2019 Seyahatleri ve İzlenimleri

Son iki senedir, ocak ayının başlarında bu temaya sahip yazılar yazıyorum. 2017’de 33 şehre gittiğimi ve bir daha o sayının yarısına bile ulaşamayacağımı yazmıştım. Yanılmıştım. 2018’te 32 yapmıştım. 2018’in yarısında bir daha o sayının yarısına bile ulaşamayacağımın ise kesin olduğunu belirtmiştim. Çünkü TR’den 14 şehir kalmıştı. 2019’da tahmin ettiğim oldu ve o sayının değil yarısına ulaşmak ancak 1/10’una ulaştım…

2019 yılında sadece Atina, Kahire ve İznik’e seyahat ettim. Ailemi ziyaret etmek için yaptığım Ankara gezilerini saymıyorum artık fakat dün bir albümle tanıttığım Tarihi Ankara-İstanbul Yolu gezisini de bir etkinlik sayarsak sayı dört oluyor.

TR bitti, Avrupa bitti, para bitti…

Bu sene bu üç faktör 30’ları görmemi engelledi.

Bu sene yazın ful İngilizce kursunda çalıştım çünkü para lazımdı. Krizden dolayı paramı alamadım. Daha doğrusu ekim ayında ayrılmış olmama ve hala ufak ufak almaya devam ediyor olmama rağmen içeride param var.

Bu sene seyahatleri engelleyen en önemli sebep ev almış olmamızdır. Yanlış anlaşılmasın zırlayacak değilim. Bunu ayıp sayarım. Ev sahibi olanlar kiracı olmanın ne demek olduğunu bilmezler ve boş boş konuşurlar…

Her şeyde böyle. (Handikaplı) bir şey olmayanlar örneğin Kürt, Alevi, kadın, eş cinsel, yoksul, asosyal, popüler olmayan insan, şişman, çirkin;, o şey olmanın ne demek olduğunu anlayamazlar ve boş boş konuşurlar sürekli. Ev sahibi olmak çok önemli bir avantajdır. Ev kredisini ödeyebilecek durumda olmak da önemli bir avantajdır. Bunu yapamayan milyonlarca insan vardır. Ev taksitlerinden dolayı mağdur ayağına yatıp zırlayanlar bana çok itici gelir. Ev taksitleri iki, maksimum üç yıl insanları zorlar. Sonra normale dönülür. Borç bitince de oldukça kebap bir hayat başlar.

Kıyaslama yapmak bir sanattır. Ev sahibi olanlar kıyaslamayı, kendilerine göre birçok avantaja sahip insanlara göre değil kendi eski hallerine göre yapmalıdırlar. Dolayısıyla zırlamıyorum. Mağdur falan değilim. Etrafımda benden daha çok seyahat etmiş bir insan yok. Yakın zamanda da krizden çıkacağım ve mağdur olmamaya devam edeceğim. Zırlamak çok popüler bu ülkede. Bu ülkede kafasını çalıştıran, planlı programlı hareket eden mahvolmaz. Bu ülke bir muz cumhuriyeti, kaotik bir ülke değildir. Bu ülkede tarumar olmak kolay değil zordur. Bu paragrafta büyük ideolojik analizler değil gündelik hayatın özellikleri ele alınmıştır.

TR’de 14 milyon hane kendi evinde otururken, 6 milyon hane kira ödüyormuş. 20, 30 sene sonra nüfusun 100 milyona gelip duracağı ve bu süre içerisinde, yeni teknolojiler sayesinde kolaylıkla inşa edilecek, milyonlarca ev hesaba katıldığında TR’nin konut sorunu çözülecektir diyebiliriz. Öldük, bittik, mahvolduk’la nereye kadar? Nüfusun %57’si kira nedir bilmiyor, burası gariban bir ülke midir?

Değildir.

Basına yansıyan münferit, karmaşık ve radikal haberleri bir kenara bırakın ve genel tabloyu bir düşünün derim…

Bu yazı Seyahat, Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.