İngiltere Futbolu İstatistikleri

hi-res-fc15e44224a10f9f24e04df6b253225f_crop_exact

Yine büyük oranda Gorki Hayırsever için yazılmış bir yazı serisiyle karşınızdayım.

Şimdi İngiltere’deki futbol istatistiklerini eğileceğiz. İlerleyen günlerde de aynı işlemi İspanya, Almanya, İtalya ve Türkiye için yapacağız. Belki ŞL, DK ve AŞ için de yaparız. 

İstatistiklerle haşır neşir olmaya bayılırım. Sayılar, skorlar, istatistikler önemlidir benim için. Bunların önemini göz ardı edenlerlere karşı da gönül kırıklığı duyarım. Sayılar önemlidir. Politikada da önemlidir. Hatta günümüzde neredeyse sadece sayılar önemlidir bile denilebilir.

İngilitere’deki futbola bakalım şimdi:

Neden İngiltere ile başladım? Çünkü şu anda orada inanılmaz şeyler oluyor.

İngilitere’de lig 1892 yılında kurulmuştur ve tam 100 sene sonra 1992-93 sezonunda Premier Lig’e geçilerek endüstriyel futbolun doğumu gerçekleşmiştir. Aynı sene doğan Şampiyonlar Ligi’yle beraber bu iki organizasyon endüstriyel futbolun ikiz çocuklarıdır. İPL’nin yayın değeri iki milyar Euro’dur falan…

İngiltere’deki istatistikler PL öncesi ve sonrası diye iki şekilde değerlendirilir. Ben ise bu yazıda esnafça bir tutumla ikisine de değinip, önemli gördüğüm şeylerin altını çizeceğim.

İngilitere demişken Alex Ferguson’un (sör’dür kendisi) adını anmamız gerekir. Bu konuda bir yazı yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum. Toplam 50 (yazıyla elli) kupası olan bir adamdır. Ve kimseye, hiçbir şeye benzemez…Bence Stalin’den sonra tarihteki en başarılı insandır. En son 1965 yılında şampiyonluk yaşayan Manchester United’ı 1986 yılında almıştır ve ilk altı sene şampiyonluk yaşayamamıştır. 1993 yılında ilk şampiyonluğunua alır ve sonra bu kulübü bir ara dünyanın bir numarası haline getirir (sonra Real Madrid emaneti geri alacaktır.)

Sonra Mourinho ile ilk örneğini gördüğümüz “para” faktörüyle beraber İngilitere’de futbol başka bir şey olur. Star teknik direktör eşliğinde “herkesi” alan takımlar MAnU’nun hükümdarlığını sonra erdirir.

Bu arada hala ama hala 2016 yılında Leicester City’nin nasıl şampiyon olduğunu anlamış değilim. Zaman zaman kendimi Truman Show filminde gibi hissederim. Leicester City2nin şampiyonluk maçını izlerken en çok bu duyguya kapılmıştım.

Not: İngiltere’de uzun top artık yok-tur. Böyle çağ dışı bir anlayışla günümüzde futbol oynanamaz. O, 60’ların, 70’lerin taktiğiydi. Bitti, gitti artık. Geçen hafta City 90 dakikada 1000 pas yaptı…

Önce takım istatistiklerine sonra da bireysel istatistiklere odaklanacağız.

Takım istatistiklerinde her iki dönemi da almayı uygun buluyorum. En fazla şampiyon olan takım ManU’dur. 20. En son 1990 yılında şampiyon olmuş bir takım olan Liverpool’un sayısı 18’dir.

2011 yılında Ferguson 19 yapmıştır. Derler ki Ferguson’da Liverpool nefreti çok baskındır ve hayatını onları geçmeye adamıştır. 2012 yılında yorum bölümünde Gereard’ın hikayesinde ele aldığı olay gerçekleşir. Liverpool şampiyonluğa gidip 19’a 19 yapacakken, soondan üçüncü haftada son adam (?) Gerard ayağından topu kaçırır ve iş biter. Ferguson dünyanın en akıllı insanlarından biridir. 20 yapar ve emekli olur çünkü City’nin gümbür gümbür geldiğini görür.

