İlyas Salman Sineması: Sidekick’lik Benim Kaderimdir

17353536_984111118391123_1281383971320173819_n

“Versen dögiler, vermesen gene dögiler!” Banker Bilo, 1980.

“Sizinle tokalaşmak istemiyorum. Bu ülkenin değerlerini emperyalistlere peşkeş çekenlerle tokalaşmam.” (Turgut Özal’a) İlyas Salman.

“Ertem Eğilmez hayata tersinden bakardı.” İlyas Salman.

“Türk sinemasında en güzel popo İlyas Salman’a aittir.” Ayşen Gruda.

“Dünyayı bilmeyenler fuzuli yer işgal ediyorlar dünyada. Hepsine dava açmaya hazırlanıyorum.” İlyas Salman.

“Valla kayınço, senin gibi beygirler oldukça biz daha çok sırtta gezeriz.” Dolap Beygiri, 1980.

“Keşke daha deli olsaydım.” İlyas Salman.

A: Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu?
İlyas Salman: Öksüz Memed

İlyas Salman’ın sinemasına ve hayatına bir bakalım…

Star-toplum ilişkisi ilgimi çeker. Bu konuda yazılar da yazdım. Bazı müzisyenlerle ilgili yazılar yazmakla beraber sinema oyuncuları ile ilgili yazdığım yazıların bir devamı olarak düşünün bu İS yazısını. İddia ettiğim sayı dörttü. Yani Türkiye’de fenomen olmuş, bir nevi kolektif davranış değişikliğine yol açmış dört oyuncu olduğunu iddia etmiştim. Türkan Şoray, Yılmaz Güney, Kemal Sunal ve Müjde Ar için fenomen yakıştırması yapmıştım.

İlyas Salman, tıpkı Şener Şen gibi, bir fenomen değil ama önemli bir stardır. Kemal Sunal’ın fenomenliğine gidiyoruz yine. Onun varlığının, onun toplumla girdiği ilişkinin ortaya çıkardığı bir insandır İlyas Salman. Kendi öznelliklerini barındırarak…Buraya döneceğiz. Zaten çoğunlukla bu yazıda buradan ekmek yiyeceğiz.

Sidekick ne demek? Side=yan, kick=tekme…Yan’la da tekme’yle de alakalı. Bir kurgu eserde veya gerçek hayatta, birincil değerde önemli olan karakterin yanında yer alıp onun gölgesinde kalan demektir. Argoda “daşşakoğlanı” diye bu tabiri tam karşılayan bir tabir vardır.

İlyas Salman, üç dört film sonra başrole yerleşmiştir ama sidekick’liği üzerinden bir türlü atamamıştır. Hep ezilen, hor görülen, dayak yiyen karakterdir. Kemal Sunal etkisidir bu.

Bir röportajında “Kibar Feyzo”da rol almaktan dolayı pişman olduğunu söylemiştir. Oradaki Bilo karakteri –ki bu isimde beş filmi vardır- üzerine yapışmış kalmıştır. Bunun sebeplerinin en başına Türk sinemasının arayışçı değil ekmek yiyici olduğunu yazmalıyız. Bir şeyi tutturunca oradan ne kadar ekmek yenilecekse yenir.

Hayatına bakalım: 1949 Malatya Arguvan doğumlu. Bu, önemli. Aslında sinemada daha çok Kürt karakterleri canlandırmıştır. O yılların sinemasında elbette Kürt kimliği açıkça dile getirilemiyordu ama bu, ima ediliyordu. En tipik ve en önemli filmi Banker Bilo’da Kahtalıdır örneğin. Tip olarak da –ki tip olayına geleceğiz- kürde benzemektedir ama değildir. Türkmen olduğunu (yani Alevi) röportajlarda belirtmiştir. Kürt değildir yani. Biraz deli olduğu için –ki delilik olayına geleceğiz- dediği hiçbir şeye güvenmiyorum. Yetenekli bir oyuncu olduğu için, o yıllarda daha dinamik olan tiyatro sektöründe iş bulmuştur. Birlikte oynadığı Şener Şen’in teşvikiyle “Çöpçüler Kralı”ndaki (1977) diğer –Kürt- kapıcı rolüyle sinemaya atılmıştır. Daha önce Cüneyt Arkın’ın bir filminde ufak bir rolü olmuştur ama pek kimseler bilmez. 1978 yılındaki “Kibar Feyzo” ve oradaki ‘sidekick’ Bilo karakteri hayatını belirlemiştir. İlk başrolü 1979 yılındaki Ertem Eğilmez filmi olan “Erkek Güzeli Sefil Bilo”dur ama bu film pek beğenilmemiştir. 1980 yılındaki “Banker Bilo”yla artık bir sinema starıdır.

