Devrimci Adam Rakı İçer…

02fidelleyla

Bu cümleyi sadece Facebook’ta bir Metin Çulhaoğlu iletisinin yorum bölümünde, geçenlerde, duymadım…

Pek sık kereler işittim bu cümleyi…

Devrimci “adam” rakı içermiş… Nasıl yani ya?

Türkiye’de olur olmaz her yerde kullanılan üç şey: Domates, kırmızı biber ve geniş zaman(dır)…

Başlayalım (bombalamaya):

Her şey politiktir…

Daha doğrusu her şeyin politik bir yanı vardır. Bu politik olma hali veya politik bir yan barındırma hali alkollü içeceklerde daha belirgin olur. Fermantasyon mucizevi bir şeydir. Turşu yaparken bile büyülenirsiniz. Bir meyvenin birtakım süreçlerden geçirilerek büyüleyici bir şeye dönüşmesi insanı 12 bin yıldır allak bullak eden bir şeydir. Bu allak bullak etme durumu bireysel olmakla kalmamış büyük sayılara varan nüfusta insanı da halden hale sokmuştur, yani onları politikleştirmiştir. Bu uğurda çok büyük siyasi olaylar yaşanmıştır.

O halde her içkinin bir sınıfsal karakteri vardır diyebilir miyiz?
Bu soruya evet diye cevap verebilmek o kadar da kolay olmasa gerek. Yani her sınıfın diğer sınıftan sakındığı bir içkisi yoktur. Artık isteyen istediği içkiye erişebilir… Hemen hemen yani…
Kredi çekip bir Petrus şarabı alabilirim. Bir Blue Label içebilirim. Her gün bir bira içebilirim ama her gün rakı içemem…

Rakı pahalı bir içecektir. Tekdüze ve yavan tadını bastırmak için yanında teferruat da ister. Tam olarak bilmiyorum ama 70’lik rakı tekel bayisinden 120 liraya alınıyor sanırım. Teferruatıyla beraber 200-250 liraya mal oluyor. Tabi bu fiyat evdeki fiyatı. Mekandaki fiyatı bunun iki katı vardır. Yani alt ve orta sınıflar sık sık rakı içemezler.

Gerçi “kıçı kırık” bira da epeyce pahalılandı. Hakkı Bulut (Tuborg) ve Mustafa Keser (Efes) markette 8 TL falan. Avrupa’da bira su ile aynı fiyata bulunabilir. Ama her gün bira içilebilir.

İçiyorlardı da… Kimler? İşçi sınıfı…

Kimler devrimcidir? İşçi sınıf kendi halinde ve bir bütün olarak devrimci olamaz. Devrimleri (büyük önemli siyasi dönüşümleri) işçi sınıfı veya herhangi bir alt tabaka grubu kendi kendine değil, onun adına akıllı ve etkili kişiler topluluğu yapabilir. Askeriyeyi projelerine ikna etmeleri koşuluyla… Devrimler eskiden, ne bileyim 50 bin kişinin bir meydanı, bir şehri, önemli stratejik noktaları tutmasının mümkün olduğu zamanlarda yapabilirdi. Şu anda beş TOMA ve 200 çevik kuvvet memuru 50 bin kişiyi istediği yerden çıkartır. Silahlı çatışmaya girilmeyecekse, yeni devrimler nasıl olacak, bir cevabım yok. Girilecekse de ağır silahlara erişim mümkün müdür, ona bakmak lazım.
Devrimci “adam” rakı içerden kasıt işçi sınıfına ait bireylerse, bu bireylerin maddi olarak bu hesabın altından kalkamayacakları açıktır. Düzenli olarak rakıyı hakkını vererek içemeyeceklerdir. Buna paraları yetmez. Akıllı ve etkili bireyler topluluğuysa onlar maddi olarak bir ihtimal altından kalkabilirler ama bu kişiler okumuş, yazmış, yurt dışı görmüş bireyler olacakları için neden sadece rakıya tav olacakları sorusu yanıtsızdır.

Bu tartışmayı bir kenara bırakalım. Bira ve rakının veya diğer yüksek alkollü içkilerin, hep, birtakım sosyal kesimlere (sınıflara) atfedildiğini hatırlatalım. Örneklerle açıklayalım bu durumu:
Engels’e bakalım mı?