PL’yi kazanan çok az takım vardır. ManU zaten, Wenger’e hala ekmek yediren milenyum Arsenal’i, Mourinho (bir de Ancelotti) Chelsea’si pardon bir de Conte, 95 yılında “king” Kenny Dalgish’in (Liverpool’u Liverpool yapan adam) Blackburn Rovers’ı, bir de Arap sermayesinden sonra Manchester City işte…Ya ciddi söylüyorum bakın, numara yapmayın, gerçekten LEicester City şampiyon oldu mu? Eğer gerçekse bir daha kıyamete kadar gerçekleşmeyecek bir şeydir bu. Bu kadar “tarihe tanıklık etmek” de fazla açıkçası…

2000’li yıllarda ManU, Chelsea, Liverpool, Arsenal ilk dördü her türlü paylaşıyorlardı ve hatta bunlar ŞL’de üçü birden yarı final de oynuyorlardı ama o devirler geçti. Şampiyonluğun doğal adayı olan takım sayısı 6’ya çıktı. Hatta Tottenham da neredeyse doğal adaycık…Hal böyleyken nasıl Lestır şampiyon ouyor arkadaş? Yedi takım birden saçmalıyor sonra da “futbolda her an her şey olabilir” oluyor. Yüz sene falan bekliyorsun ama hiçbir şey olmuyor…

Üst üste kazanma rekorundan bahsettim: Bu rekor diğer liglerde genelde 17 ve üstü iken İngiltere’de 2001 yılından beri 14 idi. City önce 15, geçen hafta da 16 yaptı. 20 olur mu olur ama bu da 100 sene göremeyeceğimiz bir şey, emin olun.

Üst üste şampiyon olma rekoru üçtür. 1930’ların, 40’ların rekorlarını siktir et, 80’lerde Liverpool, Pl sonrası da ManU yapmıştır. Hem de iki kere…Diğer liglerde beşler altılar falan vardır ama İngiltere’de kaliteli takım sayısının fazlalığından dolayı bu rakm üçte kalmıştır. Ronaldo 2009’da Real’e gitmeseydi dört olurdu.

En fazla gol atma rekoru 2010 Chelsea’sine (Ancelotti) ait 103. İspanya’da 120’ler falan görülürken İngiltere’de yüzü ancak geçebiliyorlar. İtalya’da zaten mümkün değil. Almanya’da ise 18 takımlı bir lig olmasından dolayı mümkün değil. Dur lan bi’ kontrol edeyim belki Bayern yapmıştır…Oha lan, 1972’de 101 atmışlar 18 takımlı ligde…

Bireysel rekorlara gelelim. En fazla gol atan, en çok forma giyen ve en fazla gol yemeyen kaleci rekorları ilgi çekicidir.

Burada PL rekorlarına odaklanmak gerektiğini düşünüyorum. 100 sene önceki ligde kırılmış rekorlar şu anda çook uzak duruyor. En fazla gol atmış adam Alan Shearer’dır. 260. Bu gol atma oranlarında ortalamaya da bakmak lazımdır bence. 0,59’la iyi bir orandur bence Shearer’ınki. Misal Hakan Şükür 1000 pozisyonda 250 gol atmışken, Tanju Çolak 300 pozisyonda 240 gol atmıştır. Kim daha büyük golcüdür falan gibi…

Shearer’ı halen aktif olan Rooney takip ediyor. 208. Üstelik tam bir forvet de değil ama çok istikrarlı. 2003 yılında geldiği United’da hiç form düşüklüğü yaşamadı ve geçen sene kovuldu. Bu rekoru kırmalıydı bence. Şimdi Everton’da sinek ikilisi muamelesi görüyor. Bu tutumu da anlamam. Sen Rooney’sin, neden efsane olmaya razı olmayıp yarrak kürek takımlara gidip daşşak oğlanı haline gelirsin ki…Git Katar’a, BAE’ye falan neden İngiltere’de kalmaya devam ederek her hafta Kemalettin Tuğcu romanı yazarsın ki…

Bir ortasaha oyuncusu olarak dördüncü sıraya yükselmiş olan Lampard’a da (177) dikkat çekmemiz lazımdır.

