Muhafazakarlık Tepetakla Gidiyor

rumeysa2-1

Türklerin kıyamete kadar bir CHP milleti olmaya doğru adım adım gittiklerini düşündüğümü defalarca yazdım.

Araştırma şirketi KONDA’nın yaptığı bir çalışma beni haklı çıkartıyor. 2008 ve 2018 yıllarINDA aynı sorularla 15-29 yaş arasındaki gençlere gitmişler. Muhafazakar partinin tarihinde hiç olmadığı kadar fazla oy almasına, rekor süredir tek başına iktidarda olmasına ve somut adımlar konusunda hiç olamadığı kadar zorlamış olmasına rağmen gençler muhafazakarlığa yüz vermiyorlar… Ondan adım adım kopuyorlar.

Sebebi çok basit. Muhafazakar yaşam çok renksizdir. Yalnız burada gerçek muhafazakar yaşamı anlayalım. Yani sizin kafanızı gömdüğünüz, yokmuş gibi yaptığınız skandal ayet ve hadisler ışığında bir yaşam. Görseldeki kadının erkekler önünde müzik yaparak büyük bir çelişkiye imza attığını düşündüğünü söylesek “Oooo, olur mu öyle şey! Ne var bunda? Ne güzel bir görüntü. Kime göre neye göre? Herkes işine baksın. İnsanların kıyafetleriyle uğraşmayın.” dersiniz ve size bu konuda hiçbir şey anlatılamaz. Öyleyseniz bu yazıyı okumayı bırakın ve beni bir daha aramayın.

Muhafazakar alimlerin onlarca yıl boyunca üzerinde çalıştıkları, bildikleri, hayata geçirmeye çalıştıkları gerçek muhafazakar yaşam çok renksizdir. Eğitim seviyesi artan, şehirlerde yaşamaya başlayan, teknoloji sayesinde dünyanın her yerindeki her şeyi gören bir genç insana bunları yedirebilmeniz çok zor. Olmuyor da zaten. Gelsin esnaf inaançlılık o zaman.

Türkiye’de ciddi kimliksel bölünmeler olduğu için insanların yakın çevreleriyle restleşip, onların tam tersi davranış kalıpları geliştirmelerini beklemek gerçekçi değil ama soru işaretleri akla bir girdi mi bir daha çıkmıyor işte. Gençler büyük bir dönüşüm içerisinde. Yaşlılar bu dönüşümü kolay kolay göstermezler. Bir yaşlının ciddi dönüşüm geçirmesi demek bütün hayatını boşu boşuna yaşadığı hissiyatını kendisine verir ki bu da ciddi bir bunalım sebebidir. O yüzden onlar da doğru bildiklerinin doğru olduğuna inanıyor gibi görünmeye devam ederler.

Bakalım neler sormuşlar gençlere:

Eğitim durumları çok değişmiş. Lise mezunu olma oranı %29’dan %55’e çıkmış. Üniversite 16’dan 22’ye. Lise altı olma durumu 55’ten 32’ye düşmüş. Eğitim ne kadar niteliksiz olursa olsun o binada yer almak, başkalarıyla (kızlarla) oturmak kalkmak dönüştürücü bir etkiye sahiptir.

Kendilerine “modern” diyenler 29’dan 42’ye çıkmış… Neredeyse yarı oranında artmış. “Dindar muhafazakar” diyenler 25’ten 15’e düşmüş. Bütün Ak Parti ideologları kendilerine böyle der herhalde. Esnaf bir tanımlama olan “geleneksel muhafazakar” diyenlerin oranı 45’ten 43’e düşmüş. Bunlar duruma göre CHP’ye çok kolay oy verebilirler ve o yaşam tarzına anında adapte olabilirler. O yaşam tarzı da renkli (bira, beğeni, şort, flört, heyecan) medeni ve insan evrimine daha uygun olduğu için bir daha da vazgeçmezler onlardan.

Kendilerine “dindar” diyenler %51’den %43’e düşmüş. “İnançlı” diyenlerin oranı 34’ten 43’e çıkmış. Demek ki önemli sorumluluklar yükleyen bir adlandırmadan, ne şiş yakacak ne de kebabı yakacak bir olan bir adlandırma daha tercih edilir hale gelmiş. “Sofu” 10’dan beşe yallah… “Ateist” 2’den 4’e… Bu konuya da değinmiştik, “ateizm” kelimesi TR’de kirletilmiş bir kelimedir. Ateist denince değer yargıları olmayan, zevk ve çıkarı için her şeyi yapan, vicdansız ve biraz da ahmak insanlar anlaşılıyor oysa ateist olmak hem cesaret gerektirir hem önemli bir okuma, araştırma süreci talep eder. İnsanların kendilerini nasıl adlandırdıkları önemlidir. Bu aşamada takiye yapan da çok olur çünkü bir topluluğa ait olarak hissetmek ister kendini insan. Bunu yapmayanlar sorunlu, hasta ruhlu, kötü insanlar olarak algılanırlar. %4 ateist diyormuş kendisine ama ateist gibi yaşayan milyonlarca insan var.