Engels’in kalemini çok beğenirim ve onun kitaplarını okumaktan büyük keyif alırım. İkinci Keman’ın “İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu” adlı bir kitabı vardır. 1848 devrimleri yaklaşırken Avrupa’daki sınıfların durumlarını ortaya koymak istediği bir çalışmadır. 19. yüzyılın ilk yarısında İngilitere’de büyük bir toplumsal dönüşüm olmuştur. İşçi sınıfı bu dönüşümün yardımcı aktörüdür. Bu kitabın 152. sayfasında “Kötü havanın ve yiyeceğin zayıflattığı çelimsiz gövdesi, bir dış uyarıcıya şiddetle istek duyuyor; toplumsal gereksinimini ancak birahanede karşılayabiliyor; arkadaşlarıyla buluşabileceği başka hiçbir yer yok.” diye yazar. 178. sayfada ise birahanelerin nasılda emekçi gettolarında sayı olarak arttığını yazar yazar. Hatta burjuvazinin bu birahaneleri kafa dağıtıcı yönünü hesaba katarak desteklediğini ifade eder.

Yani işçi sınıfı geleneksel olarak bira içer.

Bu durumun sanatta yansımalarını da görebiliriz. Birçok filmde alt sınıflara ait bireylerin bira ile üst sınıflara ait olanlarınsa şarap gibi içkilerle beraber anıldıklarını görürüz. “Five Easy Pieces” adlı harika filmde Jack Nicholson’un canlandırdığı Robert Eroica Dupae üst sınıflara mensup bir ailenin piyanist oğlu iken, “tersine” sınıf atlama yaşamıştır ve bütün o şatafatı geride bırakarak gidip bir emekçi olmuştur. Eskiden içtiği rafine şarapları geride bırakıp sık sık bira içmesi filmde karşımıza çokça çıkar. Woody Allen’ın bomba “Small Time Crooks” filminde lakabı “brain” olan Ray bir üst sınıf birey numarası yaparken gittiği malikânede bira isteyerek saçma sapan durumlara sebebiyet verir.

Biraz da şiirlere bakalım mı? Şiiri sevmem ama işime yararsa onu kullanırım…

Şu şiir bir Bizans imparatoruna aittir:

“…
Öyleyse Demeter’in içkisi demeli sana
karalamadım Diyonisos’un adını,
arpa suyu denebilir belki, ama Bromios
denemez, boşuna tüketme nefesini.”

İmparatorun sınıfsal kimliği ne yana düşer acaba?

Köroğlu’nun “Tokat Ellerinden Balam Aldım Bakırı” türküsünde ilginç bir bölüm vardır:

Tokat ellerinden aldım bakırı
İncitmeyin fukarayı fakiri
Boz bulanık seller gibi rakıyı
İçirin beylere ben gelene dek
.
.
.
İlişmen fakire ben gelene dek.

Yani fakirlere ilişmemesi için beylere seller gibi rakı içirin demek istiyor.

A: Üstat rakı nasıl içilir?
Neyzen Tevfik: Adam gibi…

“Vatandaşlarım bakın buna rakı derler. Vakti zamanında padişahlar bunu gizli gizli içerlerdi. Ben ise açıktan içiyorum.” Atatürk

Neyse sadede gelelim: Uzun zamandır rakıyla uğraşıyorum çünkü onun bir mit olduğunu düşünüyorum. Tadını hiç beğenmiyorum fakat bu öznel bir değerlendirme. Kimileri beğenebilir. Rakının mit boyutundan ise eminim. Devrimcilik, sınıfsal boyuttan önce erilliği besleyen bir olgu rakı kültürü. Tıpkı futbol gibi rakı kültüründe de kadınlara yer yoktur. Laf edilmesin, alay edilmesin diye hoşlanmaya hoşlanmaya rakı içen kadınlar var, biliyorum. Kadınların, rakı kültürü gibi yüce bir şeyin hakkını veremedikleri şekline girdide bulunan yığınla materyal var. Bu sınavı geçen az sayıdaki kadın da erkekler tarafından madalyayla ödüllendiriliyorlar. Rakının muhabbetinin diğer içkilerden daha iyi olduğu şeklindeki görüşe katılmam mümkün değil. İşte bir de bu devrimcilik boyutu var. Çok duydum bu cümleyi. Türkiye’de içki içen bütün insanlar rakı içerken, padişahlar, tiranlar, sağ parti liderleri rakı içerken, yerli bağları sağlam olan (ve içki içen) bütün burjuvalar rakı içerken neden “devrimci” “adam” rakı içermiş? Neden başka bir şey içmezmiş? Evet, ben taktım ve taktığım şeylerle uğraşırım ama sizin kralınız fena halde çıplak dostlarım.

Çok güzel şaraplar, viskiler, konyaklar, votkalar var. İnanmazsınız ama çok güzel biralar var. Ve bunların içinde rakının sahip olmadığı özelliğe sahip olanları var: Yemekle de çok güzel gidiyorlar… Gelin el ele verelim ve bu miti yıkalım 

 

Bu yazı Uncategorized, Yiyecek İçecek kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.