29 yaşında Arsenal’den Barcelona’ya giden Henry ki bence gelmiş geçmiş en iyi “striker”dır, 175 golle beşinci sıradadır ama oranı 0,68. Yani Arsenal’de kalmaya devam etseydi bu rekoru kimseye bırakmazdı. Onun Barcelona’ya gitmesi konusunda da olgunlaşmamış fikirlerim var. Belki bir gün üzerinde düşünüp olgunlaştırırım.

Yine Real Madrid’e giderek ve sonra sakatlanarak bu rekoru kıramayan Owen’dan da bahsetmemiz lazım. Onun ManU’ya gitmesi tam bir Ferguson psikoljik hamlesiydi ve bunu yutmamalıydı…

Bu rekorun kırılabileceğini düşünmüyorum. Böyle biri olursa transfer yapar. Süper starlar artık Real, Barcelona ve PSG dışında başka takımı seçmezler gibime geliyor. City bu sene destan yazarsa belki bu dediğim geçersizleşir.

En çok forma giymiş oyuncu ise tabi ki Ryan Giggs değil halen oynamaya devam eden 1981 doğumlu Garreth Barry. İtiraf: Ben de bu kişin Giggs değil de Barry olduğunu bu yazıyı yazarken öğrendim. West Bromwich Albion’da oynuyor. Bu arada 632’lik Giggs’i bu sene geçmiş: 643

Bu arada Tugay Kerimoğlu’nun da 233 PL forma giymişliğiyle bu alanda üstlerde bir yerlerde yer aldığını belirtelim.

“Clean Sheet” yani en çok gol yememe rekoru ise elbette Cech’e ait: 199…Mourinho takımlarında oynadığı içindir bu…Efsanevi Schmeichel bu alanda onuncu. Hiçbir büyük takımda oynamamış David James’in başarısı dikkate değer. Eski GSli Brad Friedel de listede.

Bir sezonda en fazla gol atan oyuncu rekoru da önemlidir, hatırladım. Shearer, Ronaldo ve Suarez bu alanda 31 ile beraberler. Ne kadar zorlu bir lig olduğu buradan belli. Kimse 32 gol atamıyor…Bu arada 100 sene boyunca göremeyeceğimiz başka bir şey de Messi’nin 2012’de 50 lig golü atmasıdır…Truman Show kesin…

Asist krallığında 162 ile elbette Giggs zirvede ama 110 ile ikinci olan Fabregas’ın performansı şaşırtıcı. Bir ara Barcelona’ya gitmesine rağmen…2003 sezonunda Henry’nin 20 asist yapması da inanılmaz bir şeydir bana göre…

En fazla kırmızı kartın bir küçük takım (şerefsiz) futbolcusu tarafından görülmesi gerekirken bu alanda 8 ile Viera’nın zirvede olduğunu görüyoruz. İki küçük takım oyuncusuyla bu rekoru paylaşıyor ama sıradışı bir şey olduğunu belirtmemiz lazım. Az şerefsiz değildi…

ManU’nun 9-0’lık ev, 1-8’lik deplasman rekorları var…

Sayılar böyle…

İngilitere izlenmeye değer mi?

Hala öyle ama önümüzdeki 10 senede neler olacak açıkçası biraz korkuyorum. Saçma sapan şeylerin olma olasılığı bence daha fazladır…

Bekleyip göreceğiz….

İyi günler.

Not: Yazım yanlışlarına bakamayacağım.

Bu yazı Futbol, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.