Saat kulesi de Abdülhamit işi zaten her yerde olduğu gibi. Güzel bir saat kulesi var.

*Old Town’da bir zincirli kaya var. O zincirlerin o kayaya neden vurulduğu bir türlü anlaşılamıyor. Görülmeli.

*1200ler tarihli Orhan Camisi yeterince ipucu veriyor.

*Old Town’ın orada bir kanyon var ve kanyona yürüyüş yolu yapmışlar. Doğayla baş başa kalıp kafa dinlemek için bire bir yalnız bir sorun var: Kanyonun ortasından geçen küçük akarsu kanalizasyona taşıyor ve kokuyor. Herhalde çözüm bulurlar çünkü şehirdeki ender güzel bölgelerden biri.

*Hayatımda içtiğim en iğrenç çayı Bilecek eski garajlarda içtim. Muhtemelen gres yağı, mazot filtresi, dışkı ve sülfürden demlemişlerdi. İçtiğim en iyi çayı da yedi, sekiz ay önce evde Hemşin organikten demlediğim çayla içtim. Bir daha o lezzete ulaşamadım. Ne yalnız ne de misafirle…

*Aslında Bilecek’ten hızlı tren geçiyor. Çok kolay gidilebilir. Ama Ankara’dan…İstanbul hızlı tren istasyonu Pendik’te yani anasının şeyinde. Bundan sonra argo deyim kullanmamak için kendimi hiç kasmayacağımı buradan deklare ederim. O istasyona ulaşmak çok zahmetli. YHT Haydarpaşa’ya veya bir metro durağına bağlanmazsa etkin bir şekilde kullanılamaz.

*Evet evet, Sakarya’yı sonra ele alacağım.

*Bilecek valisi şehrin isminin Ertuğrul olarak değiştirilmesi için bir şeyler söylemişti. Yer adları ideolojiktir. Ve ekmek yedirir. Elektronik (karşı) devriminden sonra çok kısa sürede sonuç da aldırır. Dersimliler veya Amedliler gibi güçlü ve kararlı değilseniz geçmiş olsun.

*Bileciklilerin iyi insanlar olduğu düşüncesi de facto beyinde oluşuyor bence. Çarşambalılar için böyle bir algı oluşmaz örneğin.

*İyi parka sahip kent merkezlerine örnekler: Sakarya, Düzce, Bolu, Kayseri, Konya, Eskişehir…

Böyle.

Görüşürüz.

Bu yazı Seyahat, Uncategorized, Yiyecek İçecek kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.