Dünyanın En Aromatik Birası

4f03b87d-0e2b-4e4c-8e23-295a20a7b0d4

Evet, fotoğrafta gördüğünüz Schneider Tap 5 adlı biranın böyle bir unvanı var: Dünyanın en aromatik birası…

Aromatik ne demek? Birayı bardağa koyup da kokladığınızda acımtırak şerbetçiotunun yanı sıra bazı aromalar da burnunuza çarpar. Veya çarpsa iyi olur diyelim…Zira kitle biralarında bu pek gerçekleşmez ama bu ve benzeri özel biralarda bu aromaları hissedersiniz. Bu da asla küçümsenmemesi gereken çok özel bir şeydir. Malum, çok yazdık, bira küçümsenen bir içecektir…

Şimdi bu Schneider Tap 5’in inanılmaz aromatik bir tadı var. Kendisi benim Top 4’ümde yer alır. (Weihenstaphaner, Tap 6, Franziskaner, Tap 5…)

Kanyak veya konyak sever misiniz? Ben bayılırım. Ermeni kanyaklarını çok severdim. SSCB ile ilgili okudğum anı kitaplarında da bu şeye çok iyi övgüler düzülüyordu ancak geçen sene bir şekilde elime bir Fransız kanyağı geçti. Zaten konyak aslında Fransa’nın Cognac bölgesinde üretilen brendy’lere verilen addır ve markanın ismi ürüne dönüşmüştür zamanla. Remy Martin’in “16 Nu’lu Oda” adlı konyağı elime geçti…

Dehşet bir şeydi. Şat baradğına dolduruyordunuz (Not: Halil Selim kendisine şat bardağı hediye etmemden önce çay bardağıyla şatları servis ederdi…) ve odayı etkisi altına alıyordu. Yani odada bulunan herkes onun cazibesi altına giriyordu. Çok etkili insanların ortamlarda yaptığına benzer bir şeydi bu…

Tap 5 de aynı şeyi başarıyor. “Kıçı kırık” bir bira olmasına rağmen, bardağa boşaltılınca odadaki herkesi gıdıklıyor. Böyle bir şey olamaz…

Biraz tarih: Bavyera’da 1500’ler de bir “bira saflık yasası” çıkıyor ve birada sadece su, arpa ve şerbetçiotu kullanılabileceği dayatılıyor ve buğday biraları (Not. Ben bir buğday birası insanıyım kesinlikle) sadece aristokratların tüketebileceği bir şey oluyor. Yani kralların birasıdır buğday birası. 1872 yılında Georg Schneider ilk defa buğday birasını kitlelerle buluşturma başarısını gösteriyor. Kitleler demişkin günümüzdeki dandik kitle biralarını anlamayalaım, bunlar gerçekten özel biralar.

O gün bugündür Schneider buğday biraları müthiş bir kaliteyle üretiliyor.

2008 yılında Schneider’in “brewmaster’ı” yani formül geliştiricisi, çok ünlü biri olan Garret Oliver yine Amerikan Brooklyn brewmaster’ı olan, ünlü Peter Drexler’la ortak bir bira yapma projesi geliştiriyorlar. Yani Dostoyevski’nin Angelopulos’ a senaryo yazması gibi bir şey bu…

Almanlar aromada çok iyiler Amerikalılar da şerbetçiotunda çok iyiler…Yani bu bira için demek istiyorum. Aslında ikisi de her türlü iyiler…

2008 yılında Tap 5’in formülünü ortaya çıkarıyorlar.

Minnettarız. TR’de bulunabiliyor. Mekanlarda sizi ayakta kazıklarlar. 35 TL verirsiniz bir Schneider’a ama Metro Grossmarket’lerde 19 TL’ye alırsınız Schneider’ı. 50’lik şişede alırsınız.

Yoğun ve sinir bozucu geçen bir haftanın ardından kendinize bir iyilik ısmarlamak isterseniz, gidin Metro Grossmarket’e ve iki tana Tap 5 çakın. Yapın bu hovardalığı anasını/babasını satayım…Pişman olmazsınız ama birayı veya herhangi bir içkiyi sırf “sarhoş olmak” için içiyorsanız bu yazdıklarımın hiçbiri size hitap etmiyor demektir. O zaman zorlamayalım hiç, görüşmek üzere diyelim…

Tap 5’in en önemli özelliği denge olsa gerek. Hem odadaki herkesi etkileyecek kadar bir aroma yoğunluğu hem de “bu içkiye karakterini veren şey şerbetçiotudur” düsturunu bir an bile unutturmayacak kadar iddialı bir şerbetçiotu etkinliği…Denge budur. Ve denge iyi bir şeydir.

Bu birayı öylesine içemezsiniz. Aromaların ortaya çıkması için ince, uzun ve geniş ağızlı (yani Angelina Jolie gibi) bir bardak şarttır. Ben Weihenstaphaner bardağımı kullandım. Paşabahçe’nin bu tarz bardakları mevcuttur, ararsanız bulabilirsiniz. Mayalar hala canlı olduğu için şişenin dörtte üçünü boşalttıktan sonra kalanı çalkalayıp boşaltın. Zaten bir biranın etiketine bakın, “Maya” ifadesini görüyorsanız bu işlemi yapmak zorundasınız. Mayalar canlıdır ve onları karıştırarak aslınd onları harlamış ve yeni aromaları ortaya çıkarmış olursunuz.

Buğday biraları filtre edilmedikleri için renkleri bulanık olur. Eminim bazıları bunu beğenmez ve ıyyy derler ama bu, aslında bir özelliktir ve pahalı bir şeydir. Tiksinme üzerine etkili olan o kadar çok kültürel ön yargı vardır ki anlatamam…Bu bulanık renk insanın kendisine aşık eder. Fotoğrafını çekip çıktısını aldırtır. Mayalar diplerde harkete etmeye devam eder.

Bir şekilde Metro Grossmarket’e yolunuzu düşürün ve bu bilgiler ışığında için derim…

Not 1: Yazıyı hiç durmadan yazdım, yazım yanlışlarına bakamayacağım.

Not 2: ratebeer sitesinde notu 98’dir ama benim iki numaram olan Tap 6’nın notu 100 üzerinden 100’dür. Yakında onu da yazacağım.

Not 3: Hiçbir ev üreticisi böyle bira yapamaz.

Not 4: Fıçısı olmayan bir biradır çünkü o kadar kitlesel üretilmez, üretilemez.

Not 5: Alkol oranı %8’dir. Bundan üç tane içen sendeler, dört tane içen senete imza atar, beş tane içen “yok mu beni sikeen” diye camdan bağırır. Bir argo deyimdir, affınıza sığınarak kullandım…

Not 6: En son ŞL finalinde Gorki Hayırsever ve Osman Bulut’a bundan tattırdım, maçı bıraktılar.

Not 7: Halil Selim de bunu Tap 6’dan daha çok sevdi.

Alakasız Not: “Öğretmenim siz atmacaya benziyorsunuz…”

Bu yazı Uncategorized, Yiyecek İçecek kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.