Bana göre Türk sineması 1985-86’da ölmüştür. O beş altı yıl bayağı star muamelesi görmüş ve gerçekten de öyle olmuştur. Bugün bile ilgiyle izlenen filmlerde rol almıştır. Sonrası tam bir sefalet. Video piyasası için alelacele çekilen uydurmasyon filmler ve giderek açığa çıkan alkoliklik-tuhaf adamlık tarafı…

En sevdiğim 10 Türk filmi listemde yer alan “Sarı Mersedes”i 1992’de çekmiştir. Sinema ölünce, onun da devri bitince türkcülük, şairlik, konuşmacılık gibi işlere yönelmiştir.

İlhan Mansız’ın Beşiktaş kariyeri gibi bir starlık kariyeri…

Geriye kalan nedir? Geçen sene lise öğrencilerine İlyas Salman’ı tanıyıp tanımadıklarını sormuştum. Orta karar bir Anadolu lisesiydi. Sonucu tahmin etmiş ve tırsmıştım. Evet tanımıyorlardı. Bizler ise sağdan soldan sürekli saçma sapan olayların yaşandığı çoğunlukla içkiyle süslenmiş hikayeler duyuyoruz.

Bir ikinci baharı yaşamıyor İlyas Salman çünkü aslında bir, birinci baharı da olmadı.

Oyunculuğuna bakacak olursak bence çok çok iyi bir oyuncudur. “Sarı Mersedes”te destan yazar. 1985’ten önceki film gibi filmlerinde de her daim parlamıştır. Başroldeyken bile ezilmeyi bu kadar iyi başarıyorsa kötü bir oyuncu olduğu düşünülemez.

TİP

Dış görünüş çok önemlidir. Güzel bir insan güzel olmayan bir insana karşı birçok avantaja sahiptir. Toplumun bakış açısı oldukça farklıdır ilk başta. Psikolojik avantaj sağlar en başta güzel kişi. Kim güzel olup da öyle değil diyorsa veya “herkesin kendine göre güzel bir tarafı var” diyorsa o kişiyi esnaf ve de riyakar bulurum. Elbette her durumda böyledir veya güzeller her daim mutlu, huzurludur demiyorum ama somut veya psikolojik bir takım avantajları olduğunu da öne sürüyorum. Sinemada güzellik çok önemlidir. Bazen de İlyas Salman örneğinde olduğu gibi dikkat çekecek düzeyde çirkinlik iş yapabilmektedir. Bu kişinin çok iyi bir oyuncu olması gerekir yalnız.

Sinan Çetin, 1981 yılında İlyas Salman ve Müjde Ar ile bir film çeker. Çekim esnasında İlyas Salman filmin adını başka bir şey zanneder ve ilk defa galada, afişte görür. Bu arada tek kelimeyle enfes bir filmdir. TV’lerde çok yayınlanmadı. Şu anda Youtube’da var.

İlyas Salman’ın tipi ‘sidekick’ Bilo karakteri için bağıra bağıra davetiye çıkarıyordu. Seyirci de bunu tutunca aksi düşünülemedi. Kemal Sunal yazımda bahsetmiştim, seyirci Kemal Sunal’da olmak istediği karakteri görmüştü. İlyas Salman’da da ezmek, dalga geçmek istediği karakteri gördü. Bu toplumda zayıfın üzerine çullanma eğiliminin oldukça güçlü olduğunu düşünüyorum. Tabi bunun diğer boyutu da güçlüden yana tavır almak, güce boyun eğmektir…İlyas Salman sineması bize bunu bir kez daha kanıtlar. Şener Şen ‘sidekick’likten ustaca sıyrılabilmiştir ama İlyas Salman, büyük oranda tipinden dolayı bu sıyrılmayı yapamamıştır.

