Samsung S3 fiyatına Atina gezisi (keyfi)

Merhaba arkadaşlar, nasılsınız?

Şubat ayında üç günlüğüne Atina’ya gittim. İzlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Genel prensibimden birçok Facebook yazısında bahsetmiştim: Feys üzerinden pahalı zevklerin ve pahalı seyahatlerin paylaşılmasını doğru bulmuyorum. 
Bu prensibin 70’li yıllardaki solcuların takındığı arabesk tutumla yani “Birinci sigarası içilecek” kararıyla alakası yok. Sosyalistlerin de normal insanlar olduğunu, onların da bir takım özel zevkleri olabileceğini göstermeliyiz. Fakat bunu yaparken dediğim gibi aşırıya kaçan eylemler uyumsuz ve antipatik bir görüntü çıkarıyor ortaya. Biraz ayıp oluyor yani. 

Bu yüzden, bir Samsung S3 fiyatına yani 800 Türk Lirasına denk gelen bir seyahatin izlenimlerini paylaşmak ayıp olmayacaktır. Ayrıca siyaset de yapacağız. 

Tatil nedir sizin için?

Türkiye’de insanlar genelde Antalya’ya falan gidip kredi kartına 2000 lira bayılıp tatil yapıyorlar. Bunu en alt gelir grubu değil de orta ve üst-orta gelir grubuna mensup emekçiler sıklıkla yapıyor. 

Otele yerleşiyorlar. Sabah kahvaltıya yetişmeye çalışıyorlar. Öğlen deniz, sonra akşam yemeğine yetişmeye çalışmak falan. Geceleri de cinsel ilişki peşinde koşuyorlar. 

Bu tatil anlayışı bana göre değil. İşin doğrusu hiç böyle bir tatil yapmadım. 

Allaan Orta Anadolusunda büyüdüğüm için deniz, denize girmek gibi bir olayım olmadı. Benim için tatil, kültür turizmi demektir ve de yalnız gitmektir. Hem “Antalya” tatili hem kültür turizmi yapamayacağım için tercihimi bu yönde kullanıyorum. Deniz tatiline düşman değilim. Ayrıca iki üç senede bir Şile’ye gidiyorum zaten.

Atina seyahatinin şimdiye kadar yaptığım en iyi seyahat olduğunu, çok etkilendiğimi belirtmek istiyorum öncelikle.

Atina, insanlığın en önemli ilerlemesini katettiği yerlerden birisi, belki de birincisi. İnsanlığın birinci lige çıktığı yer. Engels’e göre ilk devlet örgütlenmesini orada görüyoruz. Bu örgütlenmenin sömürü, baskı, kan getirdiğini (ki getirmiştir) söyleyip tarihin mantığına, ilerleme mekanizmasına küserseniz bilimsel ve diyalektik düşünmüyorsunuz demektir.

Bu anlamda hayran oğlu/kızı hayran kaldım Atina’ya. O arayışçılığı, o üretme tutkusunu, o iradeyi, o yön verme çabasını hala gözlemleyebiliyorsunuz, koklayabiliyorsunuz.

Uçağım çok erken olduğu için Beylikdüzü’ndeki teyzemlerde kaldım. Metrobüse (Metrobüs nasıl yazılır?) bindim ve sırasıyla Avcılar, Beylikdüzü Belediyesi, Cehennemin Dibi, Beylikdüzü duraklarını takip ettikten sonra son durakta indim. Az ötesi Yunanistan’dı zaten. 

Yurtdışına giderken gidiş anı, her anıyla ne kadar coşkulu ve heyecanlı ise dönüş anı da aynı oranda tüm anlarıyla sıkıcıdır. O evden çıkış anı, havaalanına giriş anı, çek-in’den sonra “free” bölgeye giriş falan hepsi insana tuhaf duygular hissettirir. 
Artık başka bir hayat başlamıştır. Farklı bir evredesinizdir. Her şey farklıdır. Düşündüğünüz dilde konuşmadığınız için sanki yaşamıyorsunuz, bir çeşit rüyadasınız. 

İnsanı beş dakka rahat bırakmayan yoğun merak duygusu, görme anlama kavrama isteği sizi sizden alıyor.

Seyahat başlayana kadar bunlar oldu. Sonrasındaki ayrıntıları resimlerin altında bulacaksınız. Burayı tıklayınız.  

İyi günler.

Bu yazı Atina, mimari, Seyahat, SYRIZA, yunanistan, Yunanistan Komünist Partisi kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.