Kavacık Ukkaşe Şarküteri


Merhaba arkadaşlar, nasılsınız?
Bir Çin bedduası vardır: İlginç zamanlarda yaşayasın…
Yeme, içme söz konusu olduğunda “ilginç” zamanlarda yaşadığımız bir gerçek.
Şanslı mıyız, şanssız mıyız bilemiyorum.
Çok kötü gıdalarla besleniyoruz şu anda. Paraya kıymanız bile bu durumu değiştirmiyor. AVM’lerde açılan “organik ürünler” dükkanları veya süpermarketlerdeki “doğal gıda” reyonları bizlere sadece tebessüm ettiriyor, ettirmeli.
Ata tohumlarının yasaklandığı bir ülkedeyiz. Evinizde kendiniz ürünleri yetiştirmek isteseniz bile tohumlar doğal değil.
Iğdır’a, o her sene coğrafya sorusu olarak çıkan Erzurum-Kars platosuna Hollanda’dan plastikten inekler getiriyorlar.
Türkiye’nin 1980 yılındaki koyun sayısıyla 2010 yılındaki koyun sayısı aynı. Yeni koyunlar da plastikten.
Fakat bir 15 sene önce böyle değildi.
O yüzden ilginç zamanlardayız diyorum. Endüstriyel gıdanın kurumsallaştığı bir çağa denk geldik. Şanslı olduğumuz anlar da oldu ama artık hep beraber kötü gıdalara mecburuz.
Hala tam anlamıyla çaresiz değiliz. Tükenmedik.
Bugün böyle bir tesisin tanıtımını yapacağız.
Ben kötü bir şey yeyince mutsuz oluyorum resmen, o yüzden iyi diye kodladığım yerlere sonuna kadar bağlı kalıyorum.
Kavacık’ta yer alan Ukkaşe Şarküteri böyle bir yer. Adresini tam olarak bilmiyorum. Hidiv Kasrı’na giderken sağda.
Buradan aldığım içli köfte, mantı ve Maraş dondurmasına doyamıyorum.
İçli köfteden başlayalım. Bazı turistik restoran menülerinde “sentimental meatball” diye geçen bu yiyecek benim favori yiyeceklerimden biridir. Bundan yaklaşık 10 sene önce bir Adana el yapımı içli köfte yemiştim, o, benim bugüne kadar yediğim en güzel yiyecekti. Onun kadar olmasa da ona yakın bir lezzeti var Ukkaşe’nin içli köftesinin. İçinde ceviz olması benim için tek eksisidir. Fakat kıyması falan her şeyiyle farklı olduğunu ağzınıza alınca anlıyorsunuz. Zaten adamın dediğine göre Maraş’tan el yapımı olarak geliyormuş. İstanbul’da iyi yapan yerler biliyorsanız bana yazabilirsiniz ama şimdilik benim favorim bu. Bu arada ben haşlama seviyorum içli köfteyi. Üstüne de limon dökmeyi. Yanında kaliteli turşu ve kaliteli salata varsa, masayı yerim.
Mantı da özel bir yiyecektir benim için. Çok fazla mantıcı var her yerde ama bunların neredeyse tamamı mantı değil soyalı plastik satıyorlar. Ukkaşe’nin iddiası, mantının da el yapımı olduğu ve malzemelerin gerçek olduğu yönünde. Bana çok iyi gibi geliyor. Evde yaptığınız zaman sarımsakta sınırları zorlayabiliriyorum, ayrıca Gaziantep’ten getirttiğim biber salçasıyla mükemmel bir öttürgenlik kıvamı yakalayabiliyorum. Dinlene dinlene yiyorum.
Maraş dondurmasının farkını diğerlerinden daha fazla ayırt edebiliyorsunuz. Dondurmada esas belirleyici Vedat Milor’a göre keçi sütünden yapılması. Süt tozundan değil. O Algidalar, o Maxlar, o Kornettolar dondurma değil. Onlar dondurmaysa Ukkaşeninki uzaylı dondurması.
Elbette biraz pahalılar ama artık durum böyle. İyi gıdalara erişmek istiyorsak arayışçı (arayışçı mı o da ne demek?) olacağız ve biraz terleyeceğiz.
Ukkaşe Şarküteri…
Sonuna kadar tavsiye ediyorum.
İyi günler.
Bu yazı ukkaşe şarküteri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.