DELİLİK / ALKOLİZM

Kendisiyle ilgili birçok hikaye duydum. Hep bir yerlere içkili gidip etkinliği skandallarıyla berbat ettiğini duyuyorum. TV’lere de birçok görüntü yansımıştır. Bu olay sanatını etkilemiş midir etkilememiş midir? Bununla ilgilenmeyi öneriyorum. 1985’te ölen sinema uzun süre kendisine gelemedi. Bir daha asla eskisi gibi olamadı, olamazdı. Bugün on binlerle ölçülen insana hitap eden nitelikli bir sinema ve milyonlarca insana hitap eden saçma sapan bir sinema var Türkiye’de. Deli ve alkolik olmayan Şener Şen 1985’ten sonra neler yapmıştır örneğin? Yavuz Turgul’un filmleri dışında varlık göstermemiştir. Onların da çoğu iyi film değildir bana göre. İlyas Salman deli ve alkolik olmasaydı elbette birkaç tane nitelikli filmde rol alabilirdi ama ölmüş olan sinemada, tek başına star olarak kalmaya devam edemezdi. Fenomen Kemal Sunal bile teslim olmuştu. Düşüncelerim bunlardır.

SİYASET

Sol politik bir figürdür. Kendisini 2011 1 Mayıs’ında Taksim’de görmüştüm ve kendisiyle fotoğraf çektirmiştim. Böyle bir şey nasıl yaptım hala anlayamıyorum. Çocukluk kahramanlarımdan birini birden karşımda görünce her şeyi unutmuştum. Neyse deli dedik ya İS’nin Türk Solu adlı manyak dergide yazılar yazmış olduğundan bahsetmeden olmaz. İşçi Partisi’nden ayrılan bir grup manyağın oluşturduğu bu güruh sanırım Türkiye’de alanen ırkçılık yapan tek oluşumdur. MHP ve diğer sağ partiler bile açıkça isim telaffuz etmekten kaçınırken bu grup kafayı Kürtlerle bozmuş gibidir. Lahmacun ve çiğ köfte yemeyi boykot etmeyi önermektedirler ciddi ciddi, daha ne diyeyim! İS bunların dergisinden uzunca bir süre yazı yazmıştır. Bu, kaçıklıkla açıklanması zor bir durumdur.

KEMAL SUNAL ETKİSİ

Aydemir Akbaş’ın “Şaban” adını aldığı bir film vardır. Aydemir Akbaş “başarılı olamamış” bir KS taklididir. İlyas Salman’ın 1985’ten sonra video piyasayı için çektiği dandik filmlerde Şaban adını alabileceğinden şüphelenmiştim ama yokmuş. İlyas Salman için Kemal Sunal’ın taklidi diyemeyiz ancak onun açtığı “tek adam komedisi” ekolüne dahil olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Kibar Feyzo’daki ‘sidekick’ Bilo karakterinin üzerine asıl kaldığını da belirtmiştik. Kendisinin bu rolde oynadığına dair pişmanlığını da söylemiştik. Öyle işte, Türk sineması bir insanı star yapıyorsa onu posası çıkana kadar sömürür. Ona klişeleri dayatır. Hatta bu örnekte görüldüğü gibi başkalarının klişesini bile dayatabilir. Bu ikisi arasında sürekli bir kıyaslama vardır ancak kıyaslamalar Kemal Sunal’ın özellikleri üzerindendir. Araları iyidir bu arada. Birbirlerini severler. Bugün olsa pek mümkün olmayacak bir şey. Eskiden hoşgörü üç beş gram vardı.

Böyle işte…

Geçenlerde Banker Bilo’nun çekildiği mekana gitmiştim. Tuhaf olmuştum. Bilo’nun sildiği o merdivenlere çıktım. Neredeyse o ezilmişliği hisseder gibi oldum. Öfke duydum Maho’ya. Bu yazıyı yazmaya karar verdim. Uzun süredir düşünüyordum da harekete geçmeye karar verdim diyelim.

Her daim seviyoruz kendisini…

“Hele sor bi, niye yaptım?”

“Sormuyorum ula! Her seferinde beni kandırıyorsun. Peki ula, söyle bakalım, niye yaptın?”

Bu yazı Sinema, Uncategorized kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.