Başörtüsü örtenlerin oranı 53’ten 35’e düşmüş… Muhafazakarlar için korkunç bir düşüş oranıdır bu. Bu yaş grubunda örtülü olup da örtülü olmanın gerektirdiği gibi hal ve tavırlar takınan genç kadın oranının kaç olduğu yorumunu herkes yapsın lütfen. Mesela örtülü bir kadın düğünde “twerk” yapamaz bana (ve İslam’ı gözüyle anlamış alimlere) göre… “Kime göre neye göre? Bak ne hoş bir görüntü. Artık şu insanların kıyafetleriyle uğraşmayı bir bırakın ya. Ne olmuş ki ne var bunda? Önemli olan insanın içidir, yüreğidir.” Bu soruda bir de “türban” takan oranı var, o da 9’dan 6’ya düşmüş. Sanırım ilçelerde ve köylerdeki larç baş bağlama yöntemiyle tek bir saç telini göstermeyen (ama başka birçok şeyi belli eden) bir örtünme şekli kastediliyor. Çarşaf ve peçe yüzde 1 iki sonuçta da. Bunların ve sarık/cübbenin TR toplumu için artık marjinallik oldukları anlaşılmıştır. “Örtmüyor” diyenlerin oranı 37’den 58’e çıkmış. 10 senede gelinen nokta bu. Şimdi bu 58, 10 sene sonra 78 olacak ve bunların kızları da örtünmeyecekler elbette. 30’ların çetin mücadelesi kazanılmış olacak böylece.

Çalışma durumu da ilginç. Öğrenci olanlar %12’den %41’e çıkmış. Ev hanımı olma durumu 26’dan 13’e. Kadının çalışmasının kıyamet alametlerinden olduğunu belirten hadisler vardır. Kadın erkek yan yana geliyorlar çok sık. Geçmiş olsun…

Son üç ayda kültürel bir etkinliğe katılmış olma durumu 42’den 69’a çıkmış. Muhafazakarlığın kültürü bellidir: ebru, hat, minyatür, ney, ilahi, karagöz… O “arsız” romanlar, filmler, müzikler, fotoğrafların önünde duramaz bunlar.

Annesi üniversite mezunu olanların sayısı 7’den 13’e çıkmış. Bu da etkilidir.

Medeni duruma bakalım. %60 bekarken %75 bekara çıkmış. Artık flört etme olanakları o kadar çok ve çeşitli, şehirleşme o kadar yaygın ki bu genç ve bekar insanları bir arada tutamazsınız. Erzurum’da kalenin etrafında tanık olduğum manzaraları anımsıyorum. Erzurum’da onları yapan İstanbul’da neler yapmaz. Flörtün haram olduğunu duvara yazan kişi geri zekalı değildi. Bu olgunun büyük bir çözücü yanı olduğunu anlamıştı.

Mutlu olduğunu beyan edenler 58’den 51’e düşmüş. Çözülen bir toplum bir sürü çelişki yükler bireylerine. Onunla ilgili olabilir. Ekonomik de etkendir.

Oruç tutanlar 74’ten 58’e gerilemiş. Yalan söyleyenleri çıkarırsak oran bayağı düşer. Namaz 27’den 24’e düşmüş. Şu anda gençlerin %24’ünün düzenli namaz kıldığına kimse beni inandıramaz…

Farklılıklara saygı diye bir başlık var: Damadının/gelininin farklı dinden olabileceğini düşünen insan sayısı 32’den 48’e çıkmış. Cahillik var burada. Gelin olabilir ama damat olamaz. O zaman İslamiyet olmaz. Farklı mezhepten olabilir 47’den 64’e. Burada Aleviliğin adı anılmalıydı bence. Çünkü Hanefilik veya Şafilik arasında bir reddiye yoktur ama İslamı gerçekten bilen birisinin Aleviyle evlenmemesi gerekir.

Gerektiğinde askerin yönetimi ele alması gerektiğini savunanlar 51’den 22’ye düşmüş. “Demokratikleşme” mi diyelim? Neyse yorum yapmak istemiyorum. Devam edelim:

Gazete okuma 72’den 22’ye düşmüş. Normaldir çünkü artık gazete diye bir şey yok. Mahallelerde gazete bayisi yok. Bir Ümit Cingöz kaldı gazete okuyan.

Sosyal medya kullanımı 69’dan 93’e çıkmış. Geçmiş olsun. Facebook’un giderek bir dayı yeri olmasından ötürü azaldığını Twitter ve özellikle Instagram’ın çılgın attığını görüyoruz. Instagram beğeni ve flört olgularını çok iyi besliyor çünkü.

İşte böyle… Türkler için CHP iktidarı hayırlı olsun diyebiliriz. CHP iktidarı yani bira, şort, flört’te çok daha iyi bir durumda olmak… Türk milliyetçiliği ve rant ekonomisi anlamında muhafazakar iktidarlardan önemli bir farkın olmayacağını düşünüyorum. DYP-SHP koalisyonu vardı bir zamanlar. TR için en iyisi o olur sanırım. Aşırılıklarından arındırılmış bir sağ, esnaf inançlılığın muteber sayılması ve giderek onun da kalmaması, Batılı gibi yaşama çalışan insanlar, diğer etnik toplulukların haklarına saygı duymayan ama MHP gibi beyinsiz söylemler de geliştirmeyen insanlar, daha kurumsallaşmış bir kapitalizm, artmış bir milli gelir, beyni çalışan insanlarda dikkat çekici bir artış, kadın erkek ilişkilerinde eskiye nazaran devrim diyebileceğimiz olumlu gelişmeler…

Benim gördüğüm bu…

Bu yazı siyaset